Adımlarımı iyice hızlandırdım soğuk asfalt üzerinde. Çıplak ayaklarımın tabanında hissettiğim acıyı hiçe sayarak koşuyordum.. Koşuyor, bir yandan da etrafımı kolaçan ediyordum. Bilmediğim bir şehirde, deniz kenarında ki bir sokakta tam anlamıyla kaçıyordum. Durmadan kanayan dudağıma bastırdım elimi, ufak bir acı oluştu o anda.. "ah!" Diye kendi kendime söylensemde durmanın sırası değildi. Daha fazla dayanamayıp ellerimi dizlereme dayayıp soluklandım. Bir yaz akşamı ancak bu kadar acı ola bilirdi.. "Allah'ım bir mucize olsun!" Diye yalvarırken omzumda hissettiğim bir elle resmen zıpladım yerimden hızlıca arkamı dönüp elin omzumdan çekilmesini sağladım. Tam karşımda masmavi bir çift göz bana bakıyordu. Saçları hafif sarıya çalıyor, dudaklı kalemle çizilmiş gibi, karanlık sokakta bile olan bembeyaz bir teni vardı.. "İyi misin?" Diye sordu karşımdaki.. korkulu bakışlarımı ona çevirip "İ-iyim." Kekeleyerek söylediğim bu yalan pekde inandırıcı olmamıştı zaten, üzerimdeki yırtık elbise kanayan yaralarım zaten ele veriyordu şuan ki çaresizliğimi.. "Pek iyi görünmüyorsun." Diye karşılık verdi. Sustum. Gözlerimi onun üzerinde gezdirirken elindeki ekmek poşetine takıldı gözüm.. istemeden elim karmıma gitti. Kaç saattir koşuyorum tabii. Hiç birşey yememiş olamam hatırlattı kendini bana. Yutkunmam 5 saniyemi aldı. Gözlerim ekmek poşetindeyken karşımdaki tekrar konuştu "Acıktın mı? İzin ver sana yardım edeyim. Sonra gidersin." Suratıma alaycı bir tavır ekledim. "Sana neden güveneyim ki yabancı adam?" Sırıttı. O gamzeleri çıktı gün yüzüne.. kalbimden vuruldum diye bilirim. Midemde garip hisler dolaşırken kendimi sırıtırken buldum. Nedensizdi.. bir insan bir gamzeye güler mi yahu? Gören deli sanar.. afflamamı yok saymaya çalıştım. "Bu saatte, bu kılıkta burda ne işin var bilmiyorum ama burda tekrar söylüyorum bu kılıkta geze biliyorsan ya başın beladadıd yada fazla cesur.. bir yabancıya güvenmek senin için zor olmamamlı." Heh konuştu filozof amca! Sananeyy yiğeniim diye bağırmak istesemde sustum. Bazen son tekmeyi koyar susmak. Ama tabii ki ben dayana bilir miyim asla "Sanane! Hadi işine." Diye yapıştırdım cevabımı. Gözlerini devirip yoluna devam etmek için 1-2 adım attı. "Salak!" Diye söylenip ömüme dönd- "Aayh!" Yeri öpüyorum sübanallah! Ayağımın altına gelen taş şuan çok pis rezil olmama neden olmuştu. Düştüğüm yerden hafifçe doğrulmaya çalıştım.. ellerimi ovcalarken yabancı adam arkasını dönüp bana doğru koştu "Hey! İyi misin?" Gözlerimi ona çevirim. Adımlarını hızlandırıp yanıma çöktü. Bileğimi eline aldı.. "Ah! Yavaş olsana be!" "Özür dilerim" diye karşılık verdi.. az önceki öküz nereye gitmişti acaba? Tek hamleyle elini belime dolayıp kucağına aldı "Gel bakalım. Önce seni iyileştirmemiz lazım." Gözlerimi kocaman açtım. "Bıraksana beni." Kafasını hayır derceseni salladı. Bu benim bir erkeğe ilk ve son güvenişimdi.. Tüm acılarıma rağmen kafamı ürkekçe omzuna dayadım. Yabancı adamın kokusu başımı döndürmeye yetiyordu. Huzurlu bedenemi bıraktım rüzgarına..
YOU ARE READING
Kır Çiçeği
RomanceHiç vazgeçtin mi? Yaşamaktan, aşık olmaktan, nefes almaktan.. Tüm olumsuzlukların üzerine doğan güneşin olmadı mı hiç? "Artık bitti" dediğin anda hiç mi dolmadı gözlerin? Herşeyden vazgeçen bir kıza, umut olan adam..
