Camdan süzülen güneş Aden'in yüzüne çarpıyordu. Normal bir güne uyanır gibi gözlerini ovuşturdu, yavaşça elini yanındaki komidine uzatarak telefonunu aldı. Beklediği ne bir mesaj ne de bir arama kaydı vardı, normal bir şeydi onun için. Yatağından kalkarak camını açtı. Uykudan kalkmış olmasına rağmen yorgundu, yormuştu onu yaşadıkları. Normal devam etmek zorundaydı her şeye, kimseye söyleyemezdi. Derin bir nefes aldı. Okula gitmek için hazırlanmaya başladı, sapsarı dalgalı saçlarını sımsıkı atkuyruğu yapmıştı. Ne kadar istemese de okul formasını giymek zorundaydı, üstüne kot ceketini giydi. Gözünün altında dünden kalma az biraz morluk var gibiydi, göz altı kapatıcısını alarak aynaya yaklaştı. Öyle bir sürüyordu ki, gözlerinin altında sanki dünün izlerini silmek istermişçesine. Ama biliyordu o şişlik gitse de o yaşanmışlık gitmeyecekti. Dünün izini silmiş gibi mutlu olmuştu, kapanmıştı gözaltları peki ya gerçekten kapanmış mıydı, her şey sadece o morluktan ibaret miydi? Kendinden kaçıyordu Aden, kaçmak çözüm değildi ama en azından yüzünde dünden kalma izler görmek istemedi ve her şeyi unutarak yüzüne bir tebessüm kondurdu. Ardından odasının kapısından hızla çıktı. Evde kimseyle karşılaşmamak için koşar adımlarla kapıya ilerledi. Arkadan bir ses çağırdı onu '' Aden!''. Aden yavaşladı ve olduğu yerde durdu. Arkasına dönmeye korkuyordu, yavaşça ilerlemek istediğinde yine aynı ses '' Aden!'' diyerek seslendi ona. Evet, o ses annesinin sesiydi. Arkasına ürkerek döndü. Annesi '' Nereye daha konuşmadık?'' Aden gözlerini kaçırarak ''okula gidiyorum gelince konuşuruz'' diyerek kapıya yöneldi. Ayliz ses çıkarmadı, kaçmasına izin verdi. Ne olduğunu merak ediyordu ama onu bunaltmak istemiyordu.
Aden yolda kulaklığını takarak yürümeye başladı. Dünyadan uzaklaşıyordu kulaklığını takınca sanki her şey daha iyi her şey daha yolundaydı. Dünü silmek zorundaydı, dün sadece eğlenmişti ve dün ondan ibaretti. Okul kapısına geldi, durdu. Daha dik yürümesi gerekiyordu, daha güçlü. Çünkü o dün büyümüştü. Okul kapısına bir adım attı ve gülümsedi. Daha güçlü gülümsedi, çok daha fazla gülümsedi. Elis'in ona doğru geldiğini fark etti ve ona doğru kafasını çevirdi. Elis Aden'e sarıldı. Aden her zamankinden çok daha sıkı sarılıyordu Elis'e. Elis Aden'i omuzlarından tutarak kendisinde uzaklaştırarak ne olduğunu sordu. Aden tekrar sarıldı ve sustu. Çünkü sadece susabileciğini düşünüyordu, çıkmazdaydı her şey konuşamazdı, konuşmamalıydı. Nasıl anlatabilirdi ki? Sadece sustu. Daha sonra hızla uzaklaşarak ''hadi gidelim '' dedi Aden. Okula girdiler sınıfa çıkarken gözüne Toprak'ın sımsıcak gülümsemesi çarptı. Ona doğru bakarak gülümsedi Aden. İçindeki sıkıntıyı bir an olsun unutmuştu sanki. Toprak'a gülümsedi ve ona doğru yaklaşıyorlardı. Yanına gittiklerinde içinde anlamlandıramadığı bir mutluluk oldu Aden'in. Sonra peşi sıra gelen bir suçluluk... ''Dur!'' dedi içinden bir ses Aden'e, ''Dur!''. Çünkü biliyordu Elis Toprak'a deli divane aşıktı. Bunu bilmesine rağmen çocukluk arkadaşı, dostuna bunu yapamazdı.
Toprak '' ne yapıyorsunuz ''dedi Aden'e bakarak. Aden yemyeşil gözlerini Elis'e çevirerek onun cevap vermesini bekledi ve yine susmuştu Aden... Elis yüzünde kocaman bir gülümsemeyle ''sınıfa geçiyoruz, beraber gidelim '' dedi ve Toprak ve Elis önden gitmeye başlamıştı, Toprak arkasına dönerek Aden'e baktı '' hadi Aden'' dedi. Aden küçük adımlarla sevdiğini kendine bile itiraf edemediği adamın arkasından en yakın arkadaşıyla yürüyüşünü izledi ve yavaş yavaş yürüdü. Sınıfa geldiklerinde Elis Toprak'la beraber oturmak için teklifte bulunda bunun peşi sıra Aden'e dönerek "senin için sıkıntı olur mu?" diye sordu. Aden buruk bir gülümsemeyle ''yok ne sorunu'' diyerek en arka sıraya doğru yürüdü, yerine oturdu. Tam önüne ise Toprak ve Elis. Elis'in Toprakla şakalaşmasını izledi bir süre. Sonra masaya iki kolunu yasladı ve kafasını da kollarının üstüne koydu.
Bir el dokundu omzuna. Birden sıçradı Aden. O el Toprak'ın eliydi. Korkmasını gerektirecek bir durum yoktu ama ürkekti Aden. Toprak'a doğru korkmuşluğun arkasına gizlenen çimen yeşili gözleriyle baktı. Toprak "sakin ol Aden'' dedi. Elis aslında bu durumdan biraz rahatsız olurcasına suratını düşürüvermişti. Aden oturduğu yerden hızla kalkarak ''sorun yok biraz işim var '' diyerek sınıftan hızlıca çıkmıştı. Bir ses duydu koridorun bir ucundan ''Hey! Aden.'' Aden arkasına döndüğünde Barış'ı gördü. Ama konuşmak istemedi, ''Daha sonra Barış'' diyerek aynı hızla devam etti. Birer ikişer merdivenlerden indi ve okuldan çıktı. Okul bahçesinde koşar adımlarla çıkarken arkasına döndü ve döndüğünde camda Toprak'ın ona baktığını gördü, gözlerini kaçırdı ve devam etti yoluna. Ve çıktı okuldan.
Karışmış olan kulaklığını açarak kulağına taktı, müzik listesinde tek bir şarkıyı devamlı çalması için ayarladı. Şebnem Ferah-Ben Şarkımı Söylerken... Şarkıyı dinlerken gittikçe hızlanan adımları birden koşmaya başladı, sadece koştu. Sağa sola savrulan saçları birden tokasını kopmuştu. Umurunda değildi ne saçından kopan lastik ne sırtının sırılsıklam oluşu. Gözlerinden süzülen yaşlar kızaran yüzü ne de başka bir şey. Sadece koşuyordu nereye olduğunu bilmeden tüm her şeyden kaçarmışçasına koşuyordu. Kalabalığı aldırmadı sadece koştu. Saatlerce koştu bekli de. Ama biliyordu nereye koşarsa koşsun kaçamazdı hiçbir şeyden. Kurtulamazdı dünden. Her şey arakasından gelecekti. İçinde ki öfkeyi, hissi anlatmak yerine koştu. Ve durdu. Nerede olduğunu bilmiyordu. Bilmediği bir yer, bilmediği bir sokak, bilmediği insanlar... Şaşkınca etrafına baktı. Korktu, eli telefona gitti. Toprak'ı aradı ve Toprak telefonu açınca "beni buradan al" derken farkında olmadan gözlerinden akan yaşları durduramadı. Sesi titrek ve korkaktı Toprak "Aden? Nerdesin? İyi misin? Konum at hemen geliyorum" dedi. Aden kapattı ve konum attı.
Bir banka oturdu ve denizin dalgalanışını izledi. İçi gibiydi deniz. Alnında akan teri sildi elinin tersiyle, bir hamlede. Kuşları izledi, uçmak istedi onlar gibi, istediği yere herkesten uzağa uçmak istedi. Arkadan korkak meraklı bir ses geldi "Aden!". Aden kafasını çevirince Toprak'ı gördü ve ayağa kalkarak ona doğru koştu. Sarıldı, sadece sarıldı... Toprak Aden'in dağılmış, açılmış saçlarının arasına ince uzun parmaklarıyla sıkıca kavradı. Aden Toprak'ı hafif iterken Toprak daha sıkı sarıldı. Toprak'ın masmavi gözlerini kaplayan merak ve korku vardı. "Dur Aden" dedi, "sadece böyle dur, ben buradayım". Aden durdu, sadece öyle durdu. Yarım saati aşkın sadece sarıldılar. ''Dün'' dedi Aden. ''Toprak dün... '' dedi ve gözlerinden yaş aktı. Toprak Aden'in yüzen baktı ve başta parmaklarının ucuyla gözünden süzülen gözyaşlarını sildi. "Ne oldu dün Aden?''. Aden yavaşça bıraktı Toprak'ı ve derin bir nefes aldı...
YOU ARE READING
ADEN
ChickLitİstanbul'da doğmuş büyümüş, kendini İstanbul'dan daha büyük gören bir kızdı Aden. Ta ki o güne kadar. Birden bire küçülmüş, kendi içinde kayboluvermişti. Yanında hem kimseyi hemde herkesi istiyordu. Yanında hem kimse yoktu, hem herkes vardı. Aden bi...
