(Multimedia Kraliçe Sarah :Nicole Kidman )
Yeni zamanda 2 Şubat 1873 (Prenses'in kayboluşu)
Fırtınanın şiddeti git gide artıyordu. Geminin kamarasının camları titriyordu. Isebell her şeyden habersiz mışıl mışıl uyuyordu. Ona zarar gelmesini istemiyordum. Kraliçe olabilirdim ama şu an elimden bir şey gelmiyordu. Okyanusta bir o yana bir bu yana sürükleniyorduk. Kocam güvertede adamlarla konuşuyordu.Dostluk göstergesi olarak okyanusun diğer tarafındaki krallığa gidecektik. Ancak fırtına buna engel oluyordu.Ben Isebell'in başını tam kucağıma almıştım ki yıldırım şiddetle gemiye düştü. Sanırım geminin direğine denk gelmişti. Yukarı bakmaya karar verdim . Sakince Isebell'in kafasını yastığa koydum daha sonra merdivenlere doğru yürümeye başladım.Yukarı çıkarken merdivenlerin çatlamış olduğunu gördüm.Güverteye çıktığımda gördüğüm manzara hiç iç açıcı değildi.Geminin direği birkaç askerin üstüne düşmüştü.Kocam Edward ,bana yaklaşıp ''Isebell'i aşağıdan almamız lazım.Gemi su alıyor . Yedek gemiye binmemiz lazım ''dedi. Aşağı inmeye başladım.Ama merdivendeki çatlak büyümüş ve arada 1 metrelik bir boşluk oluşmuştu .Edward 'a bağırdım:
-Edward kapının önündeki merdivenler çatlamış, arada boşluk var.Isebell'i alamıyorum.
Edward koşarak geldi.Kapıdaki çatlak git gide büyüyordu.1.5 metre kadar olmuştu. Edward oraya uzanamayacağı söyledi.Adamlarını çağırdı.Adamlar güverteden merdiven getirdiler. Adamlardan biri merdivenle karşıya geçti.Isebell'i kucağına aldı. Yeni uyanmıştı ve biraz da ağlamıştı.Adam merdivenden tekrar karşıya geçerken Isebell adamın kucağından kayıp okyanusa düştü. Hayır! olamazdı.Kızım düşmüş olamazdı. Edward'a ne duruyorsun kurtar kızımı diye bağırdım.Adamlar okyanusun her yerini aramaya başladılar.1.5 saat geçmesine rağmen Isebell'den ne ses ne de seda vardı.Ağlamaya başladım durmadan ,hayatım boyunca canımdan çok sevdiğim tek şeyi kaybediyordum.Eteklerimi toplayıp güvertede bir o yana bir bu yana koşmaya başladım. Ama fayda yoktu. Zavallı Isebell'im kaybolmuştu.Hatta belki de ölmüştü.
Yeni zaman 12 Mart 1873
Kahin:
-Kızınızı 20 yaşında bulacaksınız.Onu bulduğunuzu öğrendinizde başına bir olay gelicek.Ama merak etmeyin o kurtulacak ve karanlık savaşın barışı olacak.
-. Umarım öyle olur. 15 yıl beklemem gereksede kızımı bulacağım.
Yeni zaman 25 Şubat 1888
-Isebell hadi kızım kalk artık. Pazardan sebze al sonra da Bayan Angelina 'dan fransızca öğrenmeye git.
-Tamam , anne.Oklarım nerede?
-Kapının yanında yayının yanında.
15 yıl önce :
Küçük Isabel her şeyden habersiz sürükleniyordur . Karşıdaki kara parçası sanki onu kendisine çekmektedir.Sürüklenmekten yorulan Isebell kıyıya sürüklenip yorguluktan uykuya dalar.
15 yıl sonra :
-Anne dikkat et kendine . Haydutlar yine gelebilirler. Benim peşimdeler. Nedenini bilmesemde.
-Niye olucak senin gibi güzel kızı kim bulsa aynı şeyi yapardı.
- Anne ya dalga geçme benimle .Sen yine de dikkat et .
Oklarımı alıp dışarı çıktım. Her zaman ki gibi köylü kadınlar çamaşırlarını asıyorlardı.Bazıları çiçeklerini suluyordu. Pazar'ın yolu tarafına döndüm. Ormanda .yürüyordum. Ayağımın altındaki yapraklar hışırdıyordu. Orman yolu sesiz ve sakindi.Yavaşça yürümeye devam ediyordum. Tam ben kimsenin olmadığına kendimi inandırmıştım ki arkamdan dal çıtırtısı sesi geldi.Okuma arkamdan aldığım gibi yaya geçirip arkama döndüm . Arkamı döndüğümde çok şaşırmıştım. Benden bir kaç yaş büyük gözüken bir çocuk, gözlerini korkuyla bana dikmiş öylece karşımda duruyordu. İyi giyimliydi, büyük ihtimalle soylulardandı.Adını bilmediğim soylu çocuk :
- Hey ! Sakin ol sadece yoldan geçen bir yolcuyum.
- Arkamdan sessizce( pek de sesiz değil ama ) gelirsen yapacak bir şey yok.
-Kusura bakma sessizce geldiğimin farkında değilim . Bu arada ben James.
- Önemli değil . Bende Isabella ama arkadaşlarım bana Isabel derler.
-Memnun oldum Isabel . Kelimeleri son bulduğunda saygıyla eğildi. Soylu olduğunu şu an onaylamıştım.
Düşüncelerim beynimde gezerken yaklaşık 10 adam çevremizde belirdi.
Aralarında en rütbeli gözüken :
-Prens James sonunda sizi bulduk . Babanız sizi Saray'da bekliyor.
-15 dakika izin ver Danny .
-Peki efendim diyerek kenera çekildi.
Tamam soylu olduğunu anlamıştım da prens olduğunu bilmiyordum.
Şaşkınlıkla:- Bir de prensmişiz galiba ?
-Kusura bakma kendimi tam taktim edemedim. -Ben Sirius Krallığının Prensi James Sirius . Sözleri biter bitmez yine eğildi.
-Memnun oldum Majesteleri. Ve hiç beceremesemde reverans yapmaya çalıştım.
-James demeni tercih ederim .
-Peki James.
-Biliyor musun uzun zaman önce kaybettiğim bir arkadaşıma çok benziyorsun.Kahverengi saçlar , ela gözler...
-Ne oldu ki ona neden kaybettin ?
- 5 yaşındayken gemiden düşüp kayboldu. Ne ölüsünü bulduk ne dirisini.
-Üzüldüm. Kesin senin için önemli bir insandı.
-Hem benim için hem ülke için.O Rosewell Krallığını tek ve son varisi Isebel Rosewelldi.
-Ben olcak hali yok ya ...diyerek güldüm.
Gülümsedi . -Keşke sen olsaydın.
-Efendim 15 dakika doldu.Babanızın kesin emri var ,Saraya dönmeniz gerek.
-Of Danny !
-Kesin Emir efendim.
-Peki,görüşürüz Isabel.
-Görüşürüz , James .
Adamların getirdiği nano teknolojiden yapılma saray arabasına binip uzaklaştı. Yeni zamanda olsak da köyde Yen'i zaman çokta belli olmuyordu. Ancak Birleşik Kralık yani Sirius ve Rosewell Kralığında asilerde teknolojik şeyler vardı.Köyde resmen normal 1888 yaşanıyordu. Telefonlarımız bile yoktu. Telsiz yoluyla konuşuyorduk.
Yürümeye devam ediyordum. Pazar'ın giriş kısmına çok yaklaşmıştım. Uzaktan sesler geliyordu . Pazar günleri pazar erken saatlerde açılırdı. Erken saatlerde gidince yoğunluk olmuyor ve en iyi ürünleri alabiliyordum . Pazar'ın içine doğru ilerlemeye başladım . Biraz mango , havuç Ve avokado alsam yeterli olurdu. Bir tezgaha uzanıp yarım kilo mango , 4 tane havuç Ve 3 tane avokado istedim, tezgahtar istedikelerimi bir poşete doldurup bana uzatarak :
- 17 Sirius . Parayı çantamdan çıkarak satıcıya uzattım . Parayı alıp poşeti bana verdi.
-Teşekkürler deyip yürümeye devam ediyordum yoldaki kadınların konuşmasını duydum.
-Duydunuz mu yukarıdaki köye haydutlar saldırmış kim var kim yok öldürmüşler .
-Ya evet ,yazık olmuş evleri de perişan etmişler.
Hayır ya bizim köy olamazdı. Annem ölmemiştir kaçmıştır ya kadınlara seslenerek: -Şu yukarıdaki Walls köyümü ?
-Evet , orası.
-Koşmaya başladım . Kadınların arkamdan üzülme feryatlarını duyabiliyordum. Ama kullağım hiç bir şeyi duyumak içimden gelmiyordu. Orman yolunda koşmaya devam ediyordum. Kalp atışım kulaklarımda yankılanıyordu. Tık, tık , tık... Yolun normalde 15 dakika sürmesi gerekirken o kadar hızlı koşuyordum ki 2 dakikada yarılamıştım. Ama umrumda değildi. Annemi düşünmek edemiyordum kendimi . Annem ölmemiştir ,kaçmıştır o. Derken köyün girişine ulaştım . Ortalık kan gölüydü. Yerlerde cesetler süzülüyordu. Hiç birine bakmak istemiyordum . Doğruca evimizin tarafına doğru koşmaya başladım. Kapıyı tekmeyle açtım. İçerisi dışardan farksızdı. Her yer kıpkırmızıydı. Annem yerde öylece yatıyordu. Ağlamaya başladım Annem in üstüne yatarak . Bir eli yumruk şeklinde kalmıştı. Huzurlu bir şekilde ölsün diye yumruğu açtım . Elinde yarısı kanlı bir kağıt vardı. Usulca aldım okumaya başladım.
Sevgili Isabel'im ,
Bu mektubu okuyorsan büyük ihtimalle ben artık yanında olmayacağım. Bu mektubu Baban ölünce yazmaya karar verdim. Bunu sana her gün veremeyi düşünüp vazgeçiyorum. Sen benim ve tim 'in öz kızı değilsin. Seni 15 yıl önce kıyıda baygın halde bulduk. Tim ve benim çocuğumuz olmuyordu. Seni alarak bakmaya başladık .Üzerindeki hırkaya Isabella ismi işlenmişti. Bizde değiştirmedik. 3 ay sonra kraliyet duyurusu yapıldı. Kral Ve Kral ın kızı kaybolmuştur arama başlatılacak diye, senin olduğunu anladık ama sana çok sahiplenmiştik seni sakladık. Sen Rosewell Kralığının ilk ve tek kızı prensesisin. Sana görgü ve Fransızca dersi aldırma sebebim bir gün gerçeği öğrenirsen zorlanmaman. Umarım beni afedebilirsin. Ayrıca artık şu an nerdeysen git ve krallığının prensesi ol... Seni çok seven annen Bella
İnananamayordum, 1 saat önce dalga geçtiğim kişi olmuştum. Ayrıca annem bana 15 yıl yalan söylemişti.Bunu kaldıramazdım. Ben bir prensestim. İmkansız bir şeydi ben ya ben köylü kızı ben . Asıl annem acaba beni özlemiş miydi nasıl bir insandı. Bella denen kadın yani annem olmayan annem yılların hesabını çekmişti. Ama ben o değildim . Onu dışarı çektim evden kürek alıp toprağı kazmaya başladım. Kaslarım artık his kavramını yitirmişti. Küreği toprağa bir sokup bir çıkarıyordum. Kazmam bitince onu kazdığım çukurun içine çektim. Küreği toprakla doldurup dökmeye başladım. 1,2,3,4,5,6 derken 15 kürek toprak döktüm. Toprak bedenini iyice kaplayınca üzerine dün topladığım çiçeklerini koydum. O bunu hak etmesede yinede onu kuru bir toprakla kapatmak bana yeterli gelmiyordu. Haydutlar her an gelebilirdi. Kendimi toparlamam lazımdı. Pazardan aldığım mangoyu, okumu, su bir kaç kıyafet ve hançerimi çantama koydum. Saate baktım , 16:44 son gemiyle krallığa geçebilirdim . Ya da kaçabilirdim her şeyden... Ama bu doğru gelmiyordu. Benim yıllarca hasretimi çeken kişilere bunu yapmak doğru gelmiyordu. Üstümü değiştirmek için yukarı çıktım, ortalık karıştırılmıştı.Mor deri ceketimi giyinip saçlarımı düzelttim. İşte geliyorum Yen'i hayat diyerek çantamı alıp dışarı çıktım. Orman yolundan iskeleye çıkan yola doğru koşmaya başladım. Haydutlar er veya geç peşime takılırdı. Hızlı koşmaya devam ediyordum .Nefesim kesilmesine yakın durdum. İskeleye 5-6 dakika kalmıştı.Beni nasıl karşılarlar bilmiyordum.Acaba beni özlemişmiydiler.İskeleye vardığımda son geminin kalkmasına 1 dakika vardı. Gemiye yusulca bindim . Kaptana parayı uzattım. Güvertede herkesten uzak bir köşeyi seçtim. Sandalyeye oturarak geminin kalkmasını beklemeye başladım.Denizi izlemeye başladım,dalgalar insanı düşünmeye sevk ediyordu. Neydim ben ya? Kayıp bir prenses mi yoksa bir köylü kızı mı?
-Bayan Isabella
Usulca arkamı döndüm . Arkamı döndüğümde genç bir tayfa ile karşılaştım.
- Benim ! Sen ismimi nerden biliyorsun?
-İsminizi bilmeyen mi var majesteleri diyerek eğildi.
Hop noluyordu ya ?
-Pardon !?
-Sizin bugün geleceğiniz tüm krallık gemilerine bildirildi.Siz bizim krallığımızın kayıp prensesisiniz . Hemen Kaptan ı çağrıyım . Onur konumuzdan haberi olsun .
-Dur kimseyi çağırma . Ayrıca bugün geleceğimi nasıl öğrendiniz ?
- Kraliyet kahinleri aracılığı ile...
-Kaptan...Merak etmeyin majesteleri iyi adamdır
-Tanrı aşkına bana majesteleri demeyi bırakır mısın ?.
-Neden majesteleri?
-Ben tam prenses bile değilim de ondan .
Kaptan yanımıza geldi. - Ne oldu Tom ?
-Efendim Prenses Isabella burda . Gözleriyle beni göstererek ...
Aceleyle eğilip selam verdi. -Burda olmanız şereftir majesteleri . Bir arzunuz var mı ?
-Yok, teşekkürler . Sadece bir şey sorabilir miyim?
-Tabiki majesteleri.
- Kralığa ne kadar var ?
-20 dakika var Majesteleri.
-Bir şey daha var. Bir de bana Isabella derseniz daha mutlu olurum.
-Siz bilirsiniz , Isabella.
-Daha iyi.
-Bir şeye ihtiyacınız olursa seslenin yeter.
- Teşekkürler .
Tanrı var ya prenses olmak hoşuma gitmişti. Emir vermek değil de saygıyla anılmak . İnsanların sana saygıla , hoşgörüyle davranması gerçekten hoş bir duyguydu. Acaba gerçekten prenses olabilecek miydim. İnsanları hayal kırıklığına uğratmak istemiyordum.Şu an mutlu gibi hissetsem de aslında içimde fırtınalar kopuyordu. 15 yıl boyunca duyduğum yalanlar. Gerçek annem ve babam kim bilir evlat hasretiyle 15 yıl boyunca neler yapmışlardı. Bir gazeteden öğrendiğime göre Kral ve Kraliçenin o kazadan sonra çocuğu olmamış. Zavallı ailem. Neler çekmişlerdi kim bilir. Bir de James var tabi çocukluk arkadaşım. Ondan hoşlanmıştım. İyi bir çocuğa benziyordu. Onunla da vakit geçirmek isterdim bir gün.
Kaptan yanı yaklaşıp: -Krallığa vardık Majes... pardon Isabella.
- Tamam,teşekkürler.
Çantamı alıp iskele tarafına doğru yürümeye başladım.İskelenin ucunda bir çok insan vardı.Sağ tarafta kraliyet arabası duruyordu. Sağ tarafa doğru ilerledim. Arabanın dışında kimse yoktu. Biraz tuhaf gelmişti. Arabanın yanına iyice yaklaştım. Kapıyı tıklattım. Bir an ne olduğunu anlamadan arabanın kapısı açılıp içeri çekilmeye başladım. Zorla kendimi arabadan dışarı atmaya çalışırken ağzıma kötü kokulu bir mendil kapatıldı.Ben ,ben galiba kaçırılmıştım...
Umarım hoşunuza gitmeye başlamıştır. Bu kitabın tamamını kağıt üzerine yazdım fakat buraya Yen'i geçiriyorum. 2 güne kalmaz 2 . Bölümününüde yayınlayacağım. Belki daha erken bile olabilir. Şunu söyleyebilirim ki kitap süprizlerde dolu olacak umarım beğenirsiniz.Umarım bölüme oy verirsiniz. Feyza
YOU ARE READING
Kraliçenin Doğuşu
FantasyBen Rosewell kralığının son varisi ve son prensesim. Bunu farketmem 15 yılımı almışta olsa krallığım için kraliçe olacağım.Bunu gerçekleştirmemin tek şartı evlilikte olsa. ' Isebella hayatının kararı ile baş başadır. Ya krallığını kurtarıp çocukluk...
