PANDOMİMA VAHŞETİ - (GİRİŞ)

202 5 6
                                        

09.06.2019

"Ben yağmurda erirken,
derin acılar içinde,
o çok uzakta
Uzun zaman sonra seninle hiç arkadaş gibi olur muyuz?
Şeytanın olduğu kabusum için güçlü gideceğim,güçlü gidecegim."
🍒
Karanlık yıldızları sırtladığında,ay tüm kamerliğiyle geceyi sarmalıyordu.Eski yıpranmış binaların arasında, caddenin sessizliğe sahip çıkışını izliyordu,genç kadın.

Gökyüzünden ilah gibi dökülen beyaz kar taneleri soğuk kaldırım taşlarını hafif dokunuşlarıyla öperken...Nereden bilebilirdi iblislerin cirit attığını?

Genç adam ise karın karşısında tüm tezatlığı ile dururken kendi yarattığı harabeyi izliyordu.Şehrin üzerine sinen kanın keskin kokusunu aç bir yırtıcı misali nefes nefese soluyordu.Koyu irisleri dükkanın üzerinde iğreti bir şekilde gezindiginde kendi yansıması ile karşı karşıyaydı.İyi görünüyordu,olması gerektiğinden daha iyi.Boynunu sağa yatırarak itinayla nefes almaya çalışan et parçasında gezindi,nefretle harmanlanmış salt bakışları.

Katliam ile yarattığı sessizliği kan dolu feryatlarıyla dilbazlığa yöneltti.Bu bir ispattı,kanıtlanmıştı...

Zihninde türlü türlü oyunlar
Yer edinirken,masaya oturduğu şeytana kadeh kaldırıyordu.
🍾🍷
Genç kadın ise hayret dolu bakışları,sema ile yarışır bir haldeydi.Geceye inat beyaz kar taneleri şehri ilk kez ziyaret ediyordu.Bedeninden geçen anlamsız duygulara bir sıfat vermeye çalışıyordu.Heyecan,mutluluk?
Sâhi olabilir miydi...
Hissizliğe alışmıştı,tepkisizlik en yakın arkadaşıydı.Ve bu hissi kaybetmek istemiyordu.

Hızlı adımlarla anahtarı ve çantasını aldığı gibi çıkmıştı. Üstündeki kiremit rengi kabanı ve siyah botlarıyla âdeta karı karşısına alıyordu.
Peki,o bunu istiyor muydu?
Elbette,hayır.
Yanında aynı saf da yer almak istiyordu.

Asansörün bozuk olduğu aklına gelince merdivenlerden inmeye başladı.Yedi kat...Kulağa hoş geliyordu.

Binadan çıktığında çaprazındaki Adana Adliye Sarayı gözüne çarptı ve karşısındaki Askeriye...Karın şehri gizlemek için uğraşını izledi bir süre .Sanki bir olay vardı da üstünü kapatmaya çalışıyor,ortaklık ediyordu.
Kafasını belli belirsiz salladı,iyice kafayı yiyordu.Kalan tek basamağı da indi.

Kafasını yukarı kaldırdı ve gökyüzü ile göz göze geldi.
Soğuğu ilmek ilmek içmek istedi o an. Öyle bir kor istekti ki bu ruhsuzluğuna
bir parça daha soğukluk eklemek istedi.

Bir tebessüm dudaklarına yer verdi .Zevk vermişti bu durum ona,yağmurdan daha güzeldi. Islatmıyordu seni sanki hava da kırılmıştı,rüzgâr da kaybolmuştu.Her damlasında sanki bir darbe de yağmurdan geliyormuş gibi bi his yoktu,yumuşak dokunuşlar vardı teğet geçen kibar davranışlar...

Bocalıyordu,genç kadın. İlk kez şahit oluyordu bu doğaüstü olaya.
Evet,doğaüstüydü.Bu şehrin hava durumunda böyle bir olay yoktu.İzin verilmemişti, yasaklanmıştı. Gökyüzü ile sessiz bir anlaşma içindeydi bu şehir. İkisi de bu kuralı bozmaya pek niyetli değil gibiydiler.Bu güne kadar...
Ne olmuştu da bu yemin bozulmuştu?

Kendine inanamıyordu,genç kız.Hava durumunun hesabını yapıyordu.Onun ne haddineydi!

O bunları düşünürken bir şey dikkatini çekti. İnsanlar neredeydi?
Tamam pek gerekli değillerdi ama kimsenin olmamasıda normal değildi. Burası İnönü caddesiydi,nasıl hep gürültülü olan bu şehir sessizliğe gömülmüştü?

PANDOMİMA VAHŞETİCerita yang bikin terobses. Temukan sekarang