KAYBEDİŞ 2002

4 0 0
                                        

Gözler kalbin aynasıdır derler, peki ya o gözler yoksa...
Sevmek için görmek şartmıydı?
Renk için şart değildi. Evet o sevmişti. Hemde görmeden.
Hissetmişti çünkü en derinlerden. Hayata anlam katan o sesi o adamı sevmişti. Ona hayat ışığı olan karanlık dünyasına adı gibi renk katan o adamı yada o çocuğu sevmişti.

Bundan tam 20 yıl önce 1997 yılının baharında Handan Hanım ve Tarık Bey'in hayatına renk katan küçük bir kız dünyaya gelmişti. Onun için adına "RENK"verdiler.
Fakat Renk'in hayatı daha 5 yaşında karanlığa hapsolmuştu. Tarık Bey Handan Hanım'ı bir başka kadın için terk etmişti. Bu acıya ve ihanete dayanamayan Handan Hanım intihar etmişti. Renk daha 5 yaşında yetimhaneye verilmiş. Renk'in içler burkan inci tanesi gibi gözyaşları yürek burkuyordu. Bundan 2 yıl sonrada bir aileye evlatlık verilmişti. Renk'e olabildiğince sevgi vermişlerdi. Renk lise son sınıfta sinava hazırlanıyordu. Başka şansı yoktu,onu evlat edinen ve sonsuz seven bu aileye minnetterdı. İyi bir mühendis olacaktı. Tabi birde Tarık İlkan (biyolojik babası) karşısına çıkıp hayatını nasıl mahvettiğini haykıracaktı.Sınava 1 hafta kala gözünde çıkan katarak görmemesine neden oldu. Işte o an hayatı tamamen kararmıştı. Tüm bu olumsuzluklar içinde kendisini evlatlık edinen aile  trafik kazasında hayatlarını yitirmiş ve Renk yine aile sevgisinden şevkatinden mahrum kalmıştı. Işte 18 yaşı böyle karanlığa ve dört duvar arasına hapsolmuştu. 2002 yılı Renk için lanetlendi.Artık tek umudu karanlığa alışabilmek ve sevmeyi öğrenmekti. Peki nasıl sevecek o karanlığı? Dünyada adı gibi o kadar renk varken nasıl sever siyahı,ucu görünmeyen o karanlığı.

                           ...

...RADYO...Where stories live. Discover now