Okullar sonunda kapanmıştı. Tatil için İstanbula kuzenlerimin yanına gitmeyi planlıyordum. Bir hafta sonra biletimi aldım ve otobüse bindim. Yollar bana terapi yapıyormuş gibi gelir. O yüzden dolayı biletimi hep cam kenarı alırım. Yine cam kenarıydı. Koltuk numarama bi göz attım ve hemen yerimi bulup oturdum. Otobüs hareket etmeye başladı. Ben tabikide hemen telefonuma kulaklığı takıp bir Sezen Aksu açtım ve yolları izlemeye başladım. Biraz uykum gelmişti o yüzden azcık kestireyim dedim. Baya bi uyumuşum. Uyandığımda istanbula girmek üzereydik. Telefonumun şarjı çok az kalmıştı ve müzikte hâlâ çalıyordu. Hemen müziği kapattım ve biraz daha yolları izleme başladım. Gene aklıma O geldi. Biraz duygusallaştım. Onu çok özlüyordum ama olsundu. En son onu gördüğüm zaman araba çarpmada sadece bir kaç dakika önce idi. O an hâlâ gözlerimin önünden gitmiyordu. Onunla on yedi yaşımın başlarında karşılaşmıştım ve on yedi yaşımın sonlarındada onunla ayrılmak zorunda kalmıştım. Canım sevgilim bizi ölüm ayırdı. Zaten hep çok seven aşıkları ölüm ayırırmış. Demekki bizde birbirimizi cok seviyoduk ki o yüzden bizide ölüm ayırdı. En kötü ve garip olanida neydi biliyomusun sevgilim? İkimizde birbirimize deliler gibi aşık olmamıza rağmen birbirimize açıklayamadık ama ona rağmen ben seni en yakın arkadaşlarıma enişteleri olarak tanittım hep seni. Sen ise beni hiç umursamadın oysaki ölmeden önce bana seni seviyorum dedin. Madem beni seviyordun sevgilim neden benden bunu sakladın ve neden bana hep kötü davrandın. Şimdi ise kendimden nefret ediyorum çünkü sana bir kere bile seni seviyorum demedim. Biliyorumki suan beni duyuyosun seni çok seviyorum sevgilim seni o kadar çok seviyorumki benim sana olan aşkimda leyla ile mecnun, ferhat ile şirinin aşkı kadar. Seni seviyorum sevgilim. İcimden bunlari soylerken gozumdende yaşlar yavaş yavaş akmaya başlamişti. Yanimdaki teyzede bana bakiyodu ama olsundu. En sonunda gelmiştik. Hemen otobüsten indim ve kuzenlerim beni karsiliyorlardi. Onlari görünce istemsizce güldüm yada gülmek zorundaydım. Onlara onun öldüğünü soylemedm. Cünkü onlarinda bana diğerleri gibi acıyarak bakmasını istemiyorudum. Hemen arabaya bindik ve eve doğru gittik. Bizim kızın test kitabi bitmiş o yüzden eve gitmeden önce kırtasıyeye uğrayacakmışiz. Tamam dedim belki bende bir kaç tane okuma kitabı alırım diye düşündüm. Kırtasiyeye girdik onlara ben okuma kitabı bölümündeyim dedim. Tamam dediler. Birkaç kitaba baktım. Sonra gözüme mor renkli bir kitap takıldı elimi uzattım ve kitabi aldım kitap adını renginden almıştı heralde. Kitabın adı da Mor idi. Ben her zaman için bir kitabı almadan önce arkasını okurum. Tam onu incelerken bir kitabın arkasındaki yazı dikkatimi çekti. Şöyle yaziyordu; seni "canımın içi" diyerek sevecek birini kaybettin. Şimdi hiçbir can nefes olmayacak sana. Daha çok sevileceğini umarak gittiğin yerde sıkışırsa kalbin, elini kalbine koy. Çünkü o acı benim. O sıkışmayla sana, bizi bitirme çabalarını ve hiçe sayışlarını hatırlamaya geleceğim. Biliyor musun sevgilim? Seni sevdim. Bir insan hayatında ne kadar çok ve ne kadar güzel sevebilirse, o kadar sevdim. Bu da benim yenik zaferim...
Sen benim ilk çağresizliğim,
Sen benim ilk yenilgimsin.
Ve bu yazı beni çok etkilemişti. Az da olsa bizim aşkimiza benziyordu. Hemen kitabın adına baktım. Çünkü kesinlikle bu kitabı alcaktım. Kitabın adı şuydu; SEN ON YEDİ YAŞIMSIN...
MERHABA ARKADAŞLAR BU SEFER KORE İLE İLGİLİ BİR KİTAP YAZMAMAYA KARAR VERDİM.BİRAZDA GENÇ KIZ EDEBİYATİ YAZACAĞİM.
Y.B İSTİYORSANİZ VOTE VERİP YORUM ATİN YOSA Y.B GELMEYECEK İSTEYEN OLRSA ATACAM OLMAZSA ATMAYACAĞM😊😊😊
ČTEŠ
ON YEDİ'MDEN GERİ KALAN
ChickLit😊😊GiTtİğİ YeRe KaDaR DeĞiL GüCüNüN YeTtİğİ YeRe KaDaR SeVmElİ İnSaN😊😊
