M.S.K 1. BÖLÜM

28 4 40
                                        



           Ne kadar depresif! şu simsiyah odada tek parlayan şey olan karşımdaki Berk'in gözyaşlarını hiçe sayarak haline gülmeye devam ediyordum.Çünkü komikti, belki biraz trajikomik .Karşımda yırtık paçası ,elinden düşmüş papatyalar , çarpık bir gülümseme ve gözünde bir damla yaşla dikiliyordu.Odanın kapısını sanki evde başkası da varmış gibi kapatarak duvarda çizdiğim resimlerden birisinin düşmesine neden oldum.Umursamadan yatağın üzerine uzanıp elime çakmağımı aldım ve sigaramı yaktım.Rahatça sordum;

''Bu kaç oldu?''

       Çaresizce yanıma oturup yumuşak göbeğimin üzerine uzandı gözlerini tavandaki çizime odaklamış bir şekilde.

''Sayamayacağım kadar çok.''

     Kontrolsüzce salladığım ayaklarımdan birinde mavi diğerinde yeşil çorap vardı, terlediğimi hissettim ve çorapları bir çırpıda çıkartıp gözlerindeki yaşları çoraplarımla sildim.

     Aşırı kıl bir mutant olan Berk yaptığımı en başta anlayamamış olacak ki gülümsemeye başladı.Aldığı kokuyla buruşturduğu yüzüyle beraber göbeğimden beş metre öteye sıçaraması bir salise almadı.Yanaklarım kopcakmışcasına güldüğüm yataktan kalkıp çalışma masamın altındaki minik dolaptan iki katım boyutundaki eşofman altı ve üzerinde bilgisayar resmi olan siyah t-shirt 'ü kafasına gelecek şekilde attıktan sonra elimdeki sigarayı çalışma masamın altındaki küllükte söndürdüm.Ağrıyan bacaklarımdan güç alarak ayağa kalktım.

''Ben bira getireyim. Malum efkarlısın(!)''

''Sen dalganı geç şişko!''

Alaylı bir şekilde göbeğini işaret ettim.

''Göbeğini çeker misin duyamıyorum.''

''Bok!''

Arkamdan çarptığı kapıyla beraber bir mazoşist edasıyla gülümserken çıplak ayaklarım mutfağa doğru ilerliyordu.Burnuma dolan mum kokusunu içime çekip , gelen soğuklukla irkildim.Hızlı adımlarla balkonun kapısını kapattım ve İzmir'in huzur verici gürültüsüyle vedalaştım.Geçen yaz boyadığım buz dolabının renkli kapağını açtım ve içinden üç bira çıkardım. Dolu ellerimden dolayı popomla buzdolabı kapağını ,çenemle ışığı kapattım.Çıkarken bedenimin malum durumlar dışında işe yaradığını fark ettim.

''Thanks God!''

kafamla neden kapandığını anlayamadığım kapımı çalarken bu senfoniyi tamamladım.Kapı hiddetle açılırken göbeğini okşayan Berk ''ver babam ver ''edasıyla elimdeki birayı ağzıyla açtı.Açamayacağımı bildiğim için uzatmadan direk ona uzattım.

''Tuna'yı arayacak mıyız.''

Göz devirerek bana baktı ve telefonu işaret etti.Sen daha yakınsın triplerine girmeden direk telefona uzandım. Numarayı tuşladıktan sonra bir ;

''Elööğğ.'' 

Sesi duyduktan sonra yanında Beste'nin olduğunu anladım.O yokken 'alo' varken ise 'elöğ' diye açma kararı almıştı.Lafı uzatmak istemediğimden dolayı ''yengeye selamlar...'' çağrılarıyla telefonu kapatıp elimde beni bekleyen birayı kafama diktim.Boğazım yanarken gözlerim biranın birisini bitirmiş olan Berk'e döndü.

''Sakin ol şampuan.Hem anlat bakalım , bu sefer ne yaptı o yelloz.''

Derin bir nefes alıp yutkundu.

''Her zamankinden .Beni umursamıyor , bir hiçten başka bir şey değilim onun gözünde.''

Üstelemedim çünkü o kızı savunmak içimden gelmiyordu.Yedi yıllık ev arkadaşlığımızın dört yılında o kızın peşinden koşmuştu, hoş koşmamıştı aslında aynı yerde dönüp durdu.Yalnızca bir noktada o da büyük ihtimalle kızın evinin önündeki park.Az gidip taş atmamıştık evine ...

MAVİ SAÇLI KIZ.Des histoires addictives. Découvrez maintenant