"İçinde vardır ezgiyle harmanlanmış bir his."
"Keşfedince olacaksın tüm benliğinle katshiss"
"Az kaldı kutsanmış, çok az..."
Nefes nefese uyanıp , boğazlarım patlayana kadar çığlık atıyordum, elime geçen ne varsa fırlatıyordum çünkü her gece aynı şeyleri duyup, uyandığımda bütün vücudumun mosmor olmasından bıkmıştım artık. Odaya giren annemle beraber birazda olsa rahatlamıştım.
Bu duyduğum cümlelerden hemen sonra mosmor olmuş şekilde uyanıyordum ve belirli günlerde olması beni tedirgin ediyordu.
Her haftanın 4.günü saat 02:52 de oluyordu bu delilik. Kafamı saate çevirip baktığımda saatin 02:52 olduğunu gördüm ve bingo yine şaşmamıştı.
"Hira, kızım dayan az kaldı " Annem hep böyle söylüyordu ölmemi mi gözlüyordu bu kadın anlam veremiyordum.
"Neye az kaldı! Her hafta aynı şeyleri çekiyorum ve senin yaptığın tek şey bana bunları söyleyip hastaneye gitmemi engellemek ve eve kapatmak günden güne deliriyorum görmüyormusun!
Gözlerimden akan yaşlarımı durduramıyordum, annemin de benden bi farkı olmadığını gördüm.
"Şu Saçmalığa artık bir son ver, yoksa kendi sonumu getireceğim anlıyormusun!?
"Tatlım lütfen sakin ol, yarın sabah öğreneceksin içini ferah tut"
Söylediği şeyle birlikte sağlam bir kahkaha patlattım.
"Sen kafayı yemişsin"
"İçinde ki yüceliğe ulaşmana az kaldı kızım dayan."
Annemin saçmalıklarını daha fazla dinlemek istemiyordum ki zaten çok yorgundum, içimde patlamaya hazır birşeyler hissediyordum. Tam o sırada aniden kapıdan gelen sesle birlikte ayağa fırladım, annemin çıktığını anlamıştım.
Hızlıca yataktan fırladım ve hemen aynanın önüne geçip tişörtümü sıyırdım. Aynaya pek bakamıyordum çünkü bunun gördüklerim arasında en kötüsü olduğunu hissediyordum. Sırtımı biraz zorlanarakta olsa döndüm ve gördüğüm manzara tam anlamıyla inanılmaz kötüydü.
Ve bu kesinlikle gördüklerim arasında en kötüsüydü. Her hafta dahada kötüye gidiyordum ve sanırım sonunda yok olacağım.
Boynumdan başlayıp, bel gamzelerime kadar oluşan su torbaları ve morluklar vardı geri kalanından bahsetmek bile istemiyordum tam bir kaos içindeydi.
Usulca yatağıma girip sabahı iple çekmeye başladım, umarım annemin bana mantıklı bir açıklaması vardır ama içimden bir ses bu saçmalığın nedenini bildiğini söylüyor.Umarım bir açıklaman vardır anne.Umarım.
"Eminmisin Nora, böylesini yüzyıllar öncesinde sadece kimde gördüğümüzü hatırlıyorsun değilmi?
"Hatırlıyorum Hena hatırlıyorum işte beni korkutan da bu, kaldırabileceğini düşünmüyorum"
"Hayır Nora, kaldıramayacak olsa Yüce Tanrı Yüsa onu bu güçle kutsamazdı. Bizim aradığımız o, sende biliyorsun. Bulduk Nora, Katshiss'i bulduk.
"Yıllardır beraber yaşıyoruz, nasıl farkedemedim bilmiyorum."
Duyduğum cümlelerden tek bir kelime anlamıştım oda "Katshiss"ydi. Bu kelime her hafta olan zırvalıkta ki cümlelerden birinde geçen kelimeydi. Bunu daha sonra araştırmayı aklımın bi köşesine not ettim.
Hızlıca yataktan kalktım, elimi yüzümü yıkama gereği duymadan hızlıca annemlerin yanına gittim, her saniye merakım büyüyordu. Bakalım şu saçmalık hakkında ne zırvalayacaklar.
"Hira, bizde tam seni uyandırmaya geliyorduk."
Ben tam "biz derken?" diye soracakken, duyduğum diğer sesin sahibi aklıma geldi ve sessizliğimi korudum.
Annemin konuştuğu kadını gözlerimle aramaya başladım ama bulamayınca acaba rüyamıydı diye düşünmekten kendimi alamadım.
Ben kafamda düşüncelerimce boğuşurken bir kadın sesi yankılandı kulaklarımda, sanki tanrı bana seslenmişti çünkü bu ilahi sesin başka bir açıklaması olamazdı.
"Gel tatlım otur yanıma"
Kadının dediğini ikiletmeden yaptım ve yanına usulca oturdum.
"Öncelikle birazdan söyleyeceklerimi duyduktan sonra lütfen kendini kaybetme tatlım"
Sorgular bi bakış atıp bişey demeyince kadın konuşmasına uzun bir soluk alarak devam etti;
"Her hafta sana olan-
"Zırvalık" diyerek kadının lafını kestim ama o aldırmadan bi uzun soluk daha alarak devam etti.
" Her haftanın 4. Günü saat 02:52 de olan şeyler senin deyiminle zırvalıklar sadece senin başına gelmedi tatlım bu evrelerden hepimiz geçtik."
" Ne yani bütün insanlaramı oluyor"
"Hayır sadece bizim gibilere yani Yüce Yüsa tarafından kutsanmış kişilere oluyor. Neden böyle olduğuna gelirsek, her haftanın 4. gecesinde Tanrının çocukları, kutsanmış kişilerin ruhlarındaki güçleri ortaya çıkarmak için bir ayin yapar, işte morluklarının sebebi bu. Üç tanrı çocuğu bir araya gelir ve asıl ruhunu ortaya çıkarmak için kutsal bir nefes yollar, işte bu yüzden boynunun tam altında simetrik olarak 3 morluk var. Bunu duyunca elim istemsizce boynuma gitmişti ama daha önceden farketmemiştim.
Derin bi nefes alıp dinlemeye devam ettim.
"Bu ayin ağır bir ritüel olduğundan vücudun böyle tepkiler veriyordu. Lafı kısa keseceğim tatlım sen kutsanmışlardan yani bizden birisin ama senin sadece bir farkın var oda sen normal güçte biri değilsin sen Yüce Katshiss'sin Tanrı'nın nefesiyle harmanlanmış olansın hira.
"Ne kat-s-hee mi ku-t-kutsanmış mı" Gülmekten doğru dürüst cümle dahi kuramıyordum bu kadın ne içtiyse sağlam içmiş. Evet kesinlikle öyleydi.
Ben gülmeye devam ediyorken annem beni kolumdan tuttu ve sertce sarstı.
"Kendine gel hira karşında Vexena Akademisinin müdüresi duruyor, sende bundan sonra orda eğitim alacağına göre hareketlerine dikkat et."
Duyduğum şeyle başımdan aşağı kaynar sular dökülmesi bir olmuştu, tüm bu deliliklere inanmamı nasıl bekliyor bunlar, kafam almıyor.
Sonunda gülmeyi kestiğimde ciddileşip anneme döndüm, bu saçmalıklara bir son vermem gerekiyor.
"Anne sen kafayı mı yedin?! Tüm bunlara inanmamı nasıl beklersin, Almışsın yanına bir kadın zırvalayıp duruyorsunuz karşı komşunun o aptal küçük kızı Jenny'e bile bunları anlatsan o bile gülüp geçer, o yüzden daha fazla uzatmayın kamera nerde hadi el sağlayacağım"
"Yeter Hira sabrımı zorlama, kendi benliğinden, içindeki mükemmelikten kaçıp durma kızım."
"Annen haklı hira güvenliğin ve eğitilmen için benimle gelmelisin yoksa birkaç gün içinde öleceksin.
Duyduğum cümleyle kaşlarım çatıldı, önce kutsandın gibi saçma şeyler söylüyor sonrada öleceksin diyor iyice delirmiş bunlar başka bir açıklaması olamazdı.
"Öleceksin de ne demek?"
"Her kutsanmışın belirli bir süre içinde Vexena topraklarına ayak basması gerekiyor çünkü aid olduğun yer orası ister istemez ruhun oraya çekilecek ve eğer orda değilsen kalbin duracak, ruhsuz bir bedende kalp atmaz hira."
"Kafamı toplayamıyorum ama ben artık her hafta o acıyı çekmek istemiyorum çok yorulsamda sizinle geleceğim ama hala tüm bunların bir zırvalık olduğunu düşünüyorum."
"Bunların hepsini aşacağız ama öncelikle resmi olarak tanışmadık ben Vexena Akademisinin Müdiresi Hena Lenton"
Diyerek elini bana doğru uzattı, o zırvalıkları birdaha çekmek istemiyorsam daha anlayışlı olmalıydım.
"Beni tanıyorsunuz zaten, hatta beni benden daha iyi tanıyorsunuz. Ama yinede kendimi tanıtmalıyım değil mi? Bende Hira. Hira Mordan.
Tam o sırada etrafı sonsuz bir karanlık sardı, ama saliselik bir şeydi oldu ve bitti.
Neler olduğunu anlamak için Hena'ya baktım ama oda şaşkın görünüyordu.
"Neler olduğu hakkında bir fikri olan varmı? Sorduğum soruya cevap gelmesini çok istiyordum ama kimse ağzını bıçak açmıyordu.
"Sessiz ol hira, sadece sessiz ol"
Hena'nın neden sessiz olmam gerektiğini söylediğini anlamamıştım.
Herkes pür dikkat birbirine bakarken, aniden kapıdan gel 3 tık sesiyle irkildik.
Hena bizi arkasına alarak kapıya doğru ilerdi ve korkusuzca kapıyı bir çırpıda açıverdi.
Nutkum tutulmuş gibiydi, bu... Bu olamazdı. Gözlerimden akan yaşlara mani olamıyordum çünkü yerde karşı komşunun küçük kızı Jenny yatıyordu fakat gözleri açık ve cansız bir şekilde. Üstüne bir kağıt parçası bırakılmıştı ve kağıtta şu yazıyordu;
"Katshiss' yi bulan sadece siz değilsiniz"
VOCÊ ESTÁ LENDO
Katshiss
FantasiaHer haftanın 4. Günü saat 02:52' de Heryeri morluklarla ve çürüklerle dolu olan bir vücutla uyanan herşeyden habersiz bir genç kız... Kutsanmış olduğunu başka kimsenin bilmediğini sanan annesi ve Hena. Ama yanılıyolar... Karanlık onları içine çekmek...
