1.Bölüm-Mezar bekçisi.

13.1K 463 110
                                        

   Medyada Barlas'ın dövüş sahnesi ve 'Vaveyla' kitabının tanıtım videosu bulunmakta.

Vote ve yorum atmayı unutmayınız...

Sizi seviyorum, keyifli okumalar.                                                              


' Yaşamak için delirmek gerekir.'

Dedemin suyla ıslattığım toprağını  avuçlarımın içine aldım, buruşmuş ellerini tutarcasına..  Dünya üzerinde değer verdiğim tek insanın yok oluşu, içimdeki viraneyi alt üst etmişti.. Katlanamıyordum belki bu hayata ama yaşamam gerekiyordu, çünkü ben buydum! Normal bir insanın katlanamayacağı şeylere göğüs gererek farklı olmayı seven delirmiş bir kızdım. Zaten yaşamak için delirmek gerekmez miydi? Bende bir tercih yapıp delirmiştim işte! Güçsüz davranıp bir korkak gibi içime kapanmak, mutsuzlukla  sürünmek yada verdiğim savaşı bırakıp zavallıca ölmek  bana göre değildi..  Hayat her insanı içindeki dirence karşı vurarak yaralamaya çalışırdı, bana da böyle yapıyordu sanırım. Ama unuttuğu önemli bir nokta vardı. Delilerin dirençleri yoktu.

Bu bilmiş akılları nereden aldığımı sorarsanız eğer; şuan ellerini tuttuğum huzur dolu adamı gösterirdim sizlere.. Hayatı delice yaşayan  adamı örnek alıyordum benliğime, o gördüğüm en garip insandı. Yaşlılığı bile farklıydı: seksen yaşında ,bir bara girip dans pistini coşturacak kadar hayat canlısıydı. Oysaki yaşadıkları sağ ve sol olmak üzere iki loptan oluşan beynine ağırdı ,fakat bu onun umurunda bile değildi; Çünkü eğer düşünürsen beynine ağır gelen acılar bu kez eritmeye başlardı o yumuşak ve hassas organı..

Beynin, yavaşça kafatasının içinde eriyerek hayatının gidişatını etkiler ve çekilmez hale getirirdi yaşadığın her dakikayı.

Neden hayatı ağır yaşayan biri, düşünerek daha da katlanamayacak hele getirir ki kendine yaşamı?  Benimde yaşadıklarım umurumda değildi, bunları bana ihtiyarın biri en güzel şekilde öğretmişti.

"Biliyor musun tıstıs seni özlüyorum.." hafif bir tebessüm olmuştu yüzümde, bunu hep yapardım. Ağlarken gülümserdim mezarına karşı, sebebi ağlamamı gizlemekti; çünkü göz yaşlarımdan  rahatsız olan yaşlı adam ,beni bu halde görse yine hayıflanırdı yattığı yerde. "Burası oldukça sıkıcı ve yorucu, şanslısın yine ihtiyar, tamda her şeyin karıştığı zaman sıvıştın dünyadan.. En çokta bu huyunu seviyorum ya. Ne zaman, nerede olacağını iyi hesap eder ve işine gelmeyen yerde kaçardın. Ah! Cidden seni çok özledim." mızmızlık yapıyordum adeta. "Konuşsaydın eminim ki bastonunu kıçıma vurup kovardın yanından.. 'Yine çok boş konuşuyorsun yelloz!" Ağzını taklit ederek güldüm. "Ve ağzını taklit ettiğim için bir kez daha vururdun münasip yerlerime." Elimdeki toprağı mezara geri bıraktım. "Yine huzur kokuyorsun dedeciğim ama gitmeliyim.." Dedim, mahcup bir şekilde.

Dediğim gibi; o benim tek varlığımdı ve gidişi canımı yakıyordu, bunu kabullenemeyip her gün mezarına geliyor ,onunla sohbet ediyordum kendimce. Sır verir gibi toprağa eğildim ve sesimi alçalttım. "Yine geleceğim Tıstıs."  Kahkaha atarak oturduğum yerden kalktım. "Seni duyuyorum galiba.. 'Öldüm yinede kurtulamadım bu Hayta'dan!' işin zor Tıstıs"  Ona 'Tıstıs' derdim çünkü sinirlendiğinde hep tıslayarak nefes alırdı. Bu da aramızda 'espri' haline dönüşmüştü ve bende ona bu lakabı takmıştım. "Görüşürüz, kendine iyi bak.. " Diye bağırıp elimi havada savurdum bir kaç kere ,daha sonra ise hızlı adımlarla alışkın olduğum yoldan geri döndüm. 

Bir ailem vardı, tabii aile dersek. Beni dedemin başına atan ebeveynlerim! Annem ve babam şiddetli geçimsizlik sonucu boşanmış ve birbirlerine olan nefreti bana kusarcasına beni terk etmişlerdi. İkisi de yepyeni bir ülkede ,yepyeni bir sayfa açmışlardı hayatlarına. Annem Londra'da, babam ise Hollanda da yaşıyordu. Ve onlardan apayrı yaşayan minik yavruları bense 'İstanbul'. Arada uğradığım bir teyzem var, onu göz ardı edemem tabii. Çok samimi olmazsak da iyi bir kadındır..

VaveylaStories to obsess over. Discover now