Havalimanı'nda beni alacak arabayı beklerken hemen her yere gezdirmiştim gözlerimi. Yarım saat olmasına rağmen ne bir siyah cip ne de takım elbiseli bir şoför görebilmiştim. Buna rağmen babamı aramamakta ısrar ediyordum. Babamı ararsam şoförün cezasını kendinin verecegini bildiğimden bekleyerek beni alacak olan şoföre hakaretler yağdırıp içimi boşaltıp rahatlayacaktım. Sonrasın da ise yeni bir şoför alması için babamı durumdan haberdar edecektim.
Etrafta bulunan her hangi bir banka oturup, ayakta fazla durmaktan ağrımış bacaklarımı dinlendirdim. Bu sırada fazla erkeksi bir ses duymam beni kendime getirdi, sesin sahibine baktığımda bana yönelik konuştuğunu anladım.
"Merhaba"
Fazlasıyla karizmatik uzun boylu yapılı esmer bir beydi karşımda duran kişi. Tanımadığım için öylece bakakaldım, cevap vermek de istemedim açıkçası onun konuşmasını bekledim.
Çok geçmeden konuştu oda.
"Esra hanım?"
Adımı bilmesine şaşırsam da bozuntuya vermeden "Evet benim" diyebilmiştim.
"Beni babanız gönderdi sizi almam için."
"Nasıl ya? Siz şoförmüsünüz ki?" Eğer öyleyse gerçekten de bir 'yuh' çekerdim. Çünkü benim bildiğim şoförler takım elbiseli olurlar ve benim babamda bu tür şeylere çok özen gösteren bir adamdı iki senede değişmediyse tabii. Karşımda duran adam ise bildiğiniz spor kıyafetleri ile karşımda durmuş babamın kendisini beni alması için gönderdiğini söylüyordu.
"Maalesef öyleyim."
"Peki o halde gidelim." Deyip kestirip attım. Uzatsaydım şaşkınlığım gün yüzüne çıkabilirdi ve ben böyle bir şey olsun istemiyordum fakat bu konuyu babamla detaylı bir şekilde konuşağımdan emindim.
Arabanın önüne geldiğimizde bana arka kapıyı açmasını bekliyordum fakat o çoktan şoför koltuğuna kurulmuş bir de bana korna çalıyordu arabaya binmem için.
Camı açarak, "Hadi be seni mi bekleyeceğim akşama kadar!" Diye çemkirmesiyle büyük çaplı bir şok yaşamıştım.
Yok, yok bu adam kesinlikle şoför olamazdı. Babamın adamlarından biriydi kesin ve bana şaka yapıyor olmalıydılar. Böyle düşününce mantıklı olduğuna karar verip, sesli bir şekilde kahkaha attım.
Bu halimi gören adını bilmediğim ve bana şoför olduğunu söyleyen bey "Deli misin be! Ne gülüyorsun?" Dedi, arabadan inerek.
Gülmekten konuşamadığım için cevap veremedim onun bu sorusuna. O ise bu halime bayağı bir kızmış olacak ki hem kaşlarını çattı hem de beni kollarımdan tutarak sarstı kendime gelebilmem için.
En sonunda kendimi toparlayıp konuştum.
"Asıl sen deli misin? Şoför olduğunu söylüyorsun ve bana kapıyı açmıyorsun, bu nasıl iş!"
"Şoför olmam sana kapıyı açmam anlamına gelmez."
"Çünkü şoför değilsin, babamla bir olmuş beni kandırıyorsunuz" dememle tekrar gülmeye başladım.
"Neye inanıyorsan inan, hadi uzatma da bin şu arabaya bir an önce gidelim şu lanet yerden."
***
Eve geldiğimizde burayı ne kadar da özlemediğimi farkettim iki sene ayrı kalmak yetmemiş babamı bile görmek istemiyordum direkt olarak Amerikaya geri gitme isteği doğmuştu içime.
Ama ne yazık ki yapabilecek birşeyim yoktu artık buradaydım, ve buranın tadını çıkarmaya bakacaktım.
Evin kapısının önüne geldiğimde zile basarak kapının açılmasını bekledim. Kapıyı hizmetlimiz Ayşe abla açmıştı. Beni görünce çok sevinmese de zar zor "hoşgeldiniz Esra kızım" diyebilmişti.
Aramız pek iyi olmadığından bende onu sevmezdim açıkçası, fazlasıyla suratsız bir kadındı ve bana bakışları konuşma tarzı vs samimi ve içten gelmiyordu, oldum olası samimi olmayan insanlardan nefret etmişimdir.
Ayşe abla ellili yaşlarının üzerindeydi babama çok emeği geçtiği için babamın gözünde de değeri büyüktü. Kocası öleli hemen hemen altı yıl falan oluyordu, Ayşe ablanın hâlâ babamın yanında çalışmasının sebebi kızı Gizemdir. Okul masrafları falan bir hizmetçi maaşıyla karşılanacak kadar az değildi. Gizem de üniversite okuyan bir kız sonuçta, bunun giysisi var, taksi parası var okul ihtiyaçları var, yani kısacası varda var. Babam da cömert ve yardımsever bir iş adamı olarak Ayşe abla ve kızı Gizem'e yardım etmekten çekinmiyordu.
Cevap vermeden arkama dönüp kendisinin şoför olduğunu iddia eden adama baktım bavullarımı getiriyor mu diye, bir de baktım ne göreyim? Adam yaslanmış arabasına telefonla uğraşıyor!
"Bavulları mı getirmeyi düşünüyor musun acaba?"
Duymadı bile.
"Heyy! Kime diyorum?"
Bu sefer de duymayınca onun yanına doğru ilerledim ve tam önünde durdum.
Hafif eğik başını kaldırıp parlak siyah gözlerini gözlerime dikti. Neredeyse bir dakikadır bakışıyorduk. Konuşmamakta ısrarlı olduğunu anlayınca, yine ben oldum ilk konuşan.
"Kimsin sen?"
Bu sorunun cevabını gerçek anlamda merak ediyordum, kim olabilirdi bu denli bana davranacak cesarete sahip olan şahıs, bilmek istiyordum.
Belki de ilgimi çekmek amaçlıydı sergilediği tavır. Eğer amacı buysa cidden ilgimi çekmeyi başarmıştı...
YOU ARE READING
EsraCengiz
ChickLitNaging halimaw ang masamang prensepe dahil masama ka diba-_-... Kailangang may totoong magmamahal sakanya bago maubos ang petals ng rosas para makabalik sya sa pagiging tao muli. Sino yung taong iyon??
