Kirpik sayısını ezbere bilirdim. Bir bakışından anlardım demek istediklerini. Hareketleri ezberimdeydi, aklıma kazınmıştı. Sevmeye de kıyamazdım üstelik. Dokunmak dahi istemezdim. Çünkü dokunsam o anı mahvedevekmiş gibi hissederdim. Nefes alışverişini saydığım adam, sigara dumanına kadar aşık olduğum adam şimdi toprağın altındaydı. Hayır son kez görmek istemedim o halini. Önceden neşeyle bakan gözlerini görmek istemedim. Vedaları sevmezdim, çünkü beceremezdim.
İki yılı birlikte geçirdiğin adamı, aşık olduğum adamı o halde görmek istemedim. Kendimi boşlukta gibi hissettim. Sanırım cansız bedenini görmediğim için veya başka bir şey içindir bilemiyorum. Sanki ölmemiş gibi hissediyordum. Sanki bu saçmalıklar hiç yaşanmamış gibi. O kavgalar hiç olmamış, yasak aşklar hiç yaşanmamış gibi.
Onu iyi hatırlamak istiyorum belki de. Günlük gülistanlıkmış gibi olsun istiyorum. Elimden ne gelcek ki başka? Toprağa karışmış bir bedenden başka. Gözlerimden yaş akmalı ama akmıyor işte. Üzülmüyorum, isyan etmiyorum. Ona hissedecek bir şeyim kalmadı belki de.
Rüzgar. Bu isimle birlikte değişmişti hayatım işte. Siyah gözlü, uzun ve sık kirpikli gözler. Bakmaya doyamadığım gözleri vardı. Belirgin elmacık kemikleri ve üçgen hatlara sahip çenesi, 1.75 boyu ve geniş omuzlarıyla bana sarıldığında kendimi her daim güvende hissederdim. Ona kırgınken bile ona sarılacak kadar seviyordum onu. Beni üzen oydu ama beni geri toparlayabilecek tek kişi de oydu.
Her pisliği yapabilecek biriydi aslında. Sigara onun için su gibi doğal bir şeydi ancak esrar içmeleri olurdu arada bir, o zamanlar kafası pek yerinde olmazdı.
Gece eve 4'te gider bir kaç saat uyur geri dışarı çıkardı. Bir şey yapacağından değilde evde durmak istemediğindendi aslında. Onu anlıyorum diyemeyeceğim ama anlamaya çalışıyordum. Sanırım asla anlayamayacağım.
Babası cenazesine dahi gelmemişti. Annesi harap olmuş bir şekilde ağlıyordu. Bu bir intihar değildi belki. Belki de öyleydi.
Hala ölmemiş gibi hissediyorum. Nedeni nedir? Hissizleştim mi yoksa? Belki de bana yaptıklarındandır Rüzgar Eril. Belki de bu yüzdendir cenazene dahi gitmeyişim...
Seni çok seviyorum Rüzgar Eril. Küçük çocukların çikolatayı sevmesi kadar masum seviyorum seni ama olanları unutamam. Yaptıkların ve çektirdiğin acıları unutamam Rüzgar.
1 YIL ÖNCE
Gözlerimi sinirle gözlerine diktim ve hızlıca yanına yürüdüm. Bu anı asla unutmuyorum Rüzgar Eril sen de unutma. Gözlerini gözlerime sevecenlikle çevirdin. Bilmediğimi zannederek.
"her şeyi biliyorum Rüzgar. Her şeyi" inkar etmedin, bir şey demedin. Duraksadın sadece ilk bir kaç dakika.
"neyi biliyormuşsun" dedin anlamamazlıktan gelircesine. Ama o an ikimizde biliyorduk neyi bildiğimi ve sen çaktırmamaya çalışsanda seni en iyi tanıyan kişiyi kandıramazdın Rüzgar.
"beni aldattığını biliyorum " dedim ve bir an gözlerim dolacakmış gibi hissedince gözlerimi kapattım ve iyice sıktım ancak bunu sinirimden yapıyormuş gibi davrandım. Sırf beni o halde görme diye. Derin bir nefes aldım ve yanından gittim.
Orada arkamdan gelmeliydin değil mi. Hikayelerde böyle olurdu çünkü. Ama sen gelmedin. Hiç bir şey demedin bile. Bir buçuk yılımı verdiğim adam kalbimi parçalara böyle ayırmıştı işte. Benim her noktamı, her hücremi ve bütün zayıflıklarımı bilen adam beni zayıf noktamdan vurmuştu.
Senden nefret etmiyorum Rüzgar Eril. Sanırım bazen seni özlüyorum bile. Ancak çok kırgınım hala, ilk günkü gibi...
YOU ARE READING
Eylül
ChickLitKirpik sayısını ezbere bilirdim. Bir bakışından anlardım demek istediklerini. Hareketleri ezberimdeydi, aklıma kazınmıştı. Sevmeye de kıyamazdım üstelik. Dokunmak dahi istemezdim. Çünkü dokunsam o anı mahvedevekmiş gibi hissederdim. Nefes alışverişi...
