1.BÖLÜM

20 6 2
                                        

Merhaba arkadaşlar. Telefondan yazıyorum bu yorucu ve sıkıcı bir iş. Böylelikle bölümleri kısa tutmak zorunda kalıyorum. Önceki hesabımda YEŞİLKÖŞE"yi paylaşmıştım ama hesabımla ilgili sorunlar yaşadığım için buradan yazma başladım. İleride ALLAH izin verirse finali yaptıktan sonra bölümleri birleştirmeyi düşünüyorum. Neyse şimdiden iyi okumalar.

Medya_Ece Mumay. Vazgeç Gönül
✴ ✴ ✴ ✴ ✴ ✴ ✴ ✴ ✴ ✴ ✴ ✴ ✴ ✴ ✴ ✴

Herzamanki gibi Zümra'yla çay bahçesinde oturmuş yavaş yavaş ılıyan çaylarımızla Mustafa beyi bekliyorduk.

Nisan ayının başılarındaydık fakat hava o kadar sıcaktı ki masanın üstündeki şemsiyeler bile terlememize engel olamıyordu. Sanırım yağmur sıcağıydı. Çünkü ilerideki kara bulutlar şiddetli bir yağmurun habercisiydi. " Oooof. Bıktım artık kızım bu çocuğu beklemekten. Sanki bizi beklemekten zevk alıyor beyefendi." Zümra'nın isyanlarına hüzünle gülümsedim. Oysa ben onu yıllardır bekliyordum. Umutsuz bir bekleyişti benimkisi. Hüzünlü bir bekleyiş.

Masanın üstünde ellerimi tutan ellerine bakım. Sımsıkı tutmuş 'ben yanındayım' dercesine gözlerimin içine bakıyordu." Sevda Mustafa'dan vazgeçebilirsin bunu biliyorsun değil mi? Kimse vazgeçilmez değildir. Bak... Akışına bırakıyorsun ama hiçbirşeyin aktığı yok.  Mustafa kendi hayatı için ilk adımlarını atmaya başladı. Sende artık kendi hayatını yaşamalısın. Başkasına aşık olmalısın Sevda. Sen çok güzelsin elini sallasan ellisi ama takmışsın bir kere o sidikli çocuğu kafaya ne desem boş. Mustafa senin sevgini haketmiyor Sevda. Zaten hergün koluna taktığı o kızlarla bize seviyesini gösteriyor. "diye yakınan Zümra'ya ne cevap vereceğimi bilemiyordum. Hem Mustafa ne için ilk adımlarını atacaktı ki?

" Neden bahsediyorsun Zümra? Mustafa neyin ilk adımlarını atıyor? Hem sende biliyorsun. Ondan kaç kere gitmeyi denediğimi. Ama olmuyor. Yüzsüz kalbim laf dinlemiyor. Beni anladığını düşünüyordum bu konuda. Hem Mustafa'ya karşı bu kadar kin beslediğini bilmiyordum ? "dedim sorarcasına lakin cevap çok gecikmemişti.

" Beslerim kızım. Bu çocuk seni bilmeden bile olsa üzüyorsa kinde beslerim nefrette. Hem  bu çocuk senin onu sevdiğini bu dokuz yıl içerisinde anlayamadıysa bu onun sorunu." gerçekten bu kıza bugün ne olduğunu hiç anlamıyordum.

"Lütfen Zümra. Kapatalım artık şu konuyu hem gelir şimd... "demesine kalmadan Mustafa kızların yanaklarına birer öpücük kondurup masaya oturmuştu bile." Oooo Mustafa bey. Hangi işle meşguldünüz acabada bizi  kadar beklettiniz? "diyen Zümra'nın sesini fazla sinirli geliyordu. Sanki az önceki konuşmaların üstüne Mustafa'yı görmesi daha çok sinirlenmesine sebep olmuştu.  Konuşurken çenesini kasıyor bir yandan da elindeki çay bardağını sıkıyordu. Sahi neyi vardı bu kızın bugün de, bu kadar çok insanları tersliyordu. Zümra insanları terslemez tersleyemezdi. Zümra'nın kalbi tertemizdi. Kimseyi incitemezdi. İncitse bile hemen vicdan azabı duyar özür dilerdi. Üçüncü sınıfta yani dokuz yaşındayken  Zümralar mahallemize taşındığında tanışmıştık. Ve güzel bir kardeşlik bağı oluşmuştu aramızda bu dokuz yıl içerisinde ister istemez. Ve ben dokuz yıldır kardeşim dediğim bu insanın neden böyle davrandığını anlayamıyordum.

"Hoş buldum badem göz. "dedi Mustafa imayla. Verdiği ukalaca cevaba daha da sinirlenen Zümra tekrar sinirle konuştu." Sana hoş geldin demedim Mustafa. Neden bizi bukadar beklettiğini sordum. "

" Bir işim vardı bu yüzden geciktim. Hem ne bu geldiğimden beri bir atarlanmalar falan. Bir dövmediğin kaldı!"dediğinde artık birtek Zümra sinirli değildi. Mustafa'da Zümra'nın sinirine ortak olmuştu. Şu bir gerçekti ki Mustafa'dan sinirlenince bende dahil olmak üzere herkes korkardı. Hele gözleri... Önce damarları belirginleşir sonra da kan çanağına dönüşürdü.

Mustafa'nın sinirli halini gören Zümra geri adım atmayarak konuşmaya başladı. "İşi çıkmışmış. Yemiyoruz artık bu bahanelerini Mustafa bey. Hem senin bize açıklaman gereken bir konu yok mu?" dedi Zümra hesap sorarcasına bakarken.Ne konusu? Ne açıklaması? Birşey mi kaçırmıştım? Ne kaçırdığımı bilmiyorum ama önemli olduğunu düşünüyordum. Bu soru karşısında biran afallayan Mustafa ise "Ne gibi?" diyerek Zümra'dan cevap bekledi be beklediği cevap çok gecikmeden gelmişti. "Sema'nın senden hamile olması gibi! Çocuk doğmadan evlenecek olmanız gibi." dedi tiksintiyle yüzünü buruşturarak.

Söyledikleri belki onda mide bulantısından başka bişey yapmıyordu ama bende kat be kat fazlasını yapıyordu. Titreyen ellerim, ağrıyan kalbim, zelzelelere maruz kalan bedenim ve iyiden iyiye yorgun düşen ruhum. Hepsi bu adam içindi değil mi? Hepsi...

YEŞİLKÖŞEMga kuwentong kahuhumalingan mo. Tumuklas ngayon