Issızdı sokaklar. Evine yürüyerek gitmek hele ki kadın başına çok ürkütücüydü. İçinde derin hissizlikle baş edemiyor, ne yapacağı hakkında fikir dahi yürütemiyordu. Evinin demir kapısını çalmadan derin bir nefes aldı. Artık eskisi gibi değildi hiçbir şey. Bu evden çok yakın bir zamanda ceset çıkmıştı. Morgda ölümüne dair bıçak darbelerinden başka en ufak bir ipucu bile bulunamayan ceset... Derin bir nefes aldı tekrardan. İnce ve uzun parmakları kapının tokmağına gidebilme cesaretini zar zor topladı. Sanki onu bekliyorcasına yardımcısı Safiye Hanım'ın hemen kapıyı açması üzerine ayakkabılarını çıkarma gereği duymadan girdi içeriye. Tam odasına çıkacaktı ki o soluk yüzlü hafif toplu kadının sesi duyuldu. Salonda çok eşya olmadığından yankılanıyordu birkaç kez.
"Selin Hanım, bugün eve iki polis geldi. Rahmetli Murat Bey'in cinayeti için araştırma yapacaklarmış. Hanım evde yok dedim de. Tutturdular bu sefer de sizi sorguya çekelim diye. Yarın sabah gelin diye zor ikna ettim sonradan. Vallaha sizin zor durumda kalma ihtimaliniz de geçti aklımdan ama dedim hanımım istemez o yokken evinde yabancı birilerini."
Safiye genç kadının onun tabiriyle hanımının bu kadar sakin olmasına anlam veremiyordu. Eve de ayakkabı ile girmişti. Kocası ölünce ağlayamadı ya hep ceremesini ben çekeceğim, sildirir şimdi yarın teker teker bana yerleri dedi içinden. Hanımı ile beyini çok sevdiği söylenemezdi. İki huysuzla geveze bir kocakarıyı büyük bir konağa kapatıp kaç sene hayatta kalabilirler deneyinin kobayları gibiydi onlar. Aralarından biri bu rekabete çoktan boyun eğmiş herkesin önünde sonunda gideceği yere erkenden gidivermişti. Selin Hanım'ın sakinliğini koruyarak cevap vermeye lüzum bile görmeden yukarı çıkması üzerine kendini tutamayıp tekrar söylenmeye başladı.
"Ayrı bir manyak bu da. Kimeyse havası ? Adama da naz yapa yapa bir gün olsun gülmedi yüzü , adam da severdi ki bu deliyi. İnsan biraz olsun oturur, yakınır yalandan bile olsa. Nerede ? Soluğu sokakta aldı kırkı daha dün çıkmışken. Yok anam yok, adam bu kadınla çok bile yaşamış."
Eteklerindeki incileri döktükten sonra rahatlamış olarak işine geri döndü. Fıtratı gereği çabuk parlar , ardından hiçbir şey olmamış gibi işine dönerdi. Bir türkü tutturup yerlerden vilada ile geçtikten sonra hemen evden ayrıldı. Beyini öldürmeyelerdi gecenin zifiri karanlığında taksi bekliyor olmazdı.
***
Oktay Komiser ' in ellerine tutuşturduğu dosyadan edindikleri bilgiye göre karısının evine gidip araştırmayı orada yapmaları gerektiğiydi. Dün kolay bir iş olarak nitelendirse de sabah nasıl kalktığını bir o bir de Allah bilirdi. Kahvaltı bile etmeden gelmişti soruşturmaya başlamak için. Ancak partneri olan zayıf kız hâlâ ortalarda gözükmüyordu. İlk günden bu kadar sinirlendirebilmek de atlanmaması gereken büyük bir yetenekti. Odayı topuklu ayakkabı sesi yeniden doldurduğunda geldiğini anladı.
"Günaydın Ali. Hadi gidiyor muyuz ? "
Kocaman bir gülümseme sunsa da genç adamın yüzünde tek bir mimik oynamamıştı.
"Yok gitmiyoruz. Ben senin gül cemalini görebilmek için bekliyorum dakikalardır."
Göz devirerek vestiyere bıraktığı çeketini elinine aldı. Bahar ise onun aksine gayet mutluydu. Eliyle saatini işaret ederek aşama döndü.
"Sadece beş dakika geç kaldım. Sabah alalacele morga gidip ceseti inceledim. Ha bu arada Oktay Komiser taksi çağırmış, aşağıda bizi bekliyor."
Bayanlar önden misali -ki kadınlar olmalı- Bahar önden o arkadan aşağı indiler. Onları gören taksici genç kadını tanıdığından hemen kapılarını açtı. Bahar teşekkür ederken Ali hâlâ işi kendi başına halletmesi gerektiğini düşünüyordu. Üstelik akşam tekrar gelip arabasını eve götürmesi gerekecekti. Başkomiser çagırmış olmasa adresten her türlü bulurdu evi. Taksici tembihlenen adrese geldiğinde arabadan inip tekrar kapıları açtı. Bahar önden inip evin kapısını çalarken Ali ağır adımlarla eşlik ediyordu ona.
YOU ARE READING
AŞK ,GURUR VE CİNAYET
FanfictionBir Cinayet ve ardından geçmişin tozlu sayfaları...
