Rosa yeni bir güne gözlerini açmıştı. Normal ve sakin bir hayatı vardı. Yatağından kalktı. Hava almak için camı araladı, içeri giren soğuk havadan rahatsız oldu . Etraf sisliydi ve temmuz ayında olmalarına rağmen teni yakan bir soğuk vardı. Camı sıkıca örttü. Bu havada insan nasıl güne güzel başlayabilirdi ?
Elini , yüzünü yıkamaya doğru gitti. Kafasını kaldırıp banyodaki aynaya baktığında aynanın çatlamış oldugunu gördü. Şaşırmıştı , dün akşam bu ayna sapasağlamdı.
Elini yüzünü yıkayıp annesine sordu:
-Anne banyodaki aynayı gördün mü? Ne olduğu hakkında bir fikrin var mı ?
-Bilmiyorum tatlım.
Okul saati yaklaşıyordu ve bu çatlamış ayna olayını daha fazla abartmak istemedi. Odasına geri döndü.
Odasının camı açıktı. İçerisi buz gibi olmuştu. Şaşkınca söylenmeye başladı çünkü camı kapattığına emindi. Kıyafetlerini almak için dolabına yöneldi. Dolabın yanındaki boy aynasına baktı o ayna da çatlamıştı. İçine bir ürperti girdi. Biraz önce sağlam bir ayna birden kırılmıştı. Yada uykulu gözlerle ilk bakışta farketmemişti. Bunu düşünecek vakti olmadığı aklına geldi kıyafetlerini aldı hazırlandı ve hızlıca evden çıktı.
Okulu çok uzak değildi yürüyerek gidiyordu. İlk ders matematikti ve geç kalmak istemiyordu koşar adımlarla ilerledi.
Okula girdi koridorlarda sadece birkaç öğrenci vardı. Telaşla sınıfın kapısını çaldı. Kapıyı açtı öğretmen daha gelmemişti. Bir oh çekti. Dönüp sınıfa bir göz attı. Sınıfta farklı bir şey olduğunu hissetti. Gözü en arka siradaki masaya çarptı, artık boş değildi ve simsiyah gözleriyle ona doğru bakan bir çocuk oturuyordu. Simsiyah gözlerini ve buğulu bakışlarını Rosa'ya kitlemişti, Rosa başını aşağıya eğip sırasına geçti.
Bu çocuğu daha önce hiç görmemişti. Sanki hayal görüyormuş gibiydi. Kontrol etmek için arka tarafa döndü hala oradaydı hayal falan görmüyordu. Dönemin ortasında sınıfa yeni birisi gelmişti ve sürekli Rosa'ya doğru bakıyordu. Rosa rahatsız olmaya başlamıştı belli etmek istemedi.
öğretmen telaşla sınıfa girdi.
" Çocuklar biraz daha beklemeniz gerekecek okuldaki birçok şey kırılmış birisi gece girip kırmış olmalı."
Rosa elini kaldırıp
" ne gibi şeyler kırılmış?"
"Deney tüpleri gibi cam eşyalar..."
Rosa duydukları karşısında şaşırmış farklı teoriler üretmeye başlamıştı. Kafasının içinde bir ses duydu
"Sadece camlar bu ufak bir olay, değil mi ?"
Rosa paranoyaklaşmaya başlıyordu. Üstüne birde bu bir erkeğe ait olduğunu düşündüğü ses çıkmıştı.
Hayatındaki normallikten delirmeye mı başlıyordu ?
Tenefüsü haber veren ses işitildi. Rosa aniden omuzunda bir el hissetti ve korkulu gözlerle arkasını döndü.
-Hey Ros iyi misin o gözler de neydi öyle benim sakin ol.
İçi rahatlatmıştı bir iç çekti.
- Şu arkadaki çocuğu gördün mü sürekli sana bakıyor. Ürkütücü bir şekilde bakıyor, Sürekli.
- Şu en arka sıradaki simsiyah gözlü çocuk mu?
Holland evet, dinliyorum anlamında bir bakış attı. Rosa çocuğa kaçamak bir bakış attı.
" O yakışıklı. Çok yakışıklı."
Holland şaşırmamış ama kızgın bir ifadeyle:
- Öyle olduğunu bende fark ettim ama onda şu kötü işler peşinde olan kötü çocuk havaları seziyorum. Tanışmak hoşgeldin demek bile içimden.
Tenefus zili tekrar çaldı herkes yerine geçti. Biraz sonra öğretmen girdi. Ders kimyaydı.
"Günaydın çocuklar. Bir sorunumuz var."
Sorun olduğu yüzünden anlaşılıyordu. Devam etti
"Bugün deney yapacaktık ama deney tüpleri kırılmış... Hepsi. Birkaç tane de yedek vardı onları getirdim ama sayıları hepinize yetmiyor. İkişer grup olup etkinlik yapacaksınız. Grupları kendiniz seçin ama konuşanı ayırım bir daha Bir araya gelmeniz söz konusu olamaz haydi gruplanin bakalım."
Öğretmen deney malzemelerini dağıtmaya başladı. Beş dakika geçti ,uğultular çoğaldı ve gürültü oluşmaya başladı. Bay Pedro bunun iyi bir fikir olmadığını anlamıştı.
" Gruplaşalı beş dakika oldu ne kadar hızlı sürede gürültü oluşturdunuz. Uyarmama rağmen. Dağılın. Gruplari ben yapacağım ."
Sınıftan memnuniyetsiz uğultular geldi ama bay Pedro önemsemedi. Sınıf defterinin yanına gitti ve ikişerli grupların isimlerini okumaya başladı.
"Jack-susan , Martin-Jennifer ... Holland-Scot"
Holland çok şanslı okulun en yakışıklı çocuğu Scotla, diye geçirdi içinden. Sonra birden kendi isminin okunduğunu duydu
" Rosa - Mason "
Mason da kim diye düşündü. İnsanlarla çok fazla konuşmamasına rağmen sınıftaki herkesin ismini biliyordu. Mason'ı daha önce duymamıştı ve yeni gelen çocuk olduğunu düşündü. Öğretmen de Mason diyince şaşırmıştı:
- Rosa , Mason yeni öğrenci ilk tanışma fırsatı senin ama dersten sonra, dersimi asla kaynatamam. Haydi bakalım çocuklar herkes eşlensin."
Rosa onun yanına gitmek hem istemiyordu hem de koşarak gitmek istiyordu. Gitmek isteyen yanının kazanacağı bir yarıştı bu
ESTÁS LEYENDO
RUHSUZ
Romance" Yakınlığı tehlikeydi ve tehlike hiç bu kadar cazip gelmemişti " Beni sürüklediği tehlikeler yetmiyor bide kendine aşık ediyordu.
