O güzel bir çocuk. Beni elimden tutup ikinci el kitapların satıldığı bir kitapçıya götürdü. Eski kokan kitapların arasındaki huzura... O'nun elimi tuttuğunu farkedince heyecandan bayılmamak için derin nefesler almaya çalışırken, kapının kenarında küçük bir masa da uzun saçları hafif yağlanmış ve boynunda ki Che kolyesiyle o an hafifçe gülümseyerek karşıladı bizi eskilerin sahibi. O sesinde biraz yorgunluk olan kitapçıyla konuşurken, hemen elimi raflara attım, kitapların arasında eski sahiplerinden kalan notlar buldukça heyecanla okumaya başladım. Hâlâ inanamıyordum beni buraya getirdiğine. Gözümün ucuyla o'nun izliyor yakalanmamak için etrafa bakıyormuş gibi yapıyordum.
Aslında küçücük olup iki kişinin zor yürüdüğü o kitapçıda biran kendimi kaybettim ordan oraya koşup durdum. Kitaplara yazılmış tarihleri görüp heyecanla fikir yürüttüm merakla diğer sayfaları aradım. Dakikalarca... En son kendimi tahta bir taburenin üstünde gözlerimi ovuştururken buldum.
Kafamı kaldırdığımda beni izlediğini gördüm kalbim adeta yerinden çıkacakmış gibi hızla atmaya başladı. Kitapçı bizi kendi halimize bırakmışken O'na -hadi bana bir kitap seç- dedim yanındaki huzuru hissederek. Gözlerime baktı, -kirpiklerinin hareketleri içimde çiçekler açtırıyordu- rafa elini ilk atışında üstündeki papatya resmiyle bana okurken onu dusleyecegim ilk kitabı seçti.
Kalbi beni en güzel yere getirdiğinin farkındaydı adeta. Kollarıma doldurdu kitapları, sonra bir Nazım kitabı açıp bir şiir okudu bana, bunun sevgiyle bir alakası var biliyorum.
