Sizi hayal kırıklığına uğratmamak için baştan söyleyeyim ben o her romanın içinde bulunan depresif kızlardan değilim. Evet, kabul onlar kadar aksiyonlu bir hayatım yok ama benim de haftada bir sevgili değiştiren bir kız kardeşim, kalbi vücudu kadar büyük olan Gülsüm teyzem, çok fazla kitap okuduğum için gözlerimin kan çanağına dönüştüğünü söyleyen bir annem var.
-Miraaa!
Annem ve mükemmel sesi eşliğinde okuduğum romanım yarım kaldı.
-Efendim anne?
-Kızım Öykü gelmiş
Öykü benim çocukluk arkadaşım. Ramiz Amca dan sürekli veresiye çikolata isteyip ödemez, annemi bir saat daha oyun oynamamıza izin vermesi için sürekli gıdıklardık.
Aşağı indiğimde Öykü her zamanki gibi etek giyinmişti. Üzerinde beyaz bir gömlek vardı. Makyajı, güzel suratını kaplayacak kadar yoğun değildi.
-Naber sineksavar?
Küçükken Öykünün evinde kalmıştım. Yaz ayları malum, evde bir sürü sinek vardı. Kulağımın dibinde çıkardıkları iğrenç sese dayanamayıp, Öykü ve beni oksijensiz bırakana kadar odayı sinek ilacıyla ilaçladım. O günden beri ben onun gözünde bir sineksavarım.
-Sen gelmeseydin güzelim roman yarıda kalmayacaktı
-Ama ben gelmesem annemin elmalı turtasını yiyemeyecektin
-Sen ciddi misin ? Üzerine atlamadan ver onu çabuk bana!
-Sakin ol sineksavar! Her şeyin bir sırası var. Önce bazı dileklerimi yerine getirmen gerek.
-Benimle pazarlık yapma
-İyi, o zaman ben eve gidip anneme senin elmalı turtayı artık sevmediğini, bir daha sana elmalı turta yapmamasını söylerim
-Ne istiyorsun canım arkadaşım(!)
-Hoşlandığım çocuk vardı ya Ayaz, işte o bugün beni bir partiye davet etti ama orada tanıdığım birileri yok ve senin de şu kitapları okumak dışında yaptığın bir şey yok. O yüzden benimle geliyorsun
-Tamam. Şimdi elmalı turtayı ver
-Sen giyinip hazırlanana kadar sana turta yok
Beni iyi tanıdığını söylemiştim. Tabiki o Elmalı turtayı yedikten sonra partiye gitmeyecektim ama beni yine köşeye sıkıştırdı.
-Of Öykü! Beni bu kadar iyi tanımak zorunda mısın?
-Saat 6 da seni almaya geleceğim
Ben kitaplarımı okurken gayet mutluydum şimdi neden istemediğim bir partiye gidiyorum ki! Ah, elmalı tart yaktın beni!
Anneme partiye gideceğimi söyleyince havalara uçtu. Tamam, aşırı sosyal bir kız olmadığımı biliyorum da bu kadar sevinç de fazla. Ellerimi yıkamak için gittiğim tuvaletten çıktığımda annem çoktan Melek in kıyafetlerini önüme dizmişti. Kız kardeşim bunu duysa bana neler yapardı kim bilir.
-Anne benim kıyafetim var
-Tabi onlara kıyafet denirse!
-Tamam, ben de biliyorum. Çok şık elbiselerim yok. Ne yapayım rahat etmiyorum.
-Bak bu nasıl ?
Annemin ne gösterdiğine bakmadan direk tamam diyerek annemi odamdan kovdum. Pudra rengi elbiseyi üzerime geçirdim. Melek in topuklu ayakkabılarından bir çift aldım ve zorlukla yürüyerek aşağı indim. Şimdi diyeceksiniz şık kıyafet giyinmek istemeyen biri neden topuklu ayakkabı giydi diye. Benim topuklu ayakkabılara karşı büyük bir zaafım var. Nedendir bilmem çok hoşuma gidiyorlar.Aşağı indiğimde annemin kaşları çatıktı.
-Ne oldu ? Beğenmedin mi ?
-Makyaj yapmamışsın
-Anne bu hayatta en nefret ettiğim şeyin makyaj olduğunu biliyorsun
Tam o sırada kapı çaldı. Annem durumu Öykü' ye anlattı. Annem ve Öykü beni kucaklarına alıp odama götürdüler. Annem beni tutarken, Öykü de annemin makyaj malzemelerini getirdi. Yeşil gözlerimi belli edecek şekilde bir göz kalemi çekip, biraz da allık eklediler. En sonunda da pembe renkte bir ruj sürdüler. Harika! Bu ben miyim ? Tamam, yaptıkları makyaj çok hafif ama yine de yüzümün üzerini bir çarşafla kaplamışlar gibi hissediyorum.
En sonunda da saçlarımı düzleştiriciyle düzleştirdiler. Artık partiye hazırdım(!)
-Çok güzel oldun kızım
-Biz gidiyoruz Sevilay teyzecim. Ayaz bizi aşağıda bekliyor
-Tamam, Öykücüğüm. Görüşürüz kızlar
Annemle vedalaşıp aşağı indim.
