Kitap Hakkında Birkaç Şey ve Önsöz

258 81 26
                                        

Bu bölüm yazarın kişisel düşünceleri ve kitaba başlama hikayesinden bahsedecektir. Kitap kurgusu açısından çok mühim olmadığından ilginizi çekmiyorsa bu bölümü atlayabilirsiniz.


Zamanın benim için hızla akmadığı anlardan birinde yine o çok bilindik söze rastlamıştım ''Bir köre renkleri nasıl anlatabilirsin?'' 

Aslında dedim en sonunda, renkleri insanlara anlatmak kolay olmalı. Mesela siyah asaletin rengidir derler. Sarı örneğin; neşenin rengiymiş. Yeşil içinse huzura açılan kapı diyorlar.

Fakat bir piyano ile bir gitarın sesini doğuştan sağır birine nasıl anlatırsın?

 Tamamen aynı notaları çalarken birbirinden farklı sesleri duymayı. Tıpkı insanlar gibi aynı şeyi pek çok şekilde yapabiliyorlar?

Başka noksanlıklar başkalarının kapısını açtı. Sonra birine ölüm acısını anlatmak, birine sürekli hayal kırıklığına uğradığını anlatmak. Monolog öyle uzun sürdü ki; belki yorulmuş olmamdan belki düş gücümün sınırlarından sadece bir konuda kalakaldım.

''Bir insana sevgiyi nasıl anlatırsın?''

 Yüzlerce farklı insan için yüzlerce farklı anlam ihtiva ederdi bu. Ama yadsınamaz bir çoğunluk için en berrak sevgi anne sevgisiydi. Bir minnetle başlayan ama büyük rahmetlerin tecellisiydi.

O vakit dedim kendi kendime hesap sormalı bir insan kendisini yok sayan annesine. Vahalardan en kurusunda olsa bile, yahut en sarp dağların başında kalsa kendi kendine en savunmasız haliyle hesap sormalı.

İşte tam da bu yüzden zenginliğin içindeki iki umursamaz çocuğun annelerini aramalarıyla ilgili bir hikaye yazmalıyım dedim. Biraz macera olsun biraz gerilim olsun. 

Henüz sona ulaşmamış olsa da güzel bir sonla biteceğini umuyorum hikayenin.

Meryem için mesela; tek bir dilek hakkı olsa yeniden çok sevmeyi istesin.

Sandie için mesela eline bir fener alıp bu yolu ben aydınlatmalıyım diyebilsin.

Sasaya için mesele her hedefi koşar adım geçebilsin. Uçar adım gidebilsin o.

Satya için mesela bir ömür arzuladığı o evlat hasretini gidermiş olabilsin. Kan bağı hikayesi falan unutulup gitsin. Candan cana bir bağ sarsın ruhunu.

Pek çokları ve bu sıradan hikaye için fazlaca şey ümit ediyorum. 

Hem ümit etmesek nasıl uyanırız bir sonraki bilinmez güne. Güne uyanmak bile ümit meselesiyken hem de.

Sevgiler Mihriva

14. CumaStories to obsess over. Discover now