1. Bölüm

56 3 0
                                        

Multimedia=Gece

Merhaba ben Gece. Ben kim miyim? Sahi ben kimim? Durun bataklıktaki hayatımı size de anlatiyım.

Hayatının en güzel günlerini çocukluğunda yaşayan bir zavallıyım ben. En güzel günden kastım ne mi? Annemin ben okula giderken saçımı yapması. Saçımı her ne kadar beni dövmek için eline alıp çekip, yolup canımı acıtsa da sonunda nasıl olsa gelişigüzel de olsa topluyordu. Asla anne ve babasından şefkat gören bir kız olmadım her zaman zavallı küçük bir kızdım. Şuan ise 18. yaş gününde odasinin duvar kenarına oturmuş boş boş bileğindeki bilekliğe bakan acınası bir kız. Ailevi meseleleri geçip aşka gelirsek, kimseyle konuşmamamın sonucunda tabiki kimseye aşık olmadım ve çıkmadım. Bir kişi hariç. 9 sene önce ilk ve son aşk duygusunu tattım ben 9. yaş günümde yani. Çıktığım biri vardı ama o yaşta nasıl bir aşk olabilir ki. 9. yaş günümde Emir yani çıktığım çocuk bana ailemin gene beni dövdüğü ve benim gözümde yaş kalmayana kadar ağladığım bir anda abisinin ona aldığı ve kendisinin çok sevdiği bir bilekliği vermiş ve sonsuza dek onu korumamı söylemişti. Sonra sevinçten onu öpmüş ve utançtan önüme bakmadan kaçarken bir araba korna sesi ve vücudumun her köşesinde hissettiğim keskin bir acı beni kendime getirmek üzereyken bilincim kapanmıştı. Sonucunda ise Izmir'den İstanbul'a taşınma kararı. O günden sonra kendime bir daha ağlamama sözü verdim çünkü hayat acımasızdı gözünün yaşına bakmıyordu.

Daha fazla evin içinde  anılarımla boğuşamayacığımı anladığımda siyah kapşonlumu giydikten ve kapşonunu geçirdikten sonra gece kondu olarak adlandırılan evimizin içindeki rutubetli odamın camından atladım ve koşmaya başladım, nereye koştuğumu bilmeden sadece koştum.Bir süre sonra ayaklarım beni daha fazla taşıyamadı ve bir anda yolun ortasına yığıldım. Sonrası çok ani gelişti. Karşıdan hızla gelen araba farları ve bilincimin kapanıp 9 sene önceki anın bir benzerini yaşamam. Hayat gerçekten fazla acımasız.

Gözlerimi açtığımda o iğrenç koku karşıladı beni. Hayır bu sefer rutubet kokusu değil hastane kokusu. Ne hastane mi, nasıl? En son araba... tabii ya. İyi de beni kim getirdi buraya. Ah sırtım aciyor. Ya ben sırt üstü yatmam ki. Umarım sırtımdaki kemer izlerini görmemişlerdir. Saate baktığımda sabah 9.00 olduğunu gördüm. İşe de geç kaldım. Genelde popilerin geldiği bir kafede çalışıyorum. Çalıştığım kafenin adı ise "Doğa Kafe" kafenin içine girdiğinizde sanki bir ormanda gibi hissediyosunuz. Ürkütücü havası beni gerçekten rahatlatıyor.

Kapı sesi duymamla içeri birinin girdiğini anladım ve kafamı sesin geldiği yöne doğru çevirdim. Karşımda sarı saçlı benim yaşlarımda olduğunu tahmin ettiğim bir çocuk vardı. İyi de bu kim. Yüzündeki soğuk ifadeyle bana doğru gelirken ben ona boş bakışlarımı yollamayı sürdürüyordum.

-Bir daha yolun kenarından koş ki yere yığılsan bile en azından araba çarpmaz. Neyse ki önemli bir şeyin yokmuş.

Bu konuşmaları nedense bana 9 sene önceki o anı hatirlattı. Kendime söz vermeseydim ağlardım ama artık duygusuz bir zavallının tekiyim ben. En son Emir bana o bilekliği verdiği gün gülmüştüm ve ondan sonra hiç gülmedim. Biliyor musunuz gamzem var mı, onu bile bilmiyorum ben. Çocuğa döndüm ve aynı soğukluğumla:

-"Doktoru çağır" dedim.Bana önce ters ters baksa da sonra odadan çıktı.

Şuan bütün gücümle uzun ve güçsüz bacaklarımı olabildiğince ileri atıyor, koşabildiğim kadar hızlı koşuyordum. Kafeye 30 dk geç kaldım ve bu benim için çok da iyi olmayacak. Hafta içi okuldan sonra gelsemde bugün pazar olduğu için sabah gelmem gerekiyor. Kafenin önüne geldiğimde sarı saçlarımı düzelttim ve içeri girdim. Kafenin çalışan bölümüne önlüğümü ve tepsimi almak üzere gittiğimde patronu gördüm ve bana gülümsedi. Ne gülümsedi mi? Ben işten atılmayı beklerken o bana gülümsedi. Neyse diyip geçtim yanından ve önlüğümle tepsimi alıp çıktım.Kafe bölümüne geldiğimde içersinin gerçekten kalabalık olduğunu farkettim. Benim gibi garson olan tek dostum olan Yazgı'nın yanına gittim. Yazgı bizim mahalledeydi ve haliyle aile durumu da benim gibiydi ve o da şiddet görüyordu. Onunla mahallemizdeki uçurumda tanıştık. Neyse detaya gerek yok.

ZAVALLI Where stories live. Discover now