Eylül ayının salı günü saat on'du galiba. Hood river kasabasındaki okulumdaydım her şey yolundaydı çok bıkmış olmam dışında. Her zamanki gibi arkadaşlarım Deena ve Blissle beraberdim sohpet ediyorduk Bliss yine her zamanki gibi sevgili konusunu açmıştı. Blissin sevgili konusunda hiç şansı yoktu çünkü her ne zaman sevgilisi olsa Adie ile aralarında birşeyler olurdu. Adie kötü bir kızdı herkezin sevgilisini ayartmayı iyi biliyordu o yüzden okuldaki hiçkimse onu sevmezdi arkadaşarı bile. Her ne zaman birisinden hoşlansak ona söylemezdik çünkü hemen onu ayartırdı ondan her şeyi saklıyorduk. Sohpet ederken Bliss bana dönüp
"senin şu yeni tanıdığın çocukla ne oldu" dedi bende üzgün bir şekilde "hiç, ne olacak ki o bana bakmaz bile son sınıf zaten" dedim Deena kızdı
"neden öyle diyorsun ne olacağını kimse bilemez bir bakarsın tanışırsınız" dedi "umarım" dedim. Deenanın dedikleri her zaman olurdu ve hoca geldiği için sohbetimiz yarım kaldı. Son ders olduğu için zil çaldıktan sonra okuldan çıktık otobüse gitmek için çabuk oluyorduk Blissi evine braktıktan sonra Deena ile daha hızlı yürümeye başladık. Her zamanki gibi çok gülüyorduk birden karşımıza Adie çıktı ağlıyordu çok şaşırmıştık o hiç ağlamazdı ne olduğunu sorduk o da
"Sevgilimle tartıştık ona para vermessem uygunsuz fotoğraflarımı herkeze yollayacağını söyledi benim de ona vericek param yok" dedi işte buna şaşırmamıştık bunu önceden tahmin etmiştik her sevgilisi ona aynısını yapıyordu Deenayla onun için hiç üzülmedik zaten onu sevmiyorduk. Otobüse binip eve geldik çook yorgun olduğum için hemen yatıp uyudum.
Ertesi gün saat 10 gibi uyandım annem kardeşimle doktora gideceği için marketimzde çalışmak zorundaydım. Hazırlandım aşağı indim annem gittikten sonra Deena ve Blissle telefonda konuşuyordum. Deena bu aralar iyi değildi aylardır hoşlandığı çocuğu küçük bir kız çalmıştı o kız da Adie nin kız kardeşi İvy di üçümüz de buna çok sinirlenmiştik ama yapacak bir şeyimiz yoktu. Bliss yine bana o yeni çocuk hakkında sorular soruyordu ben se yine cevaplamaktan kaçıyordum Bliss ise ondan hoşlandığımı anlamıştı ben ne kadar inkar ersem de o ısrarla ondan hoşlanıyorsun diyordu. Biz bu konuyu konuşurken birden kapı açıldı içeri küçük bir çocuk girdi ben de onunla sohbet etmeye başladım adını sordum adı Dave di bir şeyler arıyordu ama bulamıyordu sonra abisini çağırmak için dışarı çıktı. Marketin önünde duran arabaya yanaştı. Abisi arabanın içindeydi ama kim olduğu görünmüyordu arabadan inince ben dondum kaldım. Arabadan inen oydu işte oydu okulda gördüğüm yeni çocuktu. Çok şaşırdım. Şaşkınlıktan konuşamıyordum. İçeri girdi kardeşiyle çok iyi anlaşıyordu birşeyler alıp gittiler ben utancımdan kıpkırmızı olmuştum. Hemen telefonumu alıp Deena ve Blisse olanları anlattım onlar sa bana inanmıyorlardı ama gerçekten inanılacak gibi değildi. Hood riverda ne işi vardı. O gün okullar tatildi ben se okula gitmek için can atıyordum.
Pazartesi sabahı çok erkenden uyandım hiçbir zaman okul için bu kadar çok hazırlanmazdım ama o gün özeldi çünkü beni tanıma ihtimali vardı fakat benim düşündüğüm gibi olmadı tabi hiçbir zaman olmazdı zaten. çok üzülmüştüm ama ne yapabilirdim ki bir insanı bana zorla hoşlanmasını sağlayamazdım. Bir ay hiçbir şey olmadan geçti. Ben her gün onu okulda arıyordum onu görmek için her şeyi yapıyordum. Mucizevi bir şekildr artık onu eve giderken de görmeye başlamıştım ve bunun onu bıktırdığını düşğnmeyi başlamıştım çünkü her nereye gitse karşısına çıkıyordum.
Aylardan ocaktı yine bir kış günü film izliyordum ki telefonum çaldı bilinmeyen bir numaraydı açtım arayan bir erkekti merhabalaştıktan sonra bana şöyle dedi:
"Eğer seni rahatsız etmiyorsam ve vaktin varsa seninle dertleşmek istiyordum ama sana kim olduğumu söylemiyeceğim senin de kim olduğunu bilmek istemiyorum buna çok ihtiyacım var" ben de kabul ettim zaten benim se dertleşmeye ihtiyacım vardı. Konuşmaya başladık uzun süre konuştukdan sonra telefonu kapadık. Çok dertli biriydi bir kızdan behsediyordu o kız ondan hoşlanıyormuş bu da ondan hoşlanıyormuş fakat kızın bunu bilmesini istemiyormuş çünkü her kime bağlansa ölüyormuş. Babasını hiç tanımamış çünkü çok küçükken ölmüş annesi ise 5 yıl önce ölmüş. Onun adına çok üzüldüm ama bu olayı Deenaya ve Blisse dahi hiç kimseye anlatmadım. Anlatma gereği duymadım. O kişi beni her gün arıyordu artık onun her şeyini biliyordum o da benim her şeyimi biliyordu ama bilmediğimiz tek şey isimlerimizdi.
Aradan haftaların geçmesine rağmen o yeni çocukla aramızda hiçbir gelişme yaşanmadı ben nekadar arkasından koşsam o okadar da çok uzaklaşıyordu ben se yavaş yavaş vazgeçmeye başladım. Bliss ise onun yakın arkadaşı Avis ile çıkmaya başladı onlar adına çok sevindim.
Beni arayan şu bilinmeyen kişiyle konuşmak beni çok rahatlatıyordu. Neredeyse 1 aydır konuşuyorduk ve birbirimize adlarımızı söyleme kararı aldık ilk önce benim adımı söylememi istedi kendimi tanıttım aynı okulda okuduğumuzu öğrendiğinde çok şaşırdı tabi ki bende şaşırmıştım yokse o düşündüğüm kişi miydi ama o olamazdı çünkü o bana hiç bakmıyordu zaten bende ondan vazgeçmiştim sonra o da adını söyledi adı Duke'du. O an benim için her şey durdu haftalardır telefonda konuştuğum kişi oydu. İlk önce çok utandım sonra telefonu kapadım hemen Deenayı aradım olanları anlatığımda çok şaşırdı zaten şaşırmamak mümkün değildi. Deenadan sonra Blisse de anlattım benim adıma sevindi.
Okula gitmeye can atıyordum beni görünce ne tepki vereceğini merak ediyordum ama eski hislerim yoktu ona karşı nedem herşey bir ay önce olmadı ki o zamam belki her şey daha başka olabilirdi. O bir ay içinde başka biriyle konuşmaya başlamıştım o benden gerçekten de çok hoşlanıyordu ama o kötü huylu biriydi uyuşturucu kullanıyordu sıgara içiyordu. Adı Tyler'di. Beni okuldaki ingilizce projesinden tanıyordu. İlk önce onunla konuşmaktan korkuyordum ama beni sevmeyen birini sevmekten daha iyiğiydi ve onu unutmak istiyordum.
Okula gitme zamanı geldi. Çok heyecanlıydım en çok ta numaramı nerden bulduğunu merak ediyordum. Onunla ilk kez yüz yüze konuşacaktım nasl davranacağımı bile bilmiyordum. Okula vardım her zamanki yerinde yoktu biraz aradıktan sonra onu buldum arka bahçede oturmuş sıgarasını yakmış düşünüyordu. Gidip yanına oturdum ama hiçbir şey konuşmadım. Bahçede kimse yoktu. Bana döndü o koskocaman kahferengi gözleriyle bana baktı ve şöyle dedi:
"Korkuyordum ve hala korkuyorum. Kimi sevdiysem öldü seni kaybetmekten korkuyordum. Bana kızgın olduğunu biliyorum ve bunda haklısın sana bunu biraz hissetirmeliydim en azından" ağlamaya başladı ilk kez bir erkek karşımda ağlıyordu. Güçlü olmalıydım. "Hayır" dedim
"Sana asla kızgın değilim olamam da. Lütfen ağlama ve korkma ben iyiğim. Ama seninle konuşmam gereken bir şeyler var". Sustu o akan göz yaşları dindi belli ki endişelenmişti.
"İlk önce çok merak ettiğim bir soruyla başlayacağım" dedim.
"Tabi her ne istersen sorabilirsim her şeyi cevaplayacağım"
"Benim numaramı nerde aldın?"
