Dalgaların serinliği yüzüme sessizce vurmakta, aslında bundan rahatsız olmam gerekirken deniz daha fazla dalğalansın istiyorum! Dalğalar o kadar büyüsün ki , beni aklımdaki düşüncelerden kurtarsın beni bu şehirden alsın götürsün!
Bu halde denize doğru yürürken arkamdan bir el! sanki aklımdaki düşünceleri okumuşta yanıma geliyor "YAPMA! , bunun için daha çok erken"
sırtımızdaki bıçakların, yaraları kabuk bağlamadan intikamlar alınmalı ve sonunda mutlu olacağımız günler gelmeli "Dur Ve İzle"
Deniz bize daha şimdiden onların seslerini getiriyor.. "Bak, onlarda aynı bizim gibi can çekişiyorlar..! , ufkumuzdaki mutluluk uzakta değil ve git gide yaklaşıyor..!
Hayat bazen kelebeğin ömrü kadardır..! Ne kırmaya gelir nede kırlmaya..!
Şuanda hayatta olmamız gereken yerden çok daha ilerdeyiz, yaşadığımız şeyler yaşamış olmamız gerekenlerden çok daha acı. Farz edelim ki bu hikayeyi
Yazan iki kişi ki öyle, hikaye kapağına bakıldığında da çok bariz belli ki KadmaSeyer (Kader - Şeyma) ama hikayede öyle birileride yok!
Ve gerçek hayattan alınmış burada okuyacağınız insanlarda gerçek insanların yada sırtımızdaki o kabuksuz yaraların şaheserleri Olan insanların isimleride olmayacak..
biz size hem bir roman hemde bir tiyatro sunacağız ..!
"Izle ve Gör Gerçek Intikam Nasıl Alınır..!"
6. Sınıfı okurken tek kelimeyle Gerçekten Güneşim olan tek kişiydi, ama hiçbir zaman gerçek bir güneş olmadı etrafına saçtığı ışıklar bir zaman sonra söndü ve bir baktım ki aslında karanlık onun ruhuna işlemişti..!
Tabikide çok muhabbet tez ayrılık getirir! bu yüzden artık onu umursamıyorum! umursamayacagimda
Gerçekten ama! bir insan bu kadar duygusuz olabilir mi ? birini bu kadar çok üzerken hiçbir şeye nokta koymadan hayatına kaldığı yerden devam edebilir mi?
Karşısındaki affedici bir insansa? bundan kusursuz bir güneş tabikide beklenemez, iyi niyet içindeki ateşte kül olup gider..ve bundan hiçbir zaman ne üzüntü duyar nede bir kere olsun kendini onun yerine koyar! "Hayatın kanunu bu besbelli..!"
"Zaman değişsin, çağlar değişsin bu asla ve asla değişmeyen bir gerçektir."
"İnsanları menfaati için kullanıp kenara atmak, çok kolay bir şey ama bu onun intikamı alınmadan önce, intikam çoğu kişi için bir vahşet gibi görünse de bazen..bazı insanları uyarmanın daha da acısız güzel bir yolu yoktur..Aslında bu bir nevi hayatın kanunudur. Herkes yaptığının karşılığını tabikide bin bir katı olarak ödenmelidir..!"
Neyse ki o artık benim Güneşim değildi, o artık benim kardeşim değildi ,o benim hiçbir şeyim değildi! (Aslında eskiden nasıl güneşim olduğuna bile şimdi şaşıyorum)
Artık ufkumda batmakta olan bir Güneşti..!
Sonuç: o Berrini buldu, bense Baharımı..İkimizin gözünde de Berrin ve Bahar gerçek bir arkadaştı ama iki karanlık nasıl bir araya gelip bir aydınlık doğurabilir ki? bu sahte arkadaşlıkta bir zaman sonra mazideki yerini alacaktır! ve her zaman olduğu gibi..Maziye bakıldığında olayların ufak bir görüntüsü, isimlerinin baş harfleri bile hatırlanmaycak üzere üstü örtülecektir..
Ama sırtımdaki Bıçak yaralarının maalesef ardı arkası kesilmiyordu..
Her güvendiğiniz insan size menfaati için sırt çeviriyor, düşünebilir misiniz ? O kadar masumaneydi, o kadar içtendi ki bunu düşündürmeyecek kadar! ve o kadar gerçekçiydi ki..her zaman hayatımda olacak kadar
Neyse artık bir önemi yoktu bunların hiçbiri olmayacakta çünkü " ben Denizdim oda gözümde batmakta olan, hatta çoktan karanlığa bürünen Güneşti" Ama bu güneş batmadan önce bana birçok şey öğretti, bunların en önemli gösterğesi Sırtımdaki Bıçaklardı..
" Sırtımdan bıçaklandığım tek kelimeyle "Hayatımın Acı Çağıydı.!"
YOU ARE READING
Sırtımdaki Bıçaklar
ChickLitBilmem kaç tecrübe.. Kaç dost bildiğim insan.. Artık hayatımda olmayanlar.. Boşa gitmiş zamanlar.. Ve hiç fikrimin olmadığı olaylar...
