♣BÖLÜM-1♣

20 2 0
                                        

'Yalnızlığın keyfini çıkaracaksam bile sizin gibi dostları isterdim yanımda.'

Sıcakkanlı biriydim herkes de öyle derdi bana.Güzel bir dost.Yardımamı ihtiyacın var üşenmezsem gelirdim elbet. Ben insanları eğlendirebildiğimi saçma konulara gülebilen yada komik şeyler yapmaya çalışırdım.Bunların olmasına rağmen en sonunda giderler boş iftiraya inanırlar ve arkadaşlığı sonlandırırlardı. Buda hiç güvenmedikleri anlamına gelirdi.

Rüya denilen hayal âlemi ne güzel.Birde hep çocukluktan kalan bi'şey.Uyandıkya rüyayı görmek için tekrar gözlerimizi kapamak ama rüyayı görememek.Çok yaptığımı hatırlar gibiyim.
  İşte şuan tam aynısı oldu.
-UYANMAZSAN SUYUN KALDIRMA KUVVETİNİ ÖLÇERİZ!
Diye bağıran bir klasik Merve.Diğer bir yandan "Ödevime nasıl kıydın abey!" . "Ulan daha dün burdaydı kesin sen aldın!!" , "BEN SENİN SAÇMA EŞYANI NE YAPAYIM ŞURDAN UZA" diye kavga eden üçüzlerden ikisi. Seslerine daha fazla tahammül edemeyeceğimi anlamıştım.Onlara kükreyecekken, en masum bu kız dediğim Merve su yerine kaldırma kuvveti daha güçlü başka birşeyi üzerime boşalttı...AYRAN !
O anki öfke tarif edilemezdi. Herzaman ayı gibi 3 aylık kış uykusuna yatan kızlar bugün sabahın köründe uyanmışlardı şaşırmakta haklı değildim.Okul yoktu bugün uyku tutarmıydı sizce ? Tabikide hayır.
   -Uyandım ok.
İlayda diğer odadan "Büyükçük boğa is goodmorning" diye bağırdığını duydum.Merve ile sağlam bir kahkaha attık, "Görüyonuzmu bizimkini ingilizce dahisi olmuş be!".Bende gülmemin geçmesini bekliyordum o sırada mervenin dediğini onaylar şekilde başımı salladım. Kapı çaldı bir anda herkesi bir suskunluk sardı.Bu zorlu görevi kim yapacaktı?.Kapıya doğru birbirimizi itekliyorduk.Gelen bir yabancı olmalıydı kapıya heralde tokmakla veya vinçle vuruyordu. Sonra aramızda fısıldayarak "Lan bu kapıya napıyor anasının evi değil biri söylemeli bence." ordan Azra "Numarası varmı ki verin ben halledeyim". Bu kız bir ara tranva geçirmişti kafası hâla iyi değil diye geçirdim ona 'TAMAM OK.SENİ UMURSAMIYOZ' bakışının 78.numarasını attım.Hemen anladı işte benim camsızım.Hâla çalıyordu kapı ve o zorlu görevi İlayda üstlendi. Herkes ona başarı diledi.Sarıldık ve en sonda vekaletnamesini yazdı. Romanları Merveye ,kıyafetlerini Azraya, banada mangalarını bıraktı.İmzaladı ve kapıya doğru sulu gözleriyle gitti.Kapıdan bir ses geldi "OVERLOK MAKİNESİ AYAĞINIZA GELDİ BİR ALMAYANA ÜÇÜNSÜ BEDAVA"Der gibi alaycı bir ses geldi. Azra sonunda konuşmayı başarmışcasına "Bu ukala kim ?" dedi. "Valla bende bilmiyorum kanka" dedim. Ne diyebilirdim başka?
İlayda dürbünden kapıya bakınca onun şu eski okuldaki Alp olduğunu görünce gözleri faltaşı gibi komacan oldu.Komacanı da bize o öğretti muhteşem türkçesi ile. Kapıyı açar açmaz biraz hassas yerine vuruverdi.Onda reflesk hâline gelmişti bu ve "ŞILAAPP!!" diye bir ses daha geldi ve Alp'in hayırsız "Ulan Jüpitiş " diye bağırışı geldi. Jüpitiş de ben derdim okulda. İL-AYDA ILÇE-MARSTA esprisinden sıkıldığım için ona jüpitiş derdim Alp tereddütsüz dediğim herşeyi o 2Mb lık hafızasına alırdı gerçekten başarıydı denilebilirdi en azından. İlayda kısık gözleri ve buruşuk dudağıyla "Alp gelmiş alayımmı ? " demeye kalmadı Alp içeri uçtu. Elinde donut olmasa kovardıkta her aromada almış kıyamadım kovmaya.Alp'e hal hatır sormadan poşetteki donutları çıkardık. Uzun süredir donut yemiyordum bana çok iyi gelmişti biran enerjim yerine geliverdi. Sonrasında Azra Alpin üzerine uçtu.Kısaca teşekkür demekti bu. Anormaldik yani ben normaldim bu üçüzden sonra anormal oldum.Bunu dediğimde herzaman "he he" bakışı atar ve gülerlerdi.
Ama hayattaki en iyi dostlar diyebilirim.
Dost demişken Alp baaya yorgun görünüyordu.Vefalı ben oldum bu sefer. Herzaman Merve veya Azra olurdu ama tıkınırken bölersek kellemiz yerinden gidebilirdi hiç karışmadım."Ee alp nedir buraya seni uçuran fırtına?" diye alaycı bir şekilde sordum.Iıı..şey ben vefalı olamıyorum sanırım. "Fırtına beni yordu biraz dinleniyim azcık şurada olurmu ya?" diye sordu.Anlamıştım yada hissettim 'YALAN' duygu olmadığını."Ah tabiki şuraya yatabilirsin 2.30da uyan ama alarm falan kur kızlarla biryere gidicez ama erken kalkarsan senide götürebiliriz.Hem şu dağılmış kafan yerine ge-" Derken sözümü kesti İlayda " Aga aşure tarifimi veriyon bırak uyanırsa gelir" dedi.Odada alkış sesi geldi Merve ve Alpten.Gülmeden edemedim , lafımı bitirmek içinde "Gelelim fasülyenin faydalarına." dedim. Alp arkasını duvara yaslamış bir kolunu yastığın altına koyarak 'SLEEP MOD ON' yaptı kendini. Aslında bugün 2.30'da biryere gitceğimiz yoktu. Bugün büyük gündü bizim için.Ben herzaman için bir kafem olsun istemişimdir.
Ailemin ve üçüzlerimin destekleriyle çok ufak değil ama şirin biryer satın almıştık. Kafenin açılışı vardı.İşte büyük gün olmasının asıl sebebi bu. Kafenin açılı için gelecek kişiler youtube'daki fanlar.Evet benim youtube kanalım var elli bin abonemde var kısacası elli bin kişilik ailem.Övünmenin sırası değildi daha sonra çok öveceğim Unutturmayın herneyse nerde kalmıştım  ve de benim üçüzlerimin sosyal medyasındaki takipçileriydi .Onların bu hallerini sosyal medya bile severdi hepsinin ortak sayfaları vardı .Güzel sayıda takipçileri yani ailesi vardı. Ah birde gerçek ailelerimiz. Aileler bizi aynı eve onlar çıkarmıştı artık dayanamadılar çünkü her saat buluşma iznine.Ama şimdi yine onlarla aynı ortamda yöneticilik yapacağız. Kafenin adını söylemişmiydim ? 'Gökkuşağında Anakonda' evet ne kadarda çekici bir isim değilmi ?. Bu ismin garipliğini merve+ilayda güzelliğini ben ve azra koyduk. Ortaya saçma birşey çıksada ilerleyen zamanlarda değiştirebileceğimizi düşündük ama Gökkuşağındaki Anakonda'nın bir anlamı var.Gökkuşağı güzeldir rengarenktir. Hayat gökkuşağıdır.Anakonda büyük bir yılan türüdür. Buda hayattaki kötü kişileri kötü olayları temsil eder.

"Her şey güzeldir ama güzel şeyleri devam ettirene kadar."
Anlamlıydı bize göre.Bunları düşünürken cama yapışmış kuş gibi dururken "İFŞA TAYM"diye bağıran İlaydayı duydum. "Kanka camı görmeyip çarpmış gibisin bakale bak bebek gibisin." dedi gülerken. Kendime bakınca bile kahkaha tuttu beni.
Azra," Lan az kaldı açılışa haydi giyini. Merve kameraları almayı unutma tripodlarıda. Miray sende anahtarı unutma makası falan al İlayda sende..Sen kendini al yeter." İlayda fışkırdı ordan " aga tek benmiyim o cümleyi çözemeyen? Nası unutabilirim kendimi?." diye sordu bende ona hak verir şekilde açıklamada bulundum "kanka şöyle mesela okul varya geç kalıyosun sonra  lan kendimi götürmeyi unuttum diyosun." dedim gülerken.Azra da hafiften sırıttı sonuçta en yumuşak kalpli olanımızdı herşeyin 12lik olmasını isterdi. O sırada Alp uyanmış yatakta birine yalvarıyordu açıkcası hiç şaşırmadım bu hep böyleydi dakikası hiç bitmezdi onca kişiyle konuşmasına rağmen.Ya okulda birine sataşmış "dövmeyin" diye yalvarıyordur yada okuldaki tüm hocaların numarasını alıp "hojam benim canım hojam nolur not veriiin" derdi. İlaydadan bulaşan 'HOJAM' kelimesini hemen geçiyorum. Alpte olan bir gariplik bağıra bağıra konuşmasıydı onunla mağazalara bile girmezdik.Kesin biri arardı. Merve asla tahammül edemezdi bu duruma şimdide edemedi. Telefonu elinden çekiştirerek aldı "LAAN ! Yeter be yeter abey ne istiyon hadi bana söyle en mutlu günümde seni at merkürden gelene kadar döverim!" dedi. Alp ordan fısıldadı "Hah şimdi avakadoyu yedik" dedi. Azra gözlerini kısarak dudağını ıstırdı. Telefonu özür dileyerek kapattı olay anlaşılmış gibimiydi acabaa?! "Mirayğ ulağn ! Müdürmüş kanka" şaşırmış gibi bir ifadeyle. Gözler Alpe döndü."Ne abi benmi dedim telefonu al azcık söv diye".Burda haklıydı Azra almıştı telefonu sonuçta."kanka müdüre ne dicem ben şimdi.." dedikten sonra rahatladı ve " benimle birlikte yanacaksınız zaten"dedi pis pis sırıtarak. Yok camsız bu sefer olmaz." Yok camsız biz bişey yapmadık günahı senin boynunaa" dedim dişlerimi göstermeden gülerken.Mervede "Hâlal Olsun Mir." dedi zaten burda herkese özgü isimler vardır.---Jüpitiş - ilayda, Camsız-azra ,
Merve-Şu hep gittiğiniz merve benim aklıma merve diyince bu geliyor ama tam bi takma adı yok Ben ise Mir-'miray'---Bizde işler, böyle yürür. Merve kafenin açılışı için çok heyecanlıydı Merve salaktır falan ama kimse onun kadar güzel yemek veya tatlı yapamaz.Bizde iddaya girer sürekli kazancağını biliyorya 'ÇAKALĞ'. Bu yüzden kafede tatlı tarzı şeylerden sorumlu kişi Merveydi. Siparişleri hafızası iyi birisi almalı diye düşündük herkes aynı fikirdeydi. Bu yüzden zehir kadar güçlü hafızamla ben yapacaktım bunu. Camsız ise para bölümüydü aramızda en 'arza' olan kızın sayısalı çok güzeldi. Asla kurnazlık yapmaz parayı milimine kadar hesaplar öyle verirdi. Bu yüzden kasada o duracaktı.Iıhmm.. Jüpitiş ise temizlikçi olabilir dediğimizde bizi takmadığını gösteren 45.bakışı attmıştı. Zaten iki gülsün diye demiştik.Jüpitiş kendine görev bulmuştu o Müfettiş olacaktı gelen gidene bakıcak bizim durumumuzu ölçecekmiş. "Bana torpil geçersen sana magnum alırım jüpitiş"demiştim.Magnumu çok sever her iddaya onun üzerine girerdi. Ama İlaydanın ve benim zevklerim çok uyuşuyordu. Onunla şuanlık kafenin dekorunu halledecektik.Rengarenk bir yer olacaktı. Evettt o saat geldi. Saat şuan 2.15 oraya gitmemiz 10dakika alsa 5 dakikada makası kaybetip bulsak tamam buçukta açılış olur diye geçirdim. Herkes güzelce hazırlanmıştı ,
" Herkes sadeydi. 'Sade' basit değil."
Anahtarı ben aldım ve gitmeye başladık. Biz Camsıza güvenip arabanın anahtarlarını almadık oda unutmuş. Herkes ona döndü eller bellerimizde 'Yürüü Camsııızz' bakışlarını attık.Jüpitiş gözlerini eve doğru gösterirken camsız çoktan gitmişti.  2.23 ama biraz sıkışmıştık.Ben sürücüyüm ulen sıkışmadım diye güldüm. Aslında sığabilirlerdi ama rahatına düşkün İlayda rahat durmuyordu.


İLK bölüm :') Sıkıcı bir aşk kitabı veya klasik değil meraklanmayın.Çok Eğlenecüğünüz :D  Her bölüm 1300 civarında olur  sizlerle  büyük bir kitleye ulaşırız. 1M biraz zor fakat 400-500bin kadar okunduğunda kitap yapacağım .
  Bazı insanlarda önhis vardır eğer bu bölüm böyleyse ilerler vs.sende azcık olsa bile onu hissettiysen Arkadaşlarına önerebilirmisin ? İyiki varsın ♥

Hayal TuzağındaStories to obsess over. Discover now