Derin bir nefes daha çektim elimdeki sigaradan. Acı dumanı ciğerlerimden geçerken gevşediğimi hissettim. Onu düşündüm, kısa bir anda olsa onu düşünmek yıllar önce elimi bırakması kadar canımı yakmıştı. Gözlerim dolarken burnumdan çıkarttım sigara dumanını. Gri dumanı havada özgürlüğüne kavuşmuşken burukça gülümsedim. Tüm anlar her gün olduğu gibi bu günde tüm hızlıyla gözümün önünden geçmişti. Geçmişti ama acıtmıştı, çok acıtmıştı. Tıpkı 4 yıl önce bugün gibi. Tam 4 yıl önce, bugün kulaklarımı doldurmuştu o silahın sesi. Çığlıkların 4 yıl önce bugün delip geçmişti kalbimi. Kurtaramamıştım seni, affet sevgilim. Sevgimi hissetirememiştim sana, hayallerini düşlerini verememiştim sana. Ama elimi bıraktığın gün verdiğim sözü tutacağım sevgilim, senden başkasına dokunmayacağım senden başkasına sevgilim demeyeceğim. Ve senden başkasına asla tutulmayacağım sevgilim, sana söz veriyorum ki senden başkasına seni seviyorum demeyeceğim..
-1 ay sonra-
Elimdeki kanı tişörtüme sildikten sonra elimin tersiyle anlımdaki terleri sildim. Rahatlamıştım, ama burada bitmemişti. Henüz daha hayallerimi sevgilimi elimden alan o şerefsizlerden intikamımı almamıştım. İşlerini hemen bitirmeyecektim, benim gibi acı çekeceklerdi, her gün ağlaya ağlaya her gece kendini yiye yiye yitireceklerdi akıllarını. Deli olacaklardı.. Benim gibi.. Deli. Düşüncelerimden arabanın önüne gelmemle ayrılabildim, henüz sinirim geçmemişti ve geçmeyecekti. Cebimdeki anahtarla kapıyı açıp motoruyla beraber ısıtıcıyıda çalıştırdım arabanın. Sigaramı dudaklarımın arasına yerleşirip derin bir nefes çektiğimde tüm hücrelerim rahatlamıştı, iliklerine kadar. Sigaramdan son bir nefes daha çektikten sonra arka cebimde duran telefonun titremesiyle sigarayı camdan atıp telefonumu elime aldım. Ekrandaki "Edim" yazısını görüp sırıtarak açtım telefonu. "Ne o Edim gene ne işin düştü" dedim arabayı hareket ettirerek. "Ayıp ediyorsun ama kardeşim ne zaman işim düşünce seni aradım?" Dedi alıngan sesiyle. Edim on parmağımda sayabileceğim kardeşlerimden biriydi. "Sadede gel hadi" dediğimde sırıtarak "Akşam eniştemin mekanına gidicez sende gel, ama bak geçen seferki gibi mızıkçılık yapma Murat çok eğleniyoruz." Direksiyonu sağa kırarak kırmızı ışıkta beklerken "Bakarız" dedim. "Hatta gelirim, biraz kafa dağıtmaya ihtiyacım var." Diye ekledim arkasından. "Hatun bulayım mı sana lan?" Diye telefonda sırıttığında "Kapat lan" diye bağırdım. Ardından onun kapatmasını beklemeden ben kapattım telefonu.
--
Belimdeki havluyu çıkartıp kenara attıktan sonra siyah dar kot pantolonumla siyah balıkçı yaka kazağımı üzerime geçirdim. Saçlarımla hiç uğraşmadan olduğu gibi bıraktıktan sonra siyah asker botlarımı ayağıma geçirip evden çıktım. Siyah arabama atlayıp bir sigara yaktıktan sonra barın yolunu tuttum. Mavi ve yeşil renginin hakim olduğu barın önüne geldiğimde arabadan indip uzaktan kumandasıyla kilitledim. Kapının yanındaki iri yarı iki siyah adamın sarı saçlı genç bir bayanla tartıştığını görmemle kaşlarım çatılırken adımlarımı hızlandırıp kapının yanına gittim.
"Beyefendi bakın anlatamıyorum galiba, bu akşam burada sahne almam gerek."
" Giriş kartınız olmadan alamayacağım hanfendi kusura bakmayın"
"Yahu kardeşim, yarım saatim kaldı hazırlanmam gerek?"
"Tamam hanım efendi benimle içeriye giriyor" diyorum daha fazla dayanamayıp. Cebimdeki kartı alıp görevliye uzattıktan sonra kenara kayıyorlar. Bende bakışlarımı sarışın kadına çeviriyorum.
" Teşekkürler gerek yok kendim girebilirim" diyor sinirli sesiyle. "Ama giremedin" diyorum bende tek kaşımı havaya kaldırarak. Çenesi kasılırken saçlarını elinin tersiyle omzundan atıp sinirli kahve gözleriyle yeşil gözlerime bakıyor. "Sizi alakadar eden kısma gelelim diyeceğim ama sizi alakadar eden bir kısım yok." dediğinde dilimi damağıma vurup hafifçe sırıtıyorum. "Teklif var ısrar yok" diyerek bara doğru yürüyüp içeriye giriyorum. Girer girmez burnumu buram buram içki kokusu doldururken Edim karşıdan mavi gözleriyle bana bakarak yanıma geliyor.
" Hoşgeldin kardeşim" dediginde "Hoş bulduk" diyorum. Ardından kendimize has selamlaşmamızı yapıyoruz. Yaklaşık yarım saat sonra sohbet koyulaşmışken, sahneye küçük bir orkestra kuruluyor. Oldum olası müzik dinlemekten nefret ettiğim için yüzümü buruşturup, ickimden bir yudum alıyorum. Sahneye kapıda karşılaştığım sarı saçlı kız çıkınca şarkı söyleyeceğini anlayıp yerimden kalkıyorum.
Kapıya doğru ilerlerken kulaklarımı dolduran narin ses duraklamama sebep oluyor.
"Sevmiyordun yoktan mı oldum?
Bir cevap ver o zaman
Böyle mesafe çaren olduysa
Canın sağ olsun aşkım
Yine de çok istersen
Geriye döndüm dersen
Elimi tut ve konuşma
Yalnız korkarsa
Bensiz ağlarsa
Kalbine n'olur kızma
Arada özlerse
Görmek isterse
Kalbine yalan bulma"
YOU ARE READING
KIRIK
RomanceHiç kalp kırıklarınızı kalbinizde hissettiniz mi? Ben hissettim. Her gözlerinin içine baktığımda orada kendimi değilde başka bir kadını gördüm. Kalbimin parçaları her gözlerine baktığım da battı içime. Her nefes aldığımda daha çok kanadı içim. Neden...
