Sabah saat 03.00 yer yatağından hafif bir esnemeyle gözlerimi açtım. Üstümdeki kahverengi sarı çiçeklerle süslü battaniye dışardan gelen hafif ince bir ışıkla belli belirsiz görünüyor. Ağzım yüzüm yamulmuş, sersemlikle kalktım. Az önce ne olmuştu tam hatırlamiyorum ama şunu çok iyi biliyorum ki imkansız dediğim bir şeyle burun burunaydım. O, loş ışıklı odada nesneleri tanimaya... Bunun olmaması için yalvarmaya başladım.
Sessiz , huzursuz...Açık pencereden gelen hafif rüzgarın alaycı esintisiyle kendimi teselli etmeye, hatta kendimle konuşmaya başladım:"Salakmısın oğlum ? Hayırdır yat zıbar, yok birşey". Korkmam beni güçlendirecek mi yoksa zayıf, daha da zayıf olmam için ona destek mi verecek? Hicbir fikrim yok. Bir yan odaya geçtim sanki Dünyanin diğer köşesi. Zifiri karanlık ne farki vardı yan odayla onunda iki penceresi vardı. Neyse. Elimle duvarda daireler çizerek lambanin anahtarini arıyorum. Işık açılır açılmaz yüzlerce ok gibi saçılan ışık demetleri gözümü aldı. Korkum daha da atrmaya başladı. İçerdeki tek ses soluk sesim ve hissettiğim kalp atışlarımdı. Hiç böyle atmamıştı, ilkti galiba. Üstüne annemin ilmek ilmek işlediği lale desenli örtünün olduğu karyolanın üstüne çöktüm. Aradan yarım saat geçti değişme yok. Aklımda sadece olmaz ,olmamalı, engellemem lazım gibi şeyler geçiyordu.
Uyku tutmuyor artık!
Haykırışlarım sessiz ve ictendi gelmeycekti oysa!!
*******
ESTÁS LEYENDO
Gülmüştü Sanki
De Todoİlk galiba, hersey yeni başlıyor. Karamsar gözlerinin derinliklerindeki ışığa doğru ilerliyordum, soğuk, ıssız, ürkütücü ... Herşeye rağmen yürüyorum bir sonu, sonucu olmalı bu yürüyüşün. Ve nihayet burda sonuç...
