Gökyüzü dolu kadehinden bir yudum aldı Tanrı ve bir kelebek var etti köprücük kemiğinde. Bordo rengi kanatları ile büyüleyici görünüyordu. Kelebeği karşısına koydu ve derin bir nefes alıp kelebeğe doğru üfledi.
Çırılçıplak bir insan siluetine büründü küçük kelebek. Tanrı kadehinden bir yudum daha alıp kelebeğin kulağına fısıldamak için insan boyutuna büründü ve kelebeğe doğru ilerledi. Eğildi kulağına, başladı cümlelerine;
'Merhaba kelebeğim.' Diye sözlerine başladı ve yoktan bir masa ile sandalye var etti. Kadehini alıp sandalyeye yavaşça oturdu ve kendini inceleyen kelebeğe bakarak kadehinden yudumlar aldı. 'Gel' dedi karşısındaki sandalyeyi işaret ederek. Kelebek kendini incelemeye son verip sandalyeye doğru yürümeye başladı. Sandalyeyi tuttu ve usulca çekti. Tanrı bir yudum daha aldı. Tek fark; bu sefer kelebeğe değil kadehine bakıyordu. Aralarındaki tek ses insanoğlunun yankılanan sesleriydi. Her çeşit ses vardı. Çiftlerin sevişme sesleri, şarkıcıların şarkı sesleri ve onları dinleyen izleyicilerin bağırtıları, ayrılığın verdiği ağlayışlar... Tanrı kadehindeki son yudumu içip konuşmaya başladı. 'Kabaca bahsedeyim kelebeğim. 16 yıl önce dünyaya indim evlatlarımı daha yakından tanımak için. Bar'a Clublara, kısacası beni unutan çocuklarımın gittiği her yeri gezdim.' Dedi ve devam etti. 'Bununla beraber asla unutmayacağım bir şey kazandım. Tavaud Bar'ıydı. Bir kadın oturuyordu barmen taburelerinde. Gözlerimi ondan alamıyordum. Beni büyülemişti benim yaratamayacağım kadar güzeldi... Ona doğru ilerleyip yanındaki tabureye oturdum ve bu hareketim ile konuşmamız başlamıştı. Gülüşmelerimiz, bardaklarımızı tokuşturmamız ve temaslarımız oluyordu. İlerleyen saatlerde bardakların dibine gelmiştik ve saat gece yarısına vurmuştu. Saate baktı ve gülüşü son buldu. Evine gitmek için ayaklandı.' Dedi. Birden gözleri parlamıştı. 'Onu eve bırakmayı teklif ettim ve kabul etmişti. NEDEN KABUL ETTİN Kİ!' Diyerek kükredi. Derin soluklar alıp kendini sakinleştirdi ve son cümleleri için devam etti. 'Ve o gecenin bana bıraktıklarından biride 1 kız çocuğuydu.' Dedi Tanrı boğuk sesiyle. Kelebek dikkatle dinliyordu 'Bugün 17 yaşına giriyor ve beni ölü bir adam olarak biliyor.' Dedi. Kelebek söze girdi 'Benim bunlarla ne alakam var ?' Tanrı duraksayıp kelebeğe baktı ve paralayan gözlerinin altında bir tebessüm belirdi. Hiddetle söze girdi. '18. Yaş gününe kadar onun yanında olacaksın. Benim burada onu koruduğum gibi sende onu dünyada koruyacaksın. Sen bir kelebeksin, bordo kanatları olan. Verdiğim kanatlar emanetindir. 18. Yaş gününün ertesi günü kanatlarındaki renkler solup şuanki gibi çırılçıplak bir şekilde can vereceksin' Diyerek sözlerine son verdi Tanrı. İnsan siluetini terk edip kelebeği eliyle yarattığı rüzgar ile dünyaya savurdu.
YOU ARE READING
KELEBEK
Fantasy"Bir kadın ölür, toprak olur. O topraktan bir çiçek uzanır göğe. Ve ben o çiçeği koparır, sana veririm. Sevişiriz. Ve sen ölür, toprak olursun. O topraktan bir çiçek uzanır göğe..." Bir süre sustu, yutkundu. Yutkunduktan sonra ise içine çeken ölü...
