Yıllar Sonra King's Cross

88 13 40
                                        

Son derece kalabalık bir istasyon. Her yerde muggle'lar var. Harry'e yabancı gelmeyen bir mekanın içindeler. Etrafta koşuşturan yüzlerce muggle arasında şaşkın gözlerle bakan büyücüler de vardır tabii. Tepeleme yüklenmiş iki bagaj arabasının üstünde iki kafes takır takır takırdar. Arabalardan biri James Potter biri de Albus Potter tarafından sürülmektedir. Harry ve Ginny hemen arkalarından çocukları gözetleyerek ilerlemektedirler. Harry'nin omzunda Lily heyecanla sağa sola sallanmaktadır.

Albus heyecanına yenik düşerek konuştu.
"Oha çok heyecanlı!"

"Ben de ilk geldiğimde öyleydi Albus. Yoksa burada Kara Büyüye kapılır ve ölürsün.", şeklindeki saçma açıklama James'ten gelmişti. Fakat Harry'nin müdahalesi gecikmedi.

"Saçmalamayı keser misin James?"

James sustu. Albus'un daha ilk yılında bu gibi şeylerle korkutulup heyecanının kaçırılmasını istemiyordu Harry. 

Peron 9¾ duvarının önüne geldiler ve yan yana sıralandılar . Albus ne olacağını bilmez şekilde babasından açıklama bekliyordu. Biraz da tuvaleti gelmiş olsa ki sağa sola sallanmaktan kendini alamıyordu. İlk söz Harry'den çıktı.

"Duvar burası Albus. Önden gitmek ister misin?"

Aramızda kalsın ama Albus biraz tırsıyordu. Belli etmemeye çalışmıştı fakat konu duvardan geçmeye gelince bunu saklaması zorlaşacaktı. Belki de duvardan geçeceklerini bilmiyormuş gibi yaparak kendisinin geçeceğini unutturabilirdi.

"Nasıl yani? Duvardan mı geçeceğiz?"

James yüzüne "Bu çocuktan büyücü falan olmaz!" dermişcesine bir hal takındı ve yanıtladı.

"Nasıl büyücü olacaksın sen ya? Tabii duvardan geçeceğiz!"

Ginny olaya dahil olmak istemezdi pek ama Albus'un korktuğunu anlamıştı. Hafifçe sırıttı ve sonra Albus'u bu durumdan kurtarmaya karar verdi.

"Bence hep beraber koşmalıyız! Çok eğlenceli olmaz mı?"

Hep beraber el ele tutuşurlar ve Peron 9¾ duvarına doğru bodoslama koşarlar. Duvardan geçtiklerine Albus Peron 9¾ karşısında şaşkınlığını gizlemeye çalışır. Fakat kendisini tutamaz.

"Vay be! Burası harika!"

"Abini buraya ilk getirdiğimizde duvardan geçmeye o kadar korkmuştu ki az kalsın ağlacaktı!", dedi Ginny. James'le alay ediyordu

(Ginny, alaycı bir şekilde sırıtır)

"Ya saçmalama sadece çok toz vardı!"

James'in karşılığı çok bilindik ve yetersizdi. Kardeşinin gözünde küçük düşmeyi sevmemişti.

Hogwarts Express'e doğru yaklaştıkları sırada arkadan kendisine dokunan bir el hisseder. Harry irkilir ve arkasına aniden döner.

"Hey Ron! Vay canına ne kadar da büyümüş bu ufaklık!"
(Ron Weasley ve Hermonie Granger'ın çocuğu Rose'dan bahseder.)

"Merhaba Harry Amca!"

"Umarım Rose sana çekmemiştir.", der Harry. Hermonie'ye bakarak bir cevap bekler aynı zamanda.

Hermonie yüzünü buruşturur.

"Ne alakası var? Dışlanıyorum mu bana mı öyle geliyor yoksa!"

"Hayır ne alakası var? Sadece... Kütüphaneyi rahat bırakmasını istiyoruz"
(Bu tepkinin Ron'dan gelmesi Hermonie'nin yüzündeki buruşukluğu gülümsemeye çevirir)

Üçü de doğal ve samimi bir kahkaha patlatırlar. Hogwarts Express'in kalkma zamanı gelmiştir çoktan. Etrafta bir sürü büyücü çocuklarını getirmiştir. Kalabalık ve çok gürültülü ortamda anılarını canlandırmaya çalışan Harry, Ginny yüzünden daldığı anılarından uzaklaşır.

Harry Potter ve Kara BüyüStories to obsess over. Discover now