Yeni öğrenci klişelerini bilirsiniz. Kız masumdur, okulun ilk günü okulun kötü çocuğuyla çarpışır, ondan nefret ettiğini sanır, aslında aşık olduğunu büyük bir olayda fark eder... Henna Lavina ben. Yeni öğrenci, pek masum olmayan antisosyal kız. Siz...
Hayat yaşadıklarınız değil, engel olamadıklarınızdır, der bazı düşünürler. Hayat gerçekten de öyle midir? Bilmiyorum. Gerçekten yaşamadım henüz, ama sanırım engel olamadığım bir durum var.
Yeni okulumu daha görmeden sosyalleşmek için gideceğim yaz kampı.
Şimdi böyle anlatınca garip oldu, en baştan başlayalım... Henna Lavina ben. Babası kök olarak Fransız, annesi Türk olan bir kızım. Annem ve babama o kadar benzemiyorum ki çoğu açıdan... İkisi de sosyal insanlar mesela. İkisi de yetenekliler. Annem esmer, babam sarışın ama ben kumralım. Antisosyallik denilen bir durum yaşıyorum. Arkadaş edinemiyorum, sırf bu yüzden hep kavgalarda başrol oynuyorum. On yedi yaşında, bilindik bir liseliyim. Hayatta şu ana kadar hiç bir değişik olay yaşamadım, gerçekten. Aşkı bilmiyorum, arkadaşlığı filmlerden gördüğüm kadar, aile bağlarım hariç gayet yalnızım.
Bir de şu kamp mevzusu...
İki hafta evvel, annem bir anda karşıma geçip taşınacağımızı söylediğinde, ilk baş şaka sanmıştım. Şehrin ortasından, çıkış kısmına geçiş yaptık üç günde. Sebebi malum, işleri anca bunu kabul edebiliyor. Zaten benim eski okulumda arkadaşlarım da yok... Başka bir okula, adıyla ün salmış bir koleje nakil verdiler beni. Alsancak Koleji. Adı ün salmış diyorum da, tek bildiğim adı. Hiç bilmiyorum içinde neler var, neler yok. Herkesin dilinde bu kolej ama. Her neyse...
Gittik nakiller için, müdür çıkmadan elimize bir broşür tutuşturdu. Baktık, yaz kampıymış. Ağva'ya gidilecekmiş bir aylığına, minik ev görünümlü kulübelerde kalınacakmış, bir sürü etkinlik varmış... "Henna kızımız arkadaş edinmiş olur böylece, seneye sıkıntı çekmez." diyerek annemin aklına girdi müdür. E annem de zaten benim antisosyalliğimi kırmam için uğraşıyor... Bir gün sonra baktım, babam kabul etmiş, annem bana yanımda ne götüreceğimi soruyor...
Ve şimdi de, buradayım. Evin kapısına çıkmış, beni alacak otobüsü bekliyorum güneşin yaktığı bir sabahta. Arada geri dönecek gibi oluyor, annemle babamın umutlu yüzlerini görüp geri dönüyorum önüme. Sonunda dayanamayıp çıkardım kulaklığımı, birden bir gölge kapattı güneşi. Otobüs sonunda gelmişti. Annemlere son kez bakıp, derin bir nefes alarak açılan kapıya adım attım.
Otobüsün içi doluydu, sanırım son alınan öğrenci bendim. Çoğu gözün bana döndüğü endişesine kapılarak elimde çantam, boş yer arayarak yürüyorum. Boş yer yok, tek yer sarışın bir kızın yanı. O kız da bana garipçe el sallıyor. Derin bir nefes aldım tekrar, gittim ve cam kenarına oturdum. Kız gülümseyerek döndü.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
"Merhaba! Bulut ben, sen de yeni kızsın değil mi?" Samimiyeti garip bir biçimde tüylerimi diken diken ediyor. O sırada kızıl saçlı bir kızla göz göze geliyorum, bana gözünü dikmiş bakıyor. Bana bakan birine bende gözümü dikip bakmak isterdim ama... O cesaret bende yok ne yazık ki. O yüzden gözlerimi kaçırıp, odağımı tekrar sarışın kıza, yani Bulut'a çeviriyorum. "Henna," diyorum çekinerek. "Çok tatlısın!" diyor Bulut şen bir kahkahayla. Yanaklarımın ısındığını hissederek önüme dönüyorum, göz ucuyla o kızıl kızın hala bana baktığını fark ediyorum.