Ön söz

380 103 248
                                        

Hayat, kimisine kaderini altın tepside sunar. Çeşitli şekerlemeler ve dahi içkilerle dolu bu tepsi insanoğluna göz kırparken büyüsüne kapılan aciz kullar, o ışığın peşinden gider ve ummadıkları bir anda karanlığa gömülürler. 

Ya diğerleri? Onlar; acımasızlığın, kinin, nefretin, cehaletin ortasına atılırlar adeta. Gözleri monotonluktan kararmış; boş boş bakan, daha ne dediğini hatta ne demek istediğini bilmeyen dogmatik kanunların en adi kölelerinin arasında sıkışmış kalmış olanlardır onlar. 

Kendileri gibi olmasını bekleyen, aksi halde devamlı açığını arayan, Tanrı'nın unuttuğu yerde sıkışmış kalmış insanların karşısındadır onlar. 

Gökyüzü de farkındadır aslında her şeyin. Bu lanet kasabaya yüz çevirmiş, karanlık ve dahi yağmurlu günlere maruz bırakmıştır onları lakin ondan daha, çok daha karanlık olan bir şey vardır sürekli çevrelerinde onları gözetleyen; kilise ve çıkarcı din adamları...

Ellerinde gezdirdikleri haç, büründükleri kızıllık ve garip başlıklarıyla halka karışan uşakları aracılığıyla her şeyi yakından takip eder onlar. Krallara tacını giydirir, emirler verir, eğer karşı gelirlerse gazabına mahkum eder, lanetler ve de dinden atarak yobazlıklarını bir kez daha gözler önüne seren insan kılığındaki şeytanlardır onlar!

Yerine göre namus bekçisi olan bu kirli eller yer yer kadın pazarlamaktan da aşağı kalmaz, çıkarlarınca hareket ederler en basitinden. 

Bütün bunların gölgesinde kalmış birkaç mazlum ise sesini çıkaramaz. Canları söz konusu olduğundan boyun eğmeyi adet haline getirmiş insanların acı çığlıklarını duyanlar da olmaz haliyle. Herkes vakti zamanı geldiğinde görevini yerine getirir; sabahtan akşama kadar köpek gibi çalışır ve derebeyinin dağıttığı iki parça ekmekle karınlarını doyurmaya çalışırlar.

Sadece bu kadar mı peki? Görevleri sabahtan akşama kadar çalışıp beylerinin sofrasını donatmak mı? Tabii ki de hayır. Aralıklarla halka karışan din adamlarının uşakları denk geldikleri evlere girerler ve daha çocuk denebilecek ya da ömrünün baharında olan genç kızları, özellikle bakire olanları, zorla kiliseye alırlar. 

Onlar artık meşrulaştırılmış kölelerdir. Hepsinin zihinleri saçma sapan şeylerle doldurulur ve akıllarını kullanmalarına asla izin verilmez çünkü bilinci yerinde olan herkes bu saçmalığa karşı gelecek ve düzenbazların oyunlarına engel olacaktır. 

Zorla kölelik ettirilen bu masum kızlar benliklerini kaybederken daha evden alınırken terslik çıkaranlar ise oracıkta öldürülürler. Eğer ki içlerinden şanslı olan varsa kaçmayı başarır ve adeta bir insanlık suçu olan bu düzene baş kaldırmak için ormana saklanırlar.

İşte Roxelane...

O da cehaletin ortasına gönderilmiş bir kız.Etrafını adeta bir sarmaşık gibi saran acizlere inat bir şeylerin ters gittiği savunan, sürekli düşünen ve ideali arayan bir kız o...

Saçları ince beline kadar kıvrımlar halinde uzanırken papatya kokusu saçan masum bir kız. Her şeye rağmen mutlu olmaya çalışan, canı sıkıldıkça deniz kenarına kaçan birisi...

En değerlisi olan ablası var tabii bir de, Luna... 

O da kurulu düzene karşı, sessiz gibi duran ama asıl fırtınayı gizleyen birisi o. Olmadık saatlerde ortalardan yok olan, gecenin karanlığı çökünce geri dönen bir kız. 

Vücudunda artmaya başlayan benlerin garip biçimler oluşturmasıyla ortaya çıkan gizeme itaat etmiş biri aslında. Nedenini bilmeden kaçıp gittiği ormanda kendi yolunu doğrultmuş, o malum düzenin kalbine adeta bir kazık gibi saplanacak cemiyetin çaylak üyesi olmuş birisi...

Gizeme boğulmuş kayıp listesi uzayıp giderken, karanlıktan kaçmak isterken nereye gittiğinden bihaber genç bir kızın bütün benliğiyle, sırf haksızlıklar son bulsun diye, girdiği tarikatın en büyük görevine mahkum kalması...

Can yakan gerçeklerin, çorak topraklarda filizlenen aşkla çarpışması ve aşkıyla idealleri arasında kalan bir kızın yüzleştiği kimliği...

Can yakan gerçeklerin, çorak topraklarda filizlenen aşkla çarpışması ve aşkıyla idealleri arasında kalan bir kızın yüzleştiği kimliği

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

 " Kabuslarla dolu gecelerin ardından aydınlanması beklenen gün de ağlamaya başlarsa kim umut etmeye devam edebilir ki?


**

Yine gözyaşlarını akıtan bulutların hakimiyetine girmiş bir gecede ansızın çalınan bir kapı ve baskınla kız kaçıran yobazlara teslim olmamak adına atılan çığlıklar. Hepsi Roxelane'nin kulağında yankılanırken tüylerini diken diken eden iç sesine kulak veriyordu genç kız.

"Buraya da gelecekler... "

**

KIYAM -Katedralin Gölgesinde-Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin