Sabah ter içinde uyandım ,gördüğüm kabus beni fazlasıyla etkilemişti. Dışarıdan gelen sesler üzerine camdan dışarı baktım. Aynı kabusumda ki gibi kasfet ve karanlık gözümün önündeydi . Hortum büyük bir hızla yurda doğru geliyordu. Dikkatli bir şekilde baktığımda her şeyi kendine doğru almakla kalmayıp etrafa da savuruyordu . Geldiği yeride yıkıp geçiyordu. Ağaçlar,taşlar her şeyi yutuyordu ve gittikçe büyüyordu .Bir an arkama döndüm ve arkadaşlarımı uyandırmanın mantıklı olacağını düşündüm . Hemen Bora yı uyandırmaya çalıştım o kadar derin bir uykusu var ki ne yaptıysam uyanmadı. Emirhan 'ı uyandırmaya çalıştım ama o uyanana kadar hortum yurda yaklaşmıştı. Göz ucuyla camdan dışarı baktığımda bir ağacın cama doğru yaklaştığını gördüm. Büyük bir gürültü koptu ve bir sarsıntı gerçekleşti o an gözlerimi kapattım ve olacaklara kendimi hazırladım. Birisinin sesi geldi . "Eren eren kalk hadi " diyordu. Başım sanki çatlarcasına ağrıyordu. Gözlerimi açtığım da kendimi kapının yanında buldum. Akşama dair hiç bir şey hatırlamıyordum. Etrafıma baktığımda herkes başıma toplanmıştı. Dolaplar devrilmiş ,kitaplar raftan düşmüş,her şey dağılmış ve duvarda kocaman bir yarık açılmıştı. Ayağa kalkmaya çalıştım. Baki elini uzattı ve ayağa kalkmam da bana yardım etti. Her yerim ağrıyordu yürümekte zorlanıyorum .Kalktığımda cama doğru baktım .Camın yarısı kırıktı.Korkunç bir şey olmuştu,ağaçlar ,karşımızdaki dağlar yıkılmış, toprak yarılmış. Yaşadığımız yer sanki dünya değilde, cehennemdi:
- Allahım gördüklerim rüya değilmiş , dedim.
-Sen yaşadığına şükret. dedi Baki.
Cevap üzerine şaşırdım ve:
-Ölenler mi var? dedim.
Arkadaşlarım bana " Herkesin öldüğünü söyledi. Sadece biz kaldık . dediler." Gördüklerim Hüsnü, Baki, Alaattin , Emirhan ve Bora idi. Hüsnü:
- Şimdi ne yapıcaz? diye sordu.
- Bilmiyorum , dedi Bora.
Hala gördüklerimin şaşkınlığındaydım . Kapıdan dışarı çıktım . Koridordaki masalar kırılmış , duvar nerdeyse üzerime göçecekti. Mete:
-Ne olduğunu bilen varmı , diye sordu.
-Yok yok hiç bir şey hatırlamıyorum, dedi:
Hüsnü duvara yaslanmış kırık camın ardından dışarıyı kara kara bakınıyordu. O ara aklıma bir şeyler geliyordu ama tam ne olduğunu hatırlamıyordum.
Odaya girip:
- Yukarı katlara baktınızmı, diye sordum .
-Sadece bu katın odalarını dolaştık. dedi Mete.
-O zaman yurdu tamamen dolaşalım . dedim.
-Bence de bir yerden başlamak gerek , dedi Emirhan.
-Tamam o zaman hadi gidelim , dedim.
En önden Bora gidiyordu. İkinci kata çıktık. Bütün odaları gezdik , tüm odalarda durum aynıydı her yer yıkılmıştı . Berbat bir durumdu hiç kimse yaşamıyordu. Korkuyorduk ama devam etmek zorundaydık. Sevdiğimiz insanların ölüsünü görmek insanın midesini bulandırıyordu. Baki bir odadan çıktı. Çok kötü görünüyordu korkmuş gibi bir hali vardı. Kekeleyerek :
-E e eren oda da bir şey var , dedi .
Bora koşarak odaya gitti . Girdiği gibi çıktığı bir oldu . Dışarı çıktı koridorun ortasına kustu . Bende hiç beklemeden odaya girdim . Oda da çok kötü bir koku vardı. Elimle burnumu kapattım. İçeride gördüğüm değişik bir yaratıktı . Arkamdan Hüsnü ve Alaattin geldi .Hüsnü:
- Bu bu nasıl bir şey, ne olmuş ona , dedi.
Biraz yanına yaklaştım . Alaattin :
- Fazla yaklaşma, dedi.
-Tamam bir şeye bakıcam, dedim.
Yanına yaklaştığımda ölmüşe benziyordu .Üstüne yatak yıkılmıştı. Mosmor olmuş ,ağzından yeşil sıvı çıkıyor ,damarlarının hepsi şişmiş ve gözleri büyümüştü. Korkunç bir yaratıktı.
O ara Bora ve Mete lavabodan bize bağırdı:
-Buraya gelin !
-Ne oldu , dedim .
-Suyun rengine bakın yeşil . dedi Mete.
- O yaratığın ağzından da bundan çıkıyordu , dedi Hüsnü.
- Nasıl, dedi Mete.
-Bilmiyorum yeşil sıvı çıkıyordu işte, dedi Hüsnü.
-Sular zehirli olabilirmi , dedi Bora .
-Olabilir , dedim .
-O zaman sulara dokunmayalım bende o yaratık gibi olmak istemiyorum, dedi Hüsnü.
- Aynen , hadi devam edelim , dedim.
Lavoba dan çıkarken süpürge gördüm. Sapını aldım. Hüsnü 'de paspasın sapını aldı. Fazla sağlam değillerdi ama genede ise yarardı. Biz suyla uğraşırken Emirhan 'la Alaattin yaratığı inceliyolardı. Bora :
-Hadi gidiyoruz , dedi . Emirhan :
-Nereye gidiyoruz ,dedi.
-Şu yukarı kata da bakalım sonra ne yapacağımızı düşünürüz, dedim .
Onları da alıp yukarı çıkmaya başladık. Bora 'nın sert ve güçlü biri olduğu için önden gidiyordu. Bize göre içimizde en cesur aynı zamanda liderci kişiliğe sahipti. Elimde ki sopayı da Bora 'ya verdim .Onun arkasında Alaattin vardı. Alaattin Bora' dan daha cüsseliydi ama biraz saftı. Arka arkaya gidiyorduk.
-Dikkatli olun her yerde olabilirler. dedi Bora.
Merdivenlerin hepsi yarılmış ve aşınmıştı .Bora aniden :
-Durun! Sessiz olun o yaratıktan var. dedi.
Hepimiz paniğe kapıldık. Ne yapalım diye düşünürken . Baki fısıldayarak:
-Bence bırakıp gidelim, dedi.
-Olur ama , yukarı da bakmamız lazım. Ben bakalım derim. Sizce ne yapalım ,dedim.
Hep bir ağızdan " Gidelim "dediler.
"Tamam o zaman gidelim" dedim.
Çok sessiz ve dikkatli şekilde ilerliyorduk. Bizim kata geldiğimizde
-Bence herkes odasından alabildiği eşyaları alsın ne olacağı belli değil tedbirli olalım, dedim. Mete :
-Bence de gerekli olan eşyalarımızı alalım bu yaratıklardan heryerde olabilirler , dedi.
Herkes odasına dağıldı. Bizim oda da Bora ile Emirhan vardı. Gözümle çantamı aradım ama göremedim sonra çantanın dolabın yanında olduğunu hatırladım yani dolabın altında kalmıştı.
-Bora şu dolabı kaldıralım çanta altında kalmış, dedim.
-Tamam, Emirhan bir el at be ,dedi.
Emirhan da geldi hep beraber kaldırdık . Kaldırırken kapaklar açıldı içinde ne varsa döküldü. Hemen çantamı aldım. İçine hırka,iki pantolon ve iki tane de tişört koydum . Emirhan :
-Ne oldu bu dünyaya nasıl bu hale geldi, dedi camdan dışarı bakarak .
-Bilmiyorum ama inşallah kötü bir şey olmamıştır, dedim.
- Bundan daha kötüsü olabilirmi , dedi Bora .
-O da doğru o neydi öyle, dedi Emirhan.
Odaya Baki girdi :
-Hazırsak gidelim ,dedi .
-Hazırız hazırız hadi gidelim ,dedim .
Hepimiz hazır olduktan sonra aşağı indik. Etrafa biraz dolaştık, hocanın odasına baktık. Ama oda yaşamıyordu. Zaten kendisini hiç sevmezdim.Yemekhane den bir gürültü geldi cam kırığı gibi hemen oraya koştum Alaattin kantinin parçalanmış camını kırarak alabildiğince yiyecek alıyordu . İçeride ne varsa çantasına doldurdu . Kantindeki bütün sandalyeler dağılmıştı masalar yıkılmıştı birde duvarlarda bir kaç çatlak vardı . Alaattin e dönerek :
-Bize de bırak ,dedim.
Diğerlerine bağırdım. Kantin de ne varsa hepsi yere yığılmıştı Alaattin eline ne geliyorsa bize atıyordu bizde çantayı dolduruyorduk .Çantam üç gözlüydü en büyük gözü doluydu onun için ortanca gözüne doldurdum. Mete:
-Alaattin şu küçük sulardan da ver onlar zehirli değildir, dedi.
-Evet olabilir ,dedi Alaattin.
Su ve yiyecek depomuzu doldurduktan sonra dış kapıya doğru ilerledik kapı yerinden çıkmıştı ve tanınmaz hale gelmişti.O hale nasıl geldiğini çok merak ettim .Bizim geçebileceğimiz küçük bir yer vardı. Oradan sırayla geçtik. Dışarı çıktık ve hepimiz bakakaldık. Dünya çok değişmişti hem de çok gördüğüm evlerin neredeyse hepsi yıkılmıştı , hocanın arabası yurdun en köşesinde ters dönmüş bir şekilde duruyordu, yurdun etrafında ağaç yokken etraf ağaç doluydu . Yurdun bahçesinin ortasında bir yarık vardı .Dışarıda kötü bir koku vardı ve hava bulutluydu . Yurdun yarısı yok olmuştu kızlar tarafı deprem olmuşcasına göçmüştü. Emirhan:
-Bence benzinliğe gidelim. Belki işimize yarayacak bir şey buluruz. dedi.
-Mantıklı orada kesin ise yarayacak bir şey vardır ,dedi. Baki
-Tamam o zaman gidelim. dedim.
Benzinlik yurdun arkasında bulunuyordu anayoldan karşıdaydı . Oraya gitmek için iki tane yol vardı bir okula inen merdiven ikincisi arabaların yurda çıkması için asfalt bir yol vardı. En kısa yol merdiven olduğu için oradan gitmeye karar verdik. Fazla zaman kaybetmemek için hemen yola koyulduk . Merdivenin yanına geldiğimizde "tıııkk tıııkk " diye sesler gelmeye başladı. Bora:
-Sessiz olun gene o yaratıkdan var galiba eğilin , yavaş yavaş ilerleyin , dedi.
Bora elindeki süpürge sapını çok sıkı tutuyordu . Yavaşca ilerliyorduk yaratığın olduğu yere geldik bizden çok fazla uzakta değildi . Hüsnü sessizce:
-Ne yapıcaz ,dedi.
-Bence görünmeden yoldan inelim. dedi, Emirhan.
-Bence yolu uzatmayalım. Şu topraktan inelim, dedim.
Yurdun arkasında biraz yüksek topraktan bir tepe vardı. Yol tehlikeliydi ama şu anki en mantıklı yoldu.
-Tamam o zaman Eren doğru söylüyor yolu uzatmaya gerek yok akşam olmadan sığınacak bir yer bulmamız lazım. Topraktan inelim ,dedi. Bora.
-Sesiz olun bizi duymasın, köşeden gidelim.
Derdemez Baki 'nin ayağı taşa takıldı. Taş yuvarlandı. Yaratık sesi duydu bize doğru baktı ve koşmaya başladı.
-Koşunnnnnn! diye bağırdı Alaattin.
Hep beraber depar atmaya başladık herkes ineceğimiz toprağa doğru koşmaya başladı, bulunduğumuz yerle en fazla elli metre arası vardı. En önde bu sefer Bora yoktu . Bora en arkada kalmıştı onun önünde Alaattin sonra ben sonra Baki ve en önde Hüsnü vardı. İneceğimiz yere gelmiştik yaratık bizden biraz geride kalmıştı çünkü korkudan öyle bir depar atmıştık ki zombiyi arkamızda bıraktık . Hüsnü aniden tepenin önünde durdu . Baki Hüsnü ' ye çarptı ve ikisi aşağı doğru yuvarlanmaya başladı .Ben ve Alaattin hemen atladık . Tepenin yarısında durmuştuk. Bora hala atlamadı yukarda yaratığı bekliyordu.
-Boraaa hemen aşağı in hadi . diye bağırdım.
-Bora koş !
Bora elindeki süpürge sapını sıkıca tutmuş yaratığın gelmesini bekliyordu. Yaratık ona çok yaklaşmıştı. Bora ayaklarını yere sağlamca basmış sağ ayağı önde sol ayağı arkada ve süpürge sapını sağ tarafına almıştı. Yaratığın Bora 'nın yanına gelmesine beş adım kala. Yerden hemen gözüme ilk kestirdiğim taşı aldım ve yaratığa doğru savurdum . Şansım da varmış ki tam kafasına denk geldi. O ara yaratık biraz sersemledi. Bora 'da elindeki süpürge sapını çok sert bir şekilde kafasına vurdu. Süpürge sapı ikiye ayrıldı . Alaattin 'de Hüsnü 'nün elindeki vilada sapını alarak yukarı tırmandı ve yaratığın kafasına peş peşe vurdu . Zombi yere yıkıldı ama Alaattin hala delirmişçesine vurmaya devam etti. Yaratığın kafası parçalandı. Bora Alaattin i itip oradan uzaklaştırdı . Hepimiz yukarı çıkıp. Alaattin i sakinleştirdik . Yaratığa baktım bir damla kan akmamıştı ama kafasında bir delik vardı . Alaattin 'e baktığımda anladım sopa da çivi varmış. Çantamın kenarındaki suyu alıp Alaattin 'e verdim.
-Al su iç.
-Çok iyiydiniz. Bora sen kendini neden tehlikeye atıyorsun ? dedim.
-Bunları böyle öldürmezsek , onlar bizi öldürecek. dedi.
-Doğru söylüyorsun. Hadi oyalanmayalım. Biran önce gidelim. Hava kararacak .
Yavaş yavaş aşağı inip yola çıktık. Yolda bir tane araba vardı ve içinde bir kafa görünüyordu . Oraya doğru gittim . Cam bulanıktı tişörtümle sildim. Şöyle bir uzaktan inceledim Tam boynunda ısırık izi vardı. Gene aynı yurtta gördüğümüz yaratığa benziyordu.
- Daha bunların ne olduğunu görmedik ama çok tehlikeli oldukları belli. Dikkatli olmamız şart hep birlikte hareket edersek daha kolay haklarız bu safları, dedim.
-Hadi şimdi benzinliğe gidelim.
Benzinliğe doğru yürümeye başladık
BEĞENİLİRSE İKİNCİ BÖLÜM
GELECEKTİR
YORUMLARINIZI BEKLİYORUM
