Multimedya:Dolunay
İyi okumalar ❤❤❤
******
Birkaç tweetin ardından kafamı yastığa koymuş, bu yılki Victoria Secert defilesine bizim ajanstan kimin katılıcağını düşünmeye başlamıştım.
Her 2 yılda bir kez VS mankenleri, bizim ajansın da sponsor olduğunu bir defileye katılırlar. Her seferinde sponsor olan ajanslardan birer manken de onlarla birlikte podyumda boy gösterir. 2 yıldır bu ajansta çalışıyordum. Bu yıl olacak defileye kimin katılacağı, ajansta en çok konuşulan konuydu. Kimin katılıcağı yarın ajansın internet sitesinden duyurulacaktı. Ve ben sabırsızlıktan çatlamak üzereydim.
Yattığım yumuşak yastıktan kafamı kaldırıp elime aldım ve Esila'ya mesaj atmaya karar verdim. Bu gece benim için uzun sürecekti ve Esila da 7/2r sabahladığı için onunla konuşabilirdim.
Direkt olarak konuya daldım. "Yarın açıklanıcak sonuçlar yüzünden çok heyecanlıyım. Beni uyku tutmadı. Birlikte sabahlayalım mı lan?" Çok geçmeden çevrimiçi oldu, mesajı okudu ve cevap yazmaya başladı. "Neden soruyosun gerizekalı. Bize gel birlikte sabahlayalım." Görüldü attım ve üzerimdeki garfieldlı pijamayı umursamadan, üzerime bir hırka geçirerek aşağı indim.
Tabi plana katmadığım şey, benim kemirgenin yani kardeşim Ediz'in sabahlıyor olmasıydı. Beni görünce hemen filmini durdurup kapıya dikildi. "Vay vay vay! Dolunay hanım gecenin 2'sinde dışarı çıkıyo ve benim bunu annemlere söylemeyeceğimi düşünüyor." Baş parmağını işaret parmağına sürtüp para işareti yaptı. "Git cüzdanımdan al Ediz. Sanki hiç yapmıyorsun." dedim göz devirerek.
*********
Kafamdan aşağı dökülen buz gibi su uyanmamı sağlarken, karşımda yüzüne hain bi sırıtma yerleştiren Ediz, her günkü ritüelini gerçekleştirmiş olmanın verdiği gururla dikiliyordu.
"Bir kere de insan gibi uyandırsan şaşırırdım kemirgen" dedim yataktan yavaş yavaş yavaş kalkarken. "Hey! Sabahın 7'sinde eve geldiğini annemler bilmiyor. Yani henüz... Ve bu bana bağlı bir şey. Yani şu kemirgen olayı..." derken sözünü kesip "ANNE, BABA! BEN DÜN GECE ESİLALARA GİTTİM!" diye bağırdım aşağı doğru. Sonra da odamdaki banyoya girdim.
Her seferinde beni böyle şeyleele tehdit edersi ve annemlere söylediğimde hiçbir olay çıkmazdı. Sonuçta 19 yaşındayım!
Tabi banyoda da yanlız kalamadım. "Hey! Bana kemirgen demeyi kes göktaşı bozuntusu!" diye bağrınmaya ve kapıyı tekmelemeye başladı Ediz.
Ona kemirgen dememin nedeni eline geçen her türlü yiyeceği yemesiydi. Bana göktaşı demesinin nedeniyse adımın Dolunay olması. Çünkü ona göre ay sıradan bir göktaşı bozuntusu.
Tuvalette işim bittikten sonra kapıyı hışımla açtım ve karşımdaki sinirden kızarmış kemirgeni umursamadan aşağı inmeye başladım.
Mutfaktan gelen müthiş omlet kokusuyla bugün kahvaltıyı hazırlayanın babam olduğunu anladı. Çünkü sadece babam bu kadar güzel omlet yapabilirdi.
Babamın yanına gidip yanağını öperken "Günaydın peder." dedim. Elindeki omleti tabağa koyarken bana "Günaydın pambık piremsesim." diye yanıtladı beni. "Sonuçlar saat 14.30 gibi açıklanıcakmış."
Hemen duvardaki saate baktım. Neredeyse üç saat vardı. Zaman çok garip bir şeydi. Hızlı geçmesini istediğimiz zaman yavaş, yavaş geçmesini istediğimiz zaman hızlı geçiyordu.
Masada her zamanki yerime otururken Ediz'in söylene söylene mutfağa girdiğini fark ettim. "Sana da günaydın kemirgen." dedim neşeli bir tavırla. Bana şaşkınlıkla baktı.
"Ne diyosun değişik?" dedi klasik bir tavırla. "Günaydın diyorum. Hani normal insanlar birbirine söyler sabahları... Neyse boşver." dedim ve babamın tabağıma koyduğu omleti yemeye başladım.
"Bu kadar öküz gibi yiyip nasıl mankensin sen ya? Bazen benim çocuğum olduğunu sorguluyorum." dedi annem her günkü sorduğu soruyu tekrar sorarken. "Bünye anacım bünye. Ablanız star hani. Kapiş?" dedim göz kırparak.
*******
Kahvaltı faslı bittikten sonra odama gidip siyah kısa kollu tişörtümü ve siyah taytımı giydim. Çantama gerekli eşyaları attıktan sonra aşağı inmeye başladım. (Multimedya)
Güneş gözlüğünü de taktıktan sonra siyah converselerimi ayağıma geçirip kapıya doğru gidiyordum ki annemin o kutsal cümlesi duyudu arka planda. "Dolunay! Bekle çöpleri vericem. Hem çok ince giyinmişsin. Hırka falan giy üstüne."
Fortmantodan en incesinden siyah. bir hırka aldım ve belime bağladım. Bu sıcakta giyilmezdi.
Annem elime çöp poşetini tutuşturduktan sonra sokağım sonundaki çöp konteynırına yüreye başladım. Ister 9, ister 19 yaşında olun. O çöp atılacak arkadaş!
Çöpü attıktan sonra çantamdan telefon ve kulaklığımı çıkartıp 5SOS grubunun Broken Home şarkısını dinlemeye başladım ve otobüs durağına ilerledim.
*******
Saat 14.30 civarında telefonumun mesaj yağmuruna tutuldu. Telefonumun cebimde saniyede 9262527 kere titremesi sinirimi bozarken tuş kilidini açtım. Sanki bunu beklermiş gibi saniyesinde Arda aramaya başladı.
"AY EFENDİM! SABAHTAN BERİ TELEFONUM MESAJ YAĞMURUNA TU-" derken sözümü kesti. "Sus lan geveze! Bu yıl Victoria Secert mankenleriyle podyuma çıkıcak olan sensin. Hala söyleniyosun." dediği andan ağzımdan "NE!" diye bir çığlık koptuğunda ajansın yarısı odama toplandı.
Telefonun diğer ucunda 'Kualğımı siktin' temalı yaratıcı küfürler yankılanırken benim ağzım kamyon girecek kadar açılmıştı.
Selin "Hanımefendi podyuma çıkacak kişinin kendiai olduğunu arkadaşından öğreniyo. Boşverin şunun gereksi hallerini." dese de "Ulan şu an mutlu olmasaydım ağzınla burnunun yerini değiştirirdim de dua et mutluyum lan yelloz!" diye koşup Selin'e sarıldım. Ne yaptığımı ben bile anlamamıştım.
"Iyh! Ne yapıyosun be yılışık!" dediğinde "Sevinmek de mi yasak zalimin gızı." dediğimde odada birkaç kahkaha yankılandı. İçlerinden birisi fazla tanıdık geldi.
Hemen Selin'i bırakıp arkama döndüğümde 2. şokumu yaşadım.
"Ulan Mete?!"
ESTÁS LEYENDO
DOLUNAY
FanfictionEn büyük hayali New York'a taşınıp aşığı olduğu ünlü Luke Hemmings'e bir kez daha sarılmak olan sıradan bir kızdı Dolunay. Istanbul'da, arkadaş gruplarıyla sırandan bir hayatı vardı. Okul dışında, bir mankenlik ajansında çalışıyordu. Her 2 yılda bi...
