Bildiğim bir dünya var, size onu anlatacağım.
Aslında hepsi doğru da olmayabilir; hatalı bir üslubum olursa da bu, daha kabuklarımı kıracak kadar ayık olmayışımdandır.
Evet, ayna boyut...
Çok ağlayan kimseler vardı orada, ben artık onları görmek istemiyordum.
Biraz bencilce olacak,
Sanırım ben de orada yaşıyormuşum.
Ama kırmızı, sulu ve de tatlı bir yemişin kara kuru topraktan çıktığını gördüğüm zaman,
yıldızlar beni yanına aldı.
Bir şey hatırlamıyordum, bana anlattılar.
Bilmiyordum, öğrettiler.
Parlayan hâleleri altında gözlerimi kapatıp huzurla uzanıyorum.
Başımı okşayıp ellerimi avuçlarlarken, bana sevmeyi öğretiyorlar.
Acı vermiyor, güzel bile olabilir.
'Lütfen, nefret etmek istemiyorum '
'Biz hepimiz, sevebiliriz değil mi? Sevmeye sahip miyiz dir?'
'Evet evet, güzel çocuk. Buradaki herkes sevmeni istiyor.
Hepimiz diliyoruz, sevebilmenizi diliyoruz.'
Evet,
böyle..
Her şeyden önce, sevmeyi bilmiyormuşuz.
Ama öyleyse, nasıl yaşayacağız?
'Hayır hayır, biz, asıl-ında doğan Güneşe uyanabiliriz.'
Ayna boyutta insanlar doğuyor, büyüyor ve sonra da ölüyorlar.
'Sizde de mi öyle? Vay canına!'
Ben doğduğumda da dünyamız öyleydi. İnsanlar yansımaların üzerini çiziyor, boyuyor ve hatta karalıyorlardı. Onlara göre yeni şeyler doğuyor, imkansıza değebiliyorlardı.
Yukarıda yıldızlar, bu acınası kibirlerine gülmeden edemiyor.
Bazıları onlara bakıp yüzlerini ekşitiyor ve benzerleri gibi kibirli, sinsi bir köleyi anımsadıklarını söylüyorlardı. Onlara bunun kim olduğunu sordum, bana onu zaten tanıdığımı söylediler.
Ve ben büyüyorum.
Benim gibi, büyüyen yeni insanlar da vardı. Onlar eskilerin yerine geçer ve onların çizgilerini kazıyıp kendilerininkini çizerdi. Bazen üst üste bazen silinip yeniden çizilmiş resimler, her yerdeydi.
Ama gerçek değillerdi.
Onlar yansımaydı ve biz ayna boyutta yaşardık.
Demiştim ya hani,
Bir gün uyanacaksınız, derdi ışıklı yıldızlar.
Bir gün gerçek dünyaya uyanacaksınız, derlerdi.
Burası ayna boyut, ölmeden önce yaşadığım yer.
Ayna boyut üzerinde yansımalarla oynayabilir-di-niz.
Ama sizin kenarları ve köşeleri olan aynayı çizmenizle, gerçekte var olan değişmezdi.
Çünkü ayna boyutu yansıtan görüntüler bugün yaşadığım yerdeydi.
Uzakta, uzakta, çok uzakta.
Ama yakın, yakın; çok yakında.
-----
Evet evet biliyorum, belki bir şey söylemeyeceksiniz ama olmadığını savunduğunuz ön yargılarınızı da herhangi hiçbir kuvvetle kıramıyorum.
Susturamadığım bu dilim için özür dilerim,
Ama anlatmam gerekiyordu.
Söylemeyi istediğim onca şeyi böyle bilmece bütünlermiş gibi anlatmayı inanın ben de sevmiyorum,
yine de belki kalbinize değer, umduğum tek şey de bu aslında.
