Öhöm.. herkese merhaba! yine dediğim gibi bu benim 'ilk' denemem. Zaten eğlence amaçlı yazmayı düşündüm. Çok çok hatalar olabilir. Affınıza sığınarak saçma bi bölümle açılışı yapıyorum.<33
...
'Ezgi! kızım iyice dellendin sen he! Esma teyzene neler yapmışsın!' Leyla sultan yine modundaydı. Ama bu kez biraz kıymetlimin canı acıyacaktı galiba. Bu arada ben Ezgi, püskolojisi bozuk olan lahmacun sever. Ah, lahmacun krizim tutmuşt.. derken Leyla sultandan kıymetlime bir çimdik!!. Galiba başımı belaya sokmuştum. Yani ne vardı bana pis bakan komşunun kafasını ısırıp ayakkabımı ağzına soktuysam. Kadın son kalan lahmacununu yemişim gibi bakıyordu. Ağrıyan kıymetlimi okşayarak mekanım olan çatıya çıktım. Evet benim hayatım böyleydi herkes bed boylarla uğraşırken ben komşularla kavga edip annemin işkencelerine maruz kalıyordum. Hayat bu işte ne olacağı belli olmaz. Hava iyice soğumuştu ve bir nevi g*ötüm donmuştu. Aşağıdan Leyla sultanın sesi geldi. 'Kız, in çabuk ordan çocuğun olmayacak sonra bana ağlayacaksın an...' gerisini dinlememiştim. Koca buldum da çocuk kalmıştı. Bi miktar evde kalmış olabilirim ama olsun. Leyla sultanın sesi yaklaşmaya başlamıştı galiba terlikle geliyordu. Tam koşacakken merdivenlerden düşmeyi başardım. Galiba kıymetlim çok hasar görmüştü. Annem sesimi duyar duymaz koştu ve yine söylenmeye başladı 'Ah be kızım dinlesene beni yani ne olur dinlesen ben seni böyle mi yetişt..' yine devamını dinlememiştim. Benim kıymetlim gitmiş bu kadın hala konuşuyor 'Leyla sultan bi sakin ol da beni kaldır kıymetlim gittiii!!' ortalığı ateşe vermeseydim iyiydi. Anneleri bilirsiniz ama Leyla sultan... anlatılmaz yaşanır.
...
Ve hastanedeyiz. Demiştim bu kadın beni deli edecek bi gün. Bir şeyim yok dedikçe o öldürücü bakışlarını atıp doktorla konuşmaya devam ediyordu. Yine ne olduğunu anlamadan kendimi evde buldum ve ayağımı yalayan turşuyla uyandım. Evet kedim turşu. Kendisi en yakın kankamdır. Ya da tek arkadaşım. Hep yalnız bir çocuktum kızlar evcilik oynarken ben çatıya çıkar müzik söylerdim. O iğrenç sesimle... Ve yan evde oturan aynı benim gibi çatılarda takılan adını bilmediğim yakışıklı genç susmam için kafama taş atardı. Adını hiç duymadım, zaten duysam ne olacaktı? Bi keresinde gülerken görmüştüm ve yine düşüp kıymetlimi incitmiştim...
'Kız kalksana kıçın karpuz gibi oldu hala yatıyorsun vallahi terlik geliyor!' ah yine hayallere dalarken uyumuştum. Hayal kurmayı severim çünkü insan çirkin olunca hayal etmekten başka bişey yapamıyor..
Yine güne Leyla sultanın dırdırı ile uyandım. Bir anne bu kadar konuşabilir mi? Bayılcam komşular alın beni burdan. Aman pis yelloz komşular. Yaşasın komşu düşmanlığı!!! KOMŞULARA ÖLÜÜM!!!
Çatıda oturmanın kötü yanı ise yan taraftaki adını bilmediğim malak. Kin listeme biri daha eklenmişti. Tabi bu çocuk uzun zamandır ekliydi ama olsundu. Son feci bisikletin Pazar ve ertesi şarkısını dinleyip tam havaya girmişken burnuma küçük(!) bir taş geldi 'hey cüce sus artık senin yüzünden şarkıyı dinleyemiyorum' ah, bu o pisoviçti. Bi sen eksiksin gel sende gel lütfen gel. 'ulan pezeveniç bir daha buraya o beynin kadar taşlardan atarsan senin kafanı keserim!' yalnız galiba taşlar kocamandı. Laf bile sokamıyorum ulan! o malak pis bi sırıtışla bakıyordu. Ah bu çocuk sinirlerimi çok bozmaya başlamıştı. Sinirle yerimden kalkıp o attığı küçücük(!) taşı alıp kafasına attım. Ve galiba yine başımı belaya sokmuştum..
YOU ARE READING
Çatı Çirkini
ChickLitEzgi Bağcan, küçükken evcilik oynamak yerine hayal kurar ve müzik dinlerdi. Hep yalnızdı. Nasıl arkadaşları olsun ki? Sinirlendiği kişilere ayakkabısını fırlatıp kafasını ısıran kız. Güzel de değildi. Zayıf hiç değildi. Dünyadan uzaklaşıp hayatını e...
