Sıcak bir yaz akşamı, karşı kıyıdaki ışıkların renkli yansımaları denizin üzerinde birer direk gibi kıyıya uzanıyor. Sakin denizde bir sandal nazlı nazlı , renkli ışıkların üzerinden kayarak gidiyor. Sandalın arkasındaki sopanın ucunda bayrağı dalgalanıyor. Son günlerde ülkemizdeki teröre tepki ve şehitlere saygı nedeniyle asılmış belliki. Kalkıp salona geçiyorum.Televizyon ekranında gözleri kızarmış bayan spiker; Bugün de şehit haberleriyle karşınızdayız ne yazıkki sayın seyirciler diyor.Kendi kendime "Yeter be!" deyip salondan çıkıyorum. Koridoru geçip, arka odanın camına yapıştırıyorum alnımı.Mehtaplı gecede dağları ve tepelerindeki vericilerin güçlü ışıklarını izliyorum. Bu dağlardaki irili ufaklı tepelerde , yüzlerini gökyüzüne çevirmiş uyuyan insan figürleri varmış gibi gelir bana...Hemen yamaçta görünen o koca dünya maketinin arkasındaki Doğançay Mezarlığında, gerçektende sessizce ebedi uykularında olan , sevgili annem ve babam uyumaktalar. Dağların tepelerinde , sonsuzluğa yüzlerini çevirmiş, uyuyan o figürlerden ikisi de sevgili annem ve babam benim, bizim...
Alnımı camda oluşan buğudan kaldırıp, salona geri dönüyorum.Kocam televizyonun sesini biraz daha yükseltmiş. Ekranda, cansız bedeniyle, Bodrum da kıyıya vuran Aylan Bebeği görüyorum. Ekranda, heran uyanacakmış gibi oracıkta, kumsalda yatıyor.Ekrandan içeriye atlayıp, O' NU alıp, sımsıkı kucağımda tutmak,saçlarını okşamak,göğsüme bastırmak istiyorum. Boğazımda koca bir yumruk, gözlerimde yüreğimden sızıp akan gözyaşlarımla, mutfağa atıyorum kendimi. Kocam telaşla kanalı değiştiriyor. Heyhat! Çok geç.O görüntü çoktan hafızama kazındı ne yazık ki...Mutfağa geçip, bankonun üstünde duran radyoyu açıyorum.Timur Selçuk bağırarak söylüyor şarkısını...
"Yeter yeter artık, öleceksek ölelim.
İspanyol meyhanesinde öldüğümüzü kimse bilmesin
Hadi ver kendini şaraba, kadehe ve aşka ver
Hadi içelim...
Canım sıkkın,bir kadeh şarap içmek istiyorum. Ama heyhat! Evde bir kadeh bile şarap kalmamış.Telefonu alıyorum ve Ayşe'yi arıyorum.Ayşe nasılsın? Bende iyiyim... Ya Ayşe bana bir şişe şarap versene...Geçen seferki şaraptan... Ne yokmu?... Ne biçim şarapcısın yahu?...Evet canım sıkkın...İyi olan ne var ki?...Senden önce annen otorurken, kapımın önündeki sepetten şarap eksik olmazdı"... diye sitem ediyorum kat komşuma...
Yarın getireceğin şaraba eyvallah da, benim canım şimdi istemişti...Yok canım sevgilinle içtiğin yarım şişeyi ne diye alayım... İstemem...Yok Ayşecim sen kusura bakma. Hadi iyi geceler...
Ne biçim iştir bu. Şarap fabrikası sahibinin evinde bir şişe şarap kalmamış...Salona dönüyorum.
Televizyonda sunucu karşısındaki Suriye asıllı konuğuyla sohbet ediyor...
Adam Ortadoğu demek, cehalet, bağnazlık, gericilik demektir.Afganistan da bulunduğumda 14. Yüzyılda olduğumuzu zannetmiştim.Kadının varlığı yok. Erkeğin elli metre arkasından yürüyor burkalar içinde. Karanlık dipsiz bir kuyunun içindeler diyor. Off derin bir nefes alıp mutfağa atıyorum kendimi.Dolaptan soğuk bir soda alıp içiyorum.Radyo nostaljide şarkılar arka arkaya çalıyor.Semiramis Pekkan "Neredeysen orası benim cennetim" diye sakin ve yumuşak bir sesle söylüyor şarkısını.O sırada telefonum çalıyor.Açıyorum. Telefonun ucundaki ses benim sevgili küçük görümcem Nursele ait.
N'aber güzelim " güzelim diyor o tatlı ve yumuşak sesiyle.Alışılagelmiş bir cevapla "Hiç,iyilik,sağlık canım "diyorum. Ekliyorum."Senden ne haber?Gene tatlı bir sesle "Bizden de iyilik güzellik canım.Şu anda elimde şarap kadehim var. Ömerle keyif yapıyoruz. Denizin üzerinde ayışığı,üstümüzde orman,ayaklarımızın altında toprak, seni aramak geldi içimden.Ya kızın onüç yıldır Marmaris te çadır kuruyoruz.İnsan birkez çıkıp gelmezmi. Banamı söylüyorsun bunu diyorum. Tatlı görümcem, tatlı tatlı konuşuyor. Birbuçuk metre boyunda,dünya tatlısı bir kadın.Bir feminist,aktivist ve bir sosyalist.Aynı zamanda süper bir İlkokul Öğretmeni.Yıllardır Marmaristeki çadır kampinglerinde hepimizden ve herkesten çok daha keyifli yazlar geçiriyorlar.
"El etek çekildi.Ormanın asıl sahipleriyle, sincaplarla birlikteyiz.Haftasonu abimle gelin ya"diyor.
Heryaz yinelediği çağrısı telefonun katlarında kaybolup gidiyor .Abin gelemiyor kızım n'apim Adam işkolik çalışıp duru...Hadi sana afiyet olsun.Abine veriyorum.Bende öptüm canım. Ömer'e selam.
Radyo nostaljide şarkılar çalmaya devam ediyor.
Sezen hüzünlü sesiyle söylüyor. "Gülümse,hadi gülümse bulutlar gitsin"
