Herkese merhabalar. Kitabıma, dahası ilk bölümüme hoş geldiniz.
Umarım beğenirsiniz.
Multi: Feyza
****
"Beyza ben çıkıyorum!" diye bağırıp kapıyı açtım. Açmaz olsaydım.
Neden biraz daha önce çıkmadım ki?
"Nereye baldız? Ben geldim diye mi kaçıyorsun yine?"
Gıcık işte. Bilerek yapıyor. Baldızmış.
"Geldin mi aşkım? Ve Kerem doğruyu söylüyor Feyza. Kalsana bugün ya." arkamdan gelen Beyza'nın sesiyle fark etmeden sıktığım dişlerimi gevşetip gülümseyerek arkamı döndüm.
"Bugün olmaz Beyza. Bir daha ki sefere." dedim ve tekrar önüme dönüp çıkmak için bir adım attım. Ve benimle birlikte o da. Diğer tarafa bir adım attığımda yine benimle birlikte adım atıp önümde dikildi. Dişlerimi sıkıp yüzüne baktığımda sırıtıyordu.
"Bilerek mi yapıyorsun?" gülüp göz kırptı.
Gülüp göz kırpmasana be slk. Kalpten gideceğim en sonunda.
"Hadi neyse. Çok meraklısın gitmeye baldız." işte bir insan gülüşüyle içinizi ısıtıp, hemen ardından tek bir kelimesiyle nasıl sizi kırabilir sorusunun cevabı.
Konuşmak için ağzımı açtım fakat hemen ardından kapayıp yutkundum. Dolmak üzere olan gözlerimi de gözlerinden çekip sertçe yanından geçtim.
İçimden sevdiğim adamı, sevdiği kadına gitmesi için uğurladım ve korkularıma doğru yürümeye başladım. Hava daha kararmamıştı. Ama önünde sonunda kararacaktı. Bu kararmamış hava gibi bir çok şey gerçekleşmeden korkutuyordu insanı...
Yürüyerek her zaman ki yerime geldiğimde hava kararmıştı bile.
Geceleri evden çıktığımda -ki bu genelde Kerem gelince oluyordu- hep buraya gelirdim. Bu iki apartmanın arasında ki küçük boşluğa.
İçime yerleşen kötü his duygusuna karanlık korkum da eklenince kendimi tutamayıp duvara yaslandım ve ağlamaya başladım.
"Neden ya neden! Küçük bir hata yüzünden mi?... Neden!" ellerimi saçlarımın arasına soktum ve duvarın dibine çöktüm.
Şimdi ellerini tutmak vardı ya. Sıcacık, güven veren ellerini.
Sarılmak vardı... Kalbime gömercesine, kalbine gömercesine sarılmak vardı...
Bizden geçmiş miydi sahiden?
"Biz başlamadan bittik galiba. Özür dilerim." diye fısıldadım ve gözlerimi kapadım. Belki gözlerimi kapatınca bu karanlıktan kurtulurdum. Ama olmadı. Her gözlerimi kapadığımda göz kapaklarıma çizilmiş gibi beliren o yüz, daha karanlıktı geceden.
Tekrar gözlerimi kapayıp aydınlığı hayal etmeye başladım. Her taraf aydınlıktı evet. Karanlık yoktu evet. Karanlık gidiyordu evet.
İyi de bu aydınlık gözlerimi neden bu kadar rahatsız ediyordu?
Gözlerimi açıp ayaklandığımda karşımda bir insan silüeti gördüm. Elindeki şeyle bana ışık tutan ama kendisi karanlık bir silüet...
"Se-sen kimsin?" diye sordum kısık çıkan sesimle. Bana doğru bir iki adım atınca istemsizce geriye çekildim. Elimi tehdit edercesine kaldırdım ve titreyen başparmağımı umursamadan konuştum.
"Ba-bak. Yalnız bırak be-beni. Yoksa çok kö-kötü olur ha." bana biraz daha yaklaştı.
Allah'ım çok korkuyordum.
VOCÊ ESTÁ LENDO
TEHLİKELİ PRENSES
RomanceAşk'tan çok daha fazlasının hikayesiydi bu... Fakat hikaye gibi değildi... Ne mutlu sonla bitiyordu... Ne de karakterler prens, prenses değildi... Bir prenses, tehlikeli olabilir miydi? Kutupların ortasındaki kuvvetli bir ateş gibi? Yaklaşsan yanaca...
