2. Bölüm

120 7 2
                                        

22 Aralık Pazar

 Off saat 2'ye kadar uyumuşum. Evin küçük piremsesi bugün maça gitmeyecek tabi.. Ezgi yi arayıp benimle deniz kenarında buluşmasını istedim. Ezgi sporcu olduğundan beni çalıştırması iyi olur diye düşündüm. Hemen ağzıma bir şeyler atıp sahile indim. Biraz koştuktan sonra güzel bir yere oturup düzgünce kahvaltı yapmaya karar verdik. Ezgi ile oturana kadar pek bir şey konuşmadık. Morali kötü gibiydi. Üstelemek istemedim. Oturunca Arda ile kavga ettiklerini söyledi. İlk başta pek ilgimi çekmemişti. Çünkü hep kavga ederlerdi. Ancak bu sefer bitirmişlerdi. Ezgi birisinin olduğunu düşündüğünü söyledi. Ama Arda kasları ve siyah saçları olmasından dolayı kötü biri gibi görünsede benden daha düşünceli bir insandı. Onu tanıyorum. İkisi de yakın arkadaşım olunca bu konu üzerinde pek durmadım. Bence.. Çıkmasalar daha iyi olabilirdi. Sonuçta iki yakın arkadaş. Ne bileyim ikisi de birbirinin eskilerini biliyor, birbirlerinin omzunda ağlamış kişiler. Bana hala daha garip geliyor bu durum. Lokantada çok oyalanmadık. Hemen çantamı hazırlayıp annemi aradım. Galeride olacağını ve maça gelemeyeceğini söyledi. Doğrusu çok üzülmedim. Babamın ölümünden sonra annem sürekli böyleydi. Hayatımın en önemli anlarımda yanımda Aylin ve Ezgi vardı. Annemin bu durumunu bildiklerinden onlara gelip gelemeyeceklerini sorduğumda teklifimi geri çevirmediler. Maçaın olacağı salona gittiğimde Ezgi ve Aylin çoktan yerlerini almışlardı. Bende soyunma odasına gidip giyinmeye başladım. Soyunma odası aşağı kattaydı. Orası yukarıdaki tribünlerin sesinden sonra oldukça soğuk ve sessizdi. Buna aldırış etmeden uzun koridorun yarısına kadar gelebilmiştim. O an birisinin beni takip ettiğini düşünmeye başladım. Tıkırtılar duyuyordum. Arkamı döndüğümde aniden tıkırtılar kesildi ve hafif bir gölge yerini aldı. Her ne kadar soğukkanlı olsamda, o gölgeden kaçarcasına adımlarımı sıklaştırdım. Soyunma odasından bir önceki koridorda önüme aniden biraz uzun biri çıktı. Yüzüne biraz daha dikkatlı bakınca kötü bir gülümsemeyle bana baktı. Gamzeleri ve yanağındaki küçücük beni dikkatimi çekti. Sert görünüyordu. Ancak bir o kadar sempatik bakan gözleri vardı. Esmer teni beyaz ceketinin arkasında kalıyordu. Nefes alış verişim normale dönünce pardon, burada ne işin var? diyerek odaya girdim. Ben odaya girecekken önemli değil Ela, son karşılaşmamız olmayacak sonuçta sen neredeysen ben oradayım. Ve bunu konuşacak çok zamanımız olacak dedi o kalın sesiyle. Sesi kalın olmasına rağmen hiç unutmak istemeyeceğim bi sesti. Sanki hep aradğım sesti bu. Dedikleri kafamı karıştırmış olsa da aldırış etmedim. Çünkü bu tarz gizemler ilgimi çekmiyordu. Yalnız olmamdan da anlaşılacağı gibi yani. Aceleyle giyindim ve takımımın yanına gittim. Sahaya çıktığım an tribünlere göz gezdirdim. Beyaz ceketli oradaydı. Tam tribünden çıkarken ona baktığımı fark etmiş olacak ki selam vermek istercesine göz kırptı. Onun arkasını dönmesiyle hemen başımı çevirip Ezgi ve Aylin i aramaya başladım. Onlara gülümsedim. Ve maçı başlatan düdük çaldı. Maçtan sonra....

Mavi DuvarHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin