Çağlar Evi -
Gözlerimi açtığımda tepemde sallanan küçük beyaz ampülün ışığı dışında bir şey göremiyordum. Ağzım kapatılmış, ellerim, kollarım arkama sıkıca bağlanmıştı. Mide bulantımı hissedebiliyordum ama kusarsam kendi kusmuğumda boğulabilirdim. İğrenç. Bunu düşünürken, Kapı gıcırdayrak sonuna kadar açıldı. Kimse gelmedi. Korkuyordum. 'Tanrım bana yard-' Karşıma bir anda biri belirdi. O anda ampül patladı. Karşımdakinin nefesi yüzüme vururken kulağıma doğru eğildi
ve "İyi şanslar küçüğüm." Dedi. Bu ses. Bir erkek. Bu sesi daha öncede duymuştum. "Doğum günün kutlu olsun, Hüma."
Sıçrayarak yatağımdan kalktım. "Ne biçim rüya bu?" diye söylenirken telefonumu alıp sosyal medyada küçük bir gezinti yaptım. Herkes doğum günümü kutlamış iyi de bugün benim doğum günüm deği...
-BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! 31 TEMMUZ BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
Diye bağırırken annem kapıda belirdi gözleri kocaman açılmış bana bakıyordu.
-Kızım noluyor?
-BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM ! Dedim gözlerimi büyüterek.
-Evet bunu biliyorum ama sen doğum günlerini önemsemezsin ki.
-Bu benim 17. Yaş günüm yanii... Dedim uzatarak.
-Ah. Bu gece vampir olacaksın. Dedi ve boynuma sarıldı.
-Evet! Dedim bende ona karşılık vererek.
* Günümü en yakın arkadaşım Alçin ile geçirdim. Bütün gün alış-veriş yapıp vampir olunca olacak güçlerimizi konuştuk. *
İkimizinde doğum günü bugün olduğu için kendimi iyi hissediyorum. Aynı anda doğmuştuk ve aynı anda (yarı) ölecektik.
Akşam 19.00 gibi eve geldiğimizde Alçin'in annesi Sema Teyze ve annem televizyon izliyorlardı. Biraz onlarla sohbet ederken dün Alçin'e aldığım günlüğü ve mini elbiseyi verdim. Çok mutlu oldu. Bunu hissettim. O da bana içi birsürü çikolata, takı ve oyuncaklarla dolu kalpli bir kutu verdi. Arkadaşlığımızın simgesi olarak da aynı kolyeleri taktık. İlerleyen saatlerde hepimizi heycan basmıştı. Sema Teyze'nin kocası Ali Amca'da gelmişti. O da kızının vampir oluşunu görmek için çok endişeleniyor ve heycanlanıyordu.
Saat 23.47'de bizi koltuğa oturtup etrafımızdaki eşyaları kaldırdılar. Bize son bir kez olacakları anlattı;
-İlk olarak kesinlikle elimizi bırakmayın size vereceğimiz güç yarıda kalmamalı,eğer bırakırsanız ölme riskiniz var. Ailenizden biri olduğumuz için 1 kişi size yetecek. Sakin olmaya çalışın dönüşüm aşamasında verdiğimiz kanın hepsini içemezseniz hiçbir güce sahip olamazsınız. İçinizdeki canavarla savaşın.Acı çekmek kolay olmayacak.
5-10 daika sonra Ali Amcayı işten çağırıp hemen gelmesini söylediler kızından özür dileyip hemen gitti.
Zaman yaklaşıyordu. Alçin ile el ele tutuşup gözlerimizi kapattık. Guguklu saatin içindeki ahşap kuş dışarı çıkıp bize saatin 00.00 olduğunu fark ettirdi. Başlıyoruz.
Alçin tırnaklarını elime geçirdi. O başlamıştı. Bana hiçbir şey olmuyordu... Sadece ayaklarımın altından sıcak bir şeyler yükseliyordu. Canım acımıyordu. Biraz geçtikten sonra üst köpek dişlerim hafif biraz daha uzayarak vampir boyuna geldi. Ensemden kıvılcımlar yükseliyormuş gibi bir acı girdi. Şuana kadar hiç acı çekmemiştim. Acıyla bağırdım. Sanki ensem yarılıyormuş gibiydi. Canım çok acıyordu. ÇOK!
Bir anda acı durdu annemin elimi bıraktığını hissettim. Koştuğunu duydum. Elinde mükemmel kokan bir şey vardı. Bardağı ağzıma boşaltıp tekrar ellerimi tuttu. Neden canım yanmıyordu? Evet benim için iyi bir şeydi ama garip...
Bir süre sonra Sema Teyze çok büyük bir çığlık attı. Gözlerimi açtığımda Sema Teyze yere yığılmış ağzından oluk oluk kan fışkırıyordu. Alçin'in gözleri hala kapalı eli havadaydı. Annem bana baktı kafasını yukarı aşağı salladı. Dönüşümüm tamamlanmıştı. Hemen yerimden kalkıp Alçin'in omzunu tuttum. Kendini bulamıyordu. Korkmuştu. Hissedebiliyorum. Vampirlik ile birlikte bu 6. Hissim daha da gelişmişti sanki. Annem Alçin'in elini tutup gözünü kapattı. Onlara bakarken kapı çaldı.
Ali Amca. Koşa koşa kapıya gittim. Açtığımda hafif beyazlamış saçları mavi kızarık gözleri çıkık göbeği ile bana bakıyordu. Ağlamıştı. Beni kenara çekip karısının cansız bedenine baktı. "Hepsi benim hatam. Gitmemeliydim. Sana yardım edebilirdim... Bu benim hatam." diyip duruyordu. Alçin gözlerini açtı. Bir babasına bir annesine bakıyordu. Gözleri beni buduğunda neler hissettiğini hissettim. Bomboş. Çaresiz. Korkmuş. Hiç düşünmeden sarıldım. "Üzgünüm, çok üzgünüm." Diye fısıldadım kulağına. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
*Biraz sakinleştikten sonra gittiler.*
-İyi misin? Dedi annem.
-Değilim. Sema Teyze... O... O nasıl ölebilir?! Dedim ağlamamaya gayret ederek.
-Şşş... Sakin ol. Beni kollarının arasına aldı. O da ağlamamakta güçlük çekiyordu.
-Anne.
-Düzelecek. Her şey düzelecek.
-Umarım.
Biraz oturduktan sonra odama gittim. Kapıyı kapattığım anda ağlamaya başladım. Elimi ağzıma bastırıp sesimi azaltmaya çalıştım.
