Bölüm 1

42 6 37
                                        

Bu one-shot'ı biricik oğluşumun doğum günü şerefine yazıyorum. İyi ki doğdun bitanem, masum görünümlü şeytanım :3 Sen bizim bitanecik unicornumuzsun. Evimizin neşesi nice mutlu uzun ve sağlık dolu yılların olur inşallah. Mini bir fic olucak baştan söyliyim. Yani tek bölüm değil 3 bölüm olucak. Eh benim bebeğime de 3 gün 3 gece bir kutlama yakışır zaten kjfvnvskvn

'' Uyan bakalım uykucu.''

Yüzümün her karesinde hissettiğim öpücükler, çıplak sırtımda gezinen büyük el ve hayatımda duyumsadığım en güzel koku... İşte benim için gün yaklaşık 3 yıldır bu şekilde başlıyordu. Kulağımdaki seksi ses tonu ona hiçbir zaman doyamayan bedenimi uyandırırken, sırtımdan saçlarıma ulaşan eliyle adeta bir kedi gibi mırıldanarak ona sokuldum.ensemi öpen aşık olduğum dudaklardan gelen kıkırtıyla yavaş hareketlerle ona doğru döndürdüm vücudumu. Hareket etmemle beraber belime dolanıp beni iyice kendine çeken sevgilime gülümserken bana aşk dolu bakan derin kahvelerde kayboldum. Derin bir nefes alırken sanki mümkün olabilirmiş gibi daha da sokuldum güven duyduğum göğsüne. Beni sıkıca sarmalayan kollar yavaşça çözülürken kendini hafifçe geriye çekip dudaklarıma minicik ama içinde kocaman duygular taşıyan bir öpücük kondurdu. derin kahvelerini gözlerime diktikten sonra kulaklarımın nirvanaya ulaşmasını sağlayan sesiyle konuştu.

'' Günaydın gün ışığım.''

Kollarımdan birini çözüp elimi yüzüne götürdüm. Hafif çıkmaya başlayan sakaları elime batarken içimdeki hisseleri ellerimle iletmek ister gibi dokundum yüzüne. Gördüğüm en güzel resimdi o. Bir ressamın gözlerinin kör olması ihtimaline rağmen yaptığı resim gibi, güzelliğinden kafayı sıyırıp kulağını kestiği gibi. Sesi Bethoven'nın duymak isteyeceği en güzel melodi olmalıydı. Şayet benim için öyleydi. Sağır olacağımı bilsem duyduğum son sesin onun sesi olmasını dilerdim. Kör olacak olsam gördüğüm son rengin onun kahveleri olmasını dilerdim. Duyularım elimden alınsa hissedeceğim son şeyin hep o olmasını dilerdim. Ben onu kendim kadar küçük bir varlıktan değil, sonsuzdan bile daha çok seviyordum.

Benden cevap bekleyen gözlere daldığım kısacık serüvenden uyanırken o çok sevdiği gamzemi ortaya çıkararak gülümsedim. Onun sevdiği hiçbir şeyi ondan esirgemeye hakkım yoktu. o ne isterse vermeye hazırdım. Ne isterse alabilirdi benden. Canım mı? ona feda olsun. O mutlu olacaksa her şeyi yapabilirdim.

Buna can almakta dahil.

Ah onun mükemmelliğini anlatmaktan kendimi tanıştırmaya fırsat bulamadım üzgünüm. Ancak şu bahsettiğim kelimeler onu anlatmaya, ona olan sevgimi anlatmaya inanın ki yetersiz kalır. Neyse yine dalı gideceğim onun mükemmelliğine. Ben Zhang Yixing. 26 yaşında kollarında olduğu bedene sırılsıklam aşık bir gencim. Onunla tanışmadan önce çok sıradan bir hayatım vardı. Her gün okuluna giden, ailesinin sözünden hiç çıkmayan, uysal ve masum biriydim. Hiçbir ilişkim olmamıştı ondan önce. Tertemiz bir sayfaydım ben. Ancak şimdi elinde onlarca insanın kanını taşıyan bir katilim.

Ve o...

O Wu Yifan. 29 yaşında, başımı döndüren, bir sözüyle her şeyi yapabileceğim adam. Tertemiz sayfamı kırmızıya boyayan ve bu kırmızılığı ellerimle bana yaptıran adam. Dünyanın bir numaralı kiralık katili. Şuan bana şefkatle bakan gözleri birini öldürürken dipsiz bir karanlığa ev sahipliği yaptıran adam.

O benim bu hayattaki tek gerçekliğim.

'' Xing yine ne düşüncelere daldın sevgilim?''

Duyduğum sesle kafamı iki yana sallayarak cevap verdim. '' Seni ne kadar çok sevdiğimi söylemiş miydim?''

Verdiğim cevapla bir kahkaha atarken ben yine o mükemmel tınıda kaybolmuştum. Sesiyle bambaşka diyarla gidecekken dudaklarımdaki yumuşaklıkla tekrar döndüm dünyama. O harika dudakları bir süre daha gezindikten sonra dudaklarımda geri çekildi.

'' Çok değil. Sadece birkaç milyon kez.''

Bir kıkırtı bıraktıktan sonra kollarımı daha da sıkı dolayıp başımı mis kokulu boyna gömdüm. '' O zaman biraz daha söyleyeyim. Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni sevi-'' Kelimelerimi bölen dudaklarla dudaklarının üzerine gülümserken ellerimi hayran olduğum vücudunda gezdirmeye başladım. Kaslı gövdesinden aşağılara inerken bıraktığı iniltiyle geri çekilip kıkırdadım.Hızla ondan ayrılıp yataktan kalkarken beni tutmaya çalışan kollarından sıyrılıp yatağın yanında ayaklandım. Beyaz çarşafların içinde dudaklarını büzerek bana bakan bedenden gözlerimi kaçırırken sıcaklığından ayrılmanın verdiği üşümeyle çıplak vücudumu ısıtmak için dolaba yöneldim. Dolaptan kıyafetlerimi çıkarırken yataktan gelen hışırtılarla ayaklandığını duydum. Sadece birkaç saniye sonra belime dolan kollar ve sırtına dayan gövdeyle mest olurken hafifçe ona yaslandım.

'' Yifan hazırlanmamız lazım. Bu sefer ki iş büyük.''

Başını omzuma yaslayıp boynuma bir öpücük kondurduktan sonra derin bir iç çekip kolların ı ayırdı belimden. Kısa bir an boşluğa düşüyormuş gibi hissetsem de kendimi toparladım ve dolaptan çıkardıklarımı giymeye başladım. O da kendi tarafından kıyafetlerini alıp giyindikten sonra yanıma gelip elimi tuttu ve birlikte beyazlara bürünmüş odamızdan çıktık.

Her ne kadar hayatımız siyahlara gömülmüş olsa da sahip olduğumuz her şey beyazdı. bu birazda siyahlarla dolu olan yaşantımızdan uzaklaşma denemesiydi bizim için. Tabi bunda tamamen başarılı olamıyorduk. Nitekim bembeyaz salona girdiğimizde masanın üzerinde duran siyah dosyalar usulca fısıldıyordu bize gerçek kimliğimizi. Ellerimiz ayrılırken dosyalara burukça bir gülümsemeyle baktım. Yifan hızlı adımlarla o tarafa ilerlerken birkaç dakika daha uzak durabilmek için mutfağa kaçtım. Dolabı açıp sandviç malzemelerini çıkarım ikimizi için birer tane yapmaya başladım.

Hazırladığım sandviçlerle salona girip dosyalara gömülen sevgilimin yanına ilerledim. Yanında ki sandalyeyi çekip oturduktan sonra elimdeki sandviçini önüne koydum ve dosyalardan birini kendime çektim. Günlerdir bu iş için yaptığımız araştırmalar önümüzdeydi. Bu gün ise sonunda işi bitireceğimiz gündü. Artık ezberlemiş olduğumuz bilgilerin üzerinde biraz daha göz gezdirdikten sonra yaptığımız planı tekrar ettik. Sandviçlerimizi bittikten sonra masadan kalktık ve bodrum katındaki gizli odamıza gittik. Burada her türlü teçhizatımız mevcuttu. Ateşli silahlar, sahte kimlikler, kostümler ve böyle bir işte lazım olabilecek her şey. Gereken malzemeleri önceden hazırladığımız için son ihtiyaçlarımızı da alıp odadan çıktık. Üst kata çıkıp üzerimize de değiştirdikten sonra artık tamamen hazırdık. Siyahlara bürünmüş iki beden olarak evin beyazlığına leke oluşturmamak için hızlı adımlarla evden ayrılırken her gün yaptığım duamı yeniledim.

'Tanrım. Lütfen bu günahkar kulunun dileğini kabul et. Beraber çıktığımız bu eve tekrar beraber dönebilmemiz için yardım et.'

Kapıyı kapatıp çıktıktan sonra arabaya ulaşmış sevgilim yanına ilerledim ve kendi yerime geçip oturdum. Eşyaları bagaja yükledikten sonra geldi ve sürücü koltuğuna oturup kapısını kapattı. Kısa bir süre gözlerini kapatıp bekledikten sonra derin bir nefes aldı ve gözlerini açarak bana döndü. Dudağıma bir öpücük kondurduktan eski pozisyonuna döndü ve arabayı çalıştırdı. Ben içimdeki heyecan ve korkuyla dolu, o ise gergin bir şekilde alacağımız cana doğru yola çıktık. 

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Oct 19, 2016 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

GÖREVWhere stories live. Discover now