~1~

45 7 6
                                        

İnsan zorla getirildiği bir yerde ne hisseder ki? Lanet olsun! Buraya hiç gelmek istememiştim. Havası soğuk, sürekli yağmur yağan bir kasaba. Ben sıcak hava insanıyım. Burası bana göre değil anlayacağın. Buraya geleli daha 1 saat oldu ama ben katlanamadım. 1 yıl nasıl katlanacağım?!

1 YIL.

Öğrenci yurdu diye bir yere getirdiler beni. Sanki evde daha önceden birileri yaşıyor gibiydi. Çünkü herşey vardı. Bir ben eksiktim. Oda geldi zaten. Okul kıyafetine kadar koymuşlar. İstanbul'dayken almama gerek yokmuş.

Evim iki katlı. Yukarı kata çıkarken merdivende bir kaç tablo var. Birinde bir aile resmi, bazı kişilerin üstü kırmızı boya ile çizili, diğerinde bir savaş alanı vardı. Savaş alanı olan tablonun altında 'Vindicta' yazıyordu. Resme daha dikkatli baktığımda, Amerikan bayrağına benzer bir bayrak, yerde yatan ölü askerler, bir bayrağı elinde tutan bir adam, o adamın arkasında ise diz çökmüş bir adam gördüm. Resim tamamen kırmızı boyadan yapılmış. İlk tabloda ise üstü çizili olmayan insancığın altında 'Mortis Habes' yazıyordu. Bunlar eski Yunan dilinin sokak diline çok benziyor. Belkide başka bir anlama geliyordur diye geçirdim içimden. Yakında öğrenirim nasılsa diye düşündüm.
        Tam odama doğru çıkarken kapının çalmasıyla tekrar aşağı indim. Delikten bakınca gelen kişinin Andre olduğunu gördüm. Andre kasabanın muhtarı.
   
    "İz Kasaba'sına hoşgeldin. Zaten beni tanıyorsun. Kendimi tanıtmama gerek yok diye düşünüyorum. Öncelikle senin için okul 2 gün sonra başlayacak. Biraz uzak yoldan geldiğin için okul müdürüyle görüştüm. Böyle uygun gördük. Tabi sana da uyarsa."

  "Teşekkür ederim Andre bey. Çok düşüncelisiniz."

"Hiç önemi yok. Sonuçta artık sende benim bir kızım sayılırsın. Bey demek yerine amca diyebilirsin."

"Çok iyisiniz. Çok teşekkür ederim Andre be- Amca."

"Önemli değil Gece kızım. Hadi dinlenmene bak. Birşeye ihtiyacın olursa bu numaram her zaman arayabilirsin. " diyip elindeki kağıdı bana verdi.

"Tamam. Tekrardan teşekkür herşey için."

"Rica ederim." dedi ve kapıyı kapatarak gitti. İyi bir adama benziyordu sanki.

Yarın da boştum. Aman ne güzel!

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
                   ^^YARIN^^
Sabah gözümü açınca yanımda yatan bir insancık beklemiyordum tabiki. Haliye ağzımdan bir çığlık koptu.

   "Ne bağırıyorsun sabah sabah!?" Yok daha neler! Ulan yanımda yatıyodun!

"Farkında mısınız bilmiyorum ama yanımda yatıyordunuz. İster istemez çığlık atmam normal."

"Sen benim yanımda yatıyorsun."

"Bu ne yüzsüzlük!?"

Hiçbirşey demeden kalkıp aşağı indi. Allahım çattık ya! Ama şimdi allah ta özene bezene yaratmış. Taş gibi çocuk yahu.

Üstüme bol siyah renkte bir uzun kollu buliz, altıma da beyaz renkli bir pantolon giyip bulizin ön kısmını pantolonumun içine koydum. Saçlarımı da dağınık topuz yaparak üstünde uzaylı kafaları olan çorabımı giydim. Sonrada parfümümü sıkıp odadan çıktım. Aşağı indim. Galiba çocuk gitmişti. Aman gitsin.

Ben kendimi kahvaltı hazırlayım derken baya kaptırmış olmalıyım ki çocuğun geldiğini bile duymamışım. Salonda oturuyordu.

  "Hazırsa geleyim." Yüzsüz gerzek!

"Senin için değil bu kahvaltı."

Hiçbirşey demeden masaya oturdu. Ya sabır!

"Dediğimi duymadın heralde!" Sesim biraz kızgın çıkmıştı.

"E hadi çayı doldursana."

"Ya sabır!" mutfağa geçip iki tane çay doldurdum. Bir farkla.

"Al çayını." diyip ona farklı olan bardağı verdim.

Birazcık atıştırdıktamn sonra çayına doğru uzandı. Başlasın eğlence!

Eee, bu gayet normal gözüküyor. İçine sadece biraz kereviz, karabiber, tuz, kurbağa bacağı suyu koymuştum. Şimdi farkettim. Midem bulanıyor. Benim bile içmediğim halde bulandıysa onunki nasıl bulanmadı?

Bu konuyla ilgili daha sonra doktora yaparım.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Selam gençlik! Bu ilk çalışmam o yüzden göz bebeğim. Belki kalemim pek iyi olmayabilir ama sonuçta yaza yaza öğrenicem. Şimdiden tüm okurkuşlara teşekkür ederim. Vote ve yorumları eksik etmeyin. Sizi sefiyom💋💫❤️🔥



Kan Renginde Geceler Where stories live. Discover now