Koşa koşa birazdan açacak olduğum küçük kafeme doğru ilerliyordum. Yine her zamanki gibi uyanamamıştım. Normalde cafe bana ait olduğu için istediğim saatte açardım ama o cafe de sabah kahvaltı için buluşacak, kahve içecek bir çok çift vardı.
Cafeye yaklaştığımda kapının önünde gördüğüm kuyrukta bunun bir kanıtıydı. Henüz açılmasına yarım saat olmasına rağmen bir çok kişi cafenin önünde kuyruğa girmişti. Burası sıradan bir cafe olmadığı için insanlar hep benim cafemi tercih ederdi özelliklede aşıklar.
Küçük şirin cafem huzur verici derecede güzel dekore edilmişti. Küçücük duvarların arasına sıkışmıştı gelen aşıkların gülüşleri. Her yeni gelen çifte bölüştürülürdü sevgileri. Bu cafe çok şahit olmuştu yüce yürekli mutlu aşıklara ama bir bana nasip olmamıştı bu duvarların arasında sevdiğimle el ele oturmak.
Sırada bekleyen insanlara günaydın dedikten sonra gülümsedim ve benimle birlikte her gün aşıklara şahit olan küçüklük arkadaşıma çevirdim bakışlarımı.
"Günaydın Eda" dedim gülümserken. O da benim gülüşüme karşılık verdikten sonra günaydın dedi.
Daha fazla onu ve müşterileri bekletmemek adına hızla kapıyı açtım. İçeriye girip son hazırlıklarımızı yaptıktan sonra cafemin kapısını müşterilerime açtım.
Herkes bir bir içeriye doluşurken bizde cafedeki yerlerimizi almıştık.
Eda sakince yanıma gelip fısıldadı. "Kuzenim iş arıyor demiştim ya sana" dediğinde başımla onayladım.
"İşte eğer iznin olursa bugün mülakata gelmek istiyor, yani bizimle çalışmak adına" diyince başımla onayladım.
"Tabiki gelebilir. Biliyorsun artık bu kadar işe iki kişi koşturamıyoruz" dedikten sonra gülümsedim. Aslında bu haber çok iyi olmuştu. En kısa zamanda bende eleman almayı düşünüyordum ama şimdi aramak zorunda kalmamıştım. Ayrıca Eda'nın kuzeniydi yani tanıdık biri olacaktı, güvenebilirdik.
Eda nazikçe gülümseyip teşekkür edince siparişleri almak için müşterilerin yanına gitti.
Bu sırada tek kaldığımda her zaman yaptığım gibi çiftleri incelemeye başladım. Birbirlerine öyle büyük bir aşkla bakıyorlardı ki hiç konuşmasalar bile aşklarını gözleriyle anlatabileceklerini düşünüyordum.
O anda aşık olmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu düşündüm. Sıradan bir hayatınız varken bir anda kalbiniz bir başkası için atmaya başlıyor. Koşulsuz şartsız gün geçtikçe ona aşık oluyorsunuz. Bir bakışı bile sizi bulutlara uçururken size gülümsemesi karnınızda kelebeklerin uçmasına sebep oluyor.
Aşk değişik bir şeydi. Bir insana karşı nasıl oluyordu da kalbiniz deli gibi atıyordu ki sizden bağımsız?
O kalp sizindi ama bazen öyle anlar geliyordu ki size ait olan kalp artık sizin için değil, sevdiğiniz kişi için atıyordu. Peki kime karşı atacağını nereden biliyordu? Sanırım bu alın yazısıydı. Ama bana göre büyük bir mucizeydi. Zaten ben mucizelere inanan birisiydim.
Kendi kendime gülümsedim. Bir gün kesinlikle bende aşık olmak istiyordum ve bu kalbin benim için değilde başkası için atmasını istiyordum. Gözlerine baktığımda hayallerin arasında kaybolmak, ağzından çıkacak küçük romantik bir cümlede kendimi prenses gibi hissetmek istiyordum.
Açıkçası şimdiye kadarki hoşlandığım ve sevgilim olan erkeklerin hiçbirinde bu duyguları tadamamıştım. Ama artık gerçekten aşık olmak istiyordum. Özelliklede buradaki çiftleri gördükçe içim kıpır kıpır oluyordu.
"Merhaba Selinay hanımla görüşecektim" diyen adama döndü bakışlarım.
"Buyrun benim" diye karşılık verdim.
"Ben Eda'nın kuzeniyim. İş görüşmesi için gelmiştim" diyince gülümsedim. Elimle arkadaki eleman odasını gösterdim.
"Buyrun içeri geçelim" diyince ben önden, o da arkamdan eleman odasına girdik. Daha doğrusu eleman odasından ziyade burası akşamları cafeyi kapattığımızda Eda ile oturup çay içip sohbet edebileceğimiz gibi tasarlanmış küçük bir odaydı.
Köşede iki koltuk, karşısında masa ve sandalyeler bulunan birde küçük televizyon olan bir oda.
Masaya geçip sandalyeye oturunca adını bilmediğim beyefendi de karşıma oturdu.
"Öncelikle isminizi öğrenebilir miyim?" dedim nazikçe. Bir yandan da oturuşunu ve konuşma diksiyonunu gözlemliyordum. Yarın öbür gün işe alındığında kaba bir müşteriye denk geldiğinde sinirlenmemesi gerekirdi.
"Adım Yaman. Aslında burada çalışmamı Eda önerdi, çok sakin ve huzurlu bir yer olduğunu söyleyince kaçırmak istemedim. Malum bu yaştan sonra da böyle bir yere ihtiyacım vardı" dedi karşımdaki adam. Aslında yaşlı gibi durmuyordu.
"Sorun olmazsa yaşınızı öğrenebilir miyim?" dedim mahcup bir şekilde. Herkesin yaşı kendineydi ama işe alacağım kişinin yaşını bilmem iyi olurdu.
"33" dedi kibar bir şekilde. Aslında çok da yaşlı sayılmazdı. Sonuçta genç bir yaştı otuz üç yaş.
Başımla onayladıktan sonra sorularıma devam ettim.
"Sakin biri misinizdir yani genelde buraya gündüzleri çiftler gelir ama hafta sonu geceleri içki servisimizde olduğu için alkolü fazla kaçıran müşteriler biraz asabi olabiliyor" dedim mimiklerini izlerken.
"Çokta sakin sayılmam ama kendimi durdurmayı da bilirim. Yani o açıdan bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum" dedi. Şu ana kadar iş görüşmesi gayet başarılıydı. Ayrıca çok mantıklı cevaplar veriyordu. Bu ya yaşından dolayıydı yada iyi iletişim kurabiliyordu. Gerçi her ikisi de son derece iyi bir şeydi. Benimde daha fazla soracak sorum yoktu. Hem işe almazsam kaç senelik arkadaşım olan Eda'nın kalbini kırabilirdim.
Bir sorunda çıkmadığı için işe alacaktım. Gülümsedim. "Sanırım işe alındınız Yaman Bey" dedim önümdeki belgeleri ona uzatırken. "Ama imzalamanız gereken birkaç evraktan sonra" diye devam ettirdim konuşmamı.
Yaman Bey'de gerekli evrakları imzaladıktan sonra gülümsedi.
"Yeni işinize hoşgeldiniz" dedim masadan kalkarken. "Tercihim hemen başlamanız. Tabi sizin içinde bir mahsuru yoksa"
Başını olumsuz anlamda salladıktan sonra "önlükler ne tarafta" diye sordu gülerek. Bu bir nevi şu anda başlayacağının cevabıydı. Gülümseyip ona bir önlük verdim ve böylelikle yeni işine alınmış oldu.
İlk kitabım. Sizce nasıl olmuş? Bir hatam yada eksiğim var mı?
Eleştirilere ve önerilere her zaman açığım. Siz eleştireceksiniz ki ben hatalarımı görüp telafi edeceğim.
Lütfen yeni kitabımda bana destek olmayı unutmayın.
ESTÁS LEYENDO
AŞKIN YAŞI OLMAZ #Wattys2020
Romance20 yaşında bir genç kız 33 yaşında bir adama aşık olur. Ama onda bulduğu huzuru, aşkı, sevgiyi şimdiye kadar hayatına giren hiçbir erkekte bulamamıştır. Onların aşkı öyle güzeldi ki 33 yaşındaki adam çocuk olmuş, 20 yaşındaki kız olgunlaşmıştı. Onl...
