-Agnes-

8 1 0
                                        

"Gökyüzündeki yıldızları bul, inci tanem

Ve onlardan biri parlıyor, biri parlıyor

Gözlerim birçok kez, inci tanem

Senin için ağladı, senin için ağladı.

 

Hadi, canım annem, benimle sev,

Sallan, canım annem, benim için çocuk ol.

 

İç geçiriyorum, beni duymuyorsun, /inci tanem

Üzgün olduğum için ağlamıyorum, üzgün olduğum için ağlamıyorum.

 

Hadi, canım annem, benimle sev,

Sallan, canım annem, benim için çocuk ol.

 

Sen anne doğdun, incim/inci tanem,

Tanrı'dan da korkmadın, Tanrı'dan da korkmadın.

 

Hadi, canım annem, benimle sev,

Sallan, canım annem, benim için çocuk ol."

"Agnes, sen ağlıyorsun."

"Ha- hayır sadece sen uyumana bak."

"Dışarıda çok ses var Agnes! Nasıl uyumamı bekleyebiliyorsun?!"

"..."

"Hem, ben yıldız sevmem."

"Hım, neden?"

"Çünkü onlar küçük, parlıyorlar ama aydınlatmıyorlar. Onlarcası da bir araya gelse güneşle bir olamazlar!"

"Çok gevezesin Appolline!"

Küçük yumruğuyla yerdeki kül yığınına vurarak,

"Diğerleri nerede? Dışarı çıkmak istiyorum! Güneşi görmek istiyorum! Bu külleri sevmiyorum!"

"Sakın! Appolline! Bir daha, bir daha herneyse!"

Agnes'ın kirli yüzünde bir göz yaşı belirdi. Gözlerinin altı şişmişti yüzündeki küllerden, sayısız gözyaşı yol çizmişti.

Bir savaş söz konusuydu,

Korint ve kolonilerinden biri olan Korfu ,Atina'nın kışkırtması ile birbirine düştü. Daha sonra Atina ile Korint arasında Potidaea kontrolü üzerine, Atina'nın Potidaea'yı kuşatmasıyla sonuçlanan bir sürtüşme başladı. Sonunda Atina, Megoria Fermanı adı ile ekonomik fermanlar dizisi çıkardı ve bununla 30 yıllık Peloponnesia Barış Antlaşması'nı bozmakla suçlandı. Böylece, her iki tarafın da önceden kararlaştırdıkları hükümler gereğince Sparta, Atina'ya savaş açtı.

Bu savaşın 10. Yılının başlarıydı fakat ne donanması güçlü Atina ordusu, ne de kara kuvvetleri güçlü Sparta,daha birbirlerine karşı herhangi bir üstünlük sağlayamadı.

Dışarıda çok fazla kan vardı Potidaea mahvolmuştu.
Şuan etraf sakindi, etrafta feryat figan bağıran kimseler hariç.
Onlar şuan,
Yarısı yıkık bir sokak amfitiyatrosunun son basamaklarında saklanıyorlardı. Gece yarısıydı ve iki gündür ne burdan ayrılmışlar ne de ağızlarına bir lokma girmişti.

"Agnes neler oluyor?"

Appolline çok akıllı bir kızdı beş yaşında olmasına rağmen olay örgüsünü az çok kavramıştı.

"Appolline, zamanı gelince öğreneceksin."

"Büyük anne Hye..."

"Uyu artık Appolline!"

"..."

Küçük sarışın kafasını annesinin dizlerine koydu sanki bir nevi teselli ediyordu annesini.
Agnes ellerini kızın saçına daldırdı ve ninnisine devam etti...

'Bu gece dolunay çok parlak...
Kaybettiklerimizi anmak ve özlemlerimizi sunmak için harika bir vakit!'
                                   Büyükanne -Hye-

AppollineStories to obsess over. Discover now