Saat 13.15'ti. Alicia olan gücüyle koşuyordu. Sadece 20 dakikası vardı sevgilisini görmek için. Anne ve babasına sahilde olacağını, oradaki çakıl taşlarından toplayacağını söylemişti.
Onu gördü. Karnı çok ağrıyordu. Alicia böyle bir kızdı. Onu sevindiren şeyler vücuduna acıdan başka bir şey vermezdi. Koşa koşa ona sarıldı. Öptü, öpüldü. O, dünyanın en mutlu kadınıydı.
Sahilin tam kenarında banka benzer ahşap oturaklar vardı. Oturdular. 20 dakika boyunca sadece birbirlerinden konuştular. Son 5 dakika ayrılmak zorunda kaldılar.
Alicia'nın sevgilisinin adı Adrian'dı. Adrian, iyi kalpli fakat kindar bir çocuktu. Alicia'yı da çok seviyordu. Ama bazen bir gün ayrılacaklarını düşünürdü çünkü Alicianın babası Adrian'ı hiç sevmezdi. Daha kötüsü Adrian sevdirmek için henüz bir şey yapmamıştı.
Alicia giderken arkasından bakıyordu. Bu kızı ne kadar çok seviyordu. Ama korkuyordu, ölümü bu kızın elinden olacakmış gibi hissediyordu.
YOU ARE READING
MANTRA
RomanceBu hikayeyi 4 arkadaşım için yazıyorum Ms. Maggy was way too young to understand
