Yüzüme vuran gün ışıkları ile uyandım bugün. Zorlada olsa kalkarak perdeyi kapadım ve kendimi tekrar yatağa attım. Ben annemle yaşıyorum ve kendisini pek sevmem, nedeni ise soğuk davranması. Babam ben küçükken terketmiş bizi. Anlayacağınız pekte sağlıklı bir ev halkı değiliz annemle. Doğrulmaya çalıştım ve anneme seslendim fakat ses yok. Şaşırmamıştım açıkçası. Yataktan kalkarak salona doğru ilerdim ve annemin cesedi ile başbaşa kaldım bir saat boyunca. Neden intihar etmişti? Sebebi neydi? İntihar etmesi gereken kişi benken neden annemdi?
Bir hafta sonra_______
Annemin ölümünden bir hafta geçti. Herkes benim yalnız olduğumu düşünüyor fakat ben yalnız değilim. Dört duvar birde 23 yaşında ki kız çocuğu nasıl yalnız olabilir sizce? Bunları düşünürken ve birde beni yalnız sanan insanlara söverken acıktığımı hissettim. Mutfağa geldiğimde dolabı açtım fakat boştu. Üzerime bir şeyler aldıktan sonra markete doğru yola koyuldum. Dalgın dalgın yürürken birinin arkamdan seslendiğini duydum. "Okyanus?" Durdum biraz korkmuştum. Arkamı döndüğümde ise onu gördüm. Rengarenk gözleri ile bana bakan Uzay'ı. Uzay ile biz on dört yıllık arkadaşız fakat ben ona hiçbir zaman arkadaş gözü ile bakamadım. Görüşmeyeli tam tamına altı yıl oluyordu. Ben onu süzerken o tekrar bana seslendi. "Okyanus? Nereye gidiyorsun böyle?" duraksadım biraz. "Markete gidiyorum ama senin burada ne işin var Uzay?" Heyecanıma rağmen konuşabilmiştim sonunda. "Seni görmeyeli uzun zaman oldu Okyanus. Seni görmek için geldim fakat sen beni gördüğüne sevinmedin anlaşılan?" dedi. Yine gülümsüyordu. "Hayır hayır sevindim tabii ama şaşırdım biraz." dedim ve yürümeye başladım. Arkamdan geldi o da. Markete kadar sessizlik oldu. Markete girdiğimizde market arabasına oturmak için hazırlanırken onun oturmuş olduğunu gördüm. Gülmeye başladım. "Çocukluğundan beri hic değişmemişsin Uzay. Hâla oyun bozansın." Bu sözlerime o da gülerek yanıt verdi. "Haydi ittir arabayı ne bakıyorsun?" İttirmeye başladım önce yavaş sonrasıda hızlı. Uzay eline ne gelirse market arabasına atıyordu. Kasaya geldiğimizde o ödeme işlemi ile ilgilenirken bende poşetleme işlemi ile ilgileniyordum. Marketten çıktık. İki elide poşetlerle doluydu. Sessizliği bozan yine Uzay oldu. "Annen evdedir umarım. Onu görebileceğim için sabırsızlanıyorum." dedi ben durunca bana döndü. Elindeki poşetleri bırakıp birden sarıldı ."Özlemişim." dedi. Bende ona sarılarak "bende özledim." dedim. Altı yıllık aradan sonra ona sarılmak iyi gelmişti. Kavuşmuştu sonunda Okyanus ile Uzay. Kavuşmuştu sonunda balık ile bulutlar. Kendimi bildim bileli gökyüzünü seviyordum. Gök ise Uzay'ın yüzündeydi. Sarıldıktan sonra Uzay aynı soruyu tekrarladı. "Annen evde değil mi?" duraksadım. "Hayır" diyebildim boğuk bir sesle. "Nerede peki?" İşte bu soru üzerine kalakaldım. Uzay bana döndü.
___________
YOU ARE READING
Cesaretin İçindeki Esaret
Romance''Kendini bırakacağın koltuk o değil buydu.'' dedi. Bu sözü ile benim tepemden hala inmemiş olan sinirlerim, Uzay'ın kahkahaları ile tekrar harekete geçti ve hayatımda duymaktan nefret ettiğim küfürleri sıralamaya başladım. Bu sıralama durumu bitin...
