Adı okunan son kişi Doğukan olmuştu. Sahneye çıkıp ufak bir kağıt parçasına tıkıştırılan övgü sözcükleriyle dolu rulosunu alması uzun sürmemişti. Yerine döndüğünde, neşe saçan heyecanlı bir beden öğretmeni ;
"Kepler havaya!"diye bağırarak öğrencilere yol gösterdi. Ardından mavi gökyüzü bir anlığına siyahlara büründü.
Okuldaki hengâmenin arasında Zafer, Doğukan'ı kürsünün aşağısında toplanmış olan boğucu ortamdan kolundan tutup çekerek uzaklaştırdı. Doğukan bir o yana bir bu yana patates çuvalı gibi sürüklenirken, özellikle bu gün için süslenen kızların yanlarından geçerken iltifat yağdırmayı da es geçmiyordu.
Arkadaşının yaptığı boş işlerin farkına varan Zafer.
"Ağzını kapa bence." dedi. Doğukan kolunu gittikce daha sert sıkan arkadaşına sırıtarak ;
"O kadar badana yapmışlar, iltifat etmeden geçemem." dedi. Zafer aslında Doğukan'ın bu yersiz sululuğunun sebebinin, küçükken ona yüz vermeyen kız adına, diğer kızlarla eğlenerek çıkardığı bir nevi "ayin" olduğunu biliyorduysa da, sesini çıkarmadı.
Havadar bir alana geldiklerinde Doğukan "Zafer elimi kiralayabilirsin istersen, yani çok lazımsa."dedi.
"Bende zaten iki tane var."
"Kardeş elimi bırak o zaman!"diye çığırdığında ikiliye bakan kitle çoğalmış ve fısıltılar başlamıştı bile. Doğukan bu sefer alçak bir tınıda
"Zafer problemli misin bıraksana elimi."dedi.
"Kolunu tutuyordum ama ben."diyerek inanılmaz bir saflıkla cevap verince Zafer, Doğukan ister istemez elini çekerek almıştı. Refleks olarak diğer eli, bileğini ovuşturuyordu. Zafer konuyu saptırma amaçlı olarak
"Kağıdın içine baktın mı ?"diye bir soru yöneltmişti ki Doğukanın yine kızlara selam verdiğini fark etti. Doğukan dinlermiş gibi yapma amacıyla "Aynen aynen baktım çok güzeldi."dediyse de başka yöne bakan yüzü her şeyi açıklıyordu.
Doğukan'ın aklının başka meselelerle yoğun olduğunu anlayan Zafer, sıkıcı mezuniyet olayları bitene kadar bir kenara çekilmeyi tercih etmişti. Bahçe duvarına dayanıp, mezun olduğu için içinde tebrik sözcükleri ile doldurulmuş olan rulosuyla oynuyordu. Zaman geçmiyordu ama yapacak daha iyi bir şeyi de yoktu. Tam ruloyu sıkıntıdan açıp, içini bir kere daha okuyacak iken,
"Zafer, tek başına buralarda ne yapıyorsun ?"diyen bir kız sesi duydu. Sesinin tatlı tınısından kızı çıkarmıştı az çok ama, yine de kaldırıp yüzünü kıza baktı.
Düşündüğü gibi kız, çocukluk arkadaşı olan Özge'nindi
"Doğukan'ın alıcı usulüyle kızlara bakmasındansa burada zaman öldürmeyi tercih ettim."
"Bak sen şu Doğu beye demek kız düşürme peşinde yine."dedikten sonra gülümseyen Özge devam etti "Aslında seni yalnız yakalamam iyi oldu.
"Demek öyle, benden ne istiyorsun bakalım ?"
"Aslında bir şey istemiyordum, sadece gideceğin okul hakkındaydı..."
"Adı duyulmamış bir yer, evet biliyorum."diye tamamladı Zafer
"Peki başka bir yer seçemez miydin ?"
"Ailem orayı yazmamı istedi, geleceğim için daha iyi olacağını düşünüyorlarmış." Zafer hiç bilmediği bir okula gideceğinden aslında endişeli olsa da, Özgenin karşısında soğukkanlılığını korumayı tercih etti.
"Yani belki de çok iyi bir okuldur, sıkma canını."
"Bende öyle umuyorum ama işte gidene kadar bilemeyeceğim." Zafer sözlerinde gerçekçiydi, internetten yaptığı araştırmalarda "Kara Kırlangıç" isimli bir okul bulamamıştı. Okul onun için bir bilinmezlikten ibaretti. En azından orta çağdan falan kalma olmasını bekliyordu. İnternetin olmasını diliyordu, en nihayetinde yatılı olarak okuyacağı okulda zaman geçirmek için bir şeyler ile zamanını geçirebilirdi."
YOU ARE READING
Wrath (Hikaye Güncelleniyor)
FantasyEski çağların öfkesi köpürüyor. Yüz yıllar önce yaşanan olaylar, soyların geleceğini etkileyecek. İki arkadaş kendi ailelerinin geçmişini öğrenirken, bir yandan da onların adını altın harflerle akıllara kazıyabilecekler mi ? İnsanlar meselelerin dış...
