Herkes heyecan içerisindeydi. Kağan Yesügey'in hanımı duaların karşılığını almış,tengri onları bir evlat ile ödüllendirmişti. Obanın en iyi ebeleri çocuk için el ele vermiş koşuşturuyorlardı. Bütün gün bu bebek için uğraşıldı. Gecenin ilerleyen saatlerinde çadırdan o kutlu haber çıktı. Ebe Aykız yorgun ama bir o kadar sevinçli bir şekilde dışarı çıktı. Bana yaklaşmakta olduğunu gördüm. Oturmakta olduğum kütükten kalktım ve merak içerisinde ebenin suratına baktım. Ebe hanımın gözleri patlıyordu. Yanıma geldi.
"Börü bey. Git Yesügey hana haber yolla. Tengri onu yiğit bir erkek evlat ile onurlandırmıştır."
Heyecandan ne demek gerek bilememdim. Yesügey han ayn8 zamanda benim çocukluk arkadaşımdı ve bir erkek evlat için ne kadar dua ettiğini bir tengri bir ben biliyordum.
" Saolasın ebe hatun bu haber beyimizi çok mutlu edecektir."
Birbirimizi selamladık ve ben adeta bir küheylan gibi koşmaya başladım.Her attığım adımda vücudumda hareket eden bütün kasları hissediyordum. Hepsi heyecan ve şükran içerisinde bu kutlu haberi ulaştırmak için uğraşmaktaydılar. Sonunda o kutlu çadıra ulaşmıştım.
" Beyim. İzin var mıdır girmeme? "
"Gir Börü gir."
İçeri girdim ve Yesügey kağanı ilk defa böyle gördüm. Terlemiş,korkmuş ve heyecanlı. Tatarlarla o kadar çarpışmaya girdiğimiz halde Yesügey kağanı ilk defa böyleydi. Başımı öne eğdim ve sağ elimi göğüsüme koyup selam verdim.
" Beyim. Tengri sizin ve hanımınızın dualarını kabul eyledi. Sizi bir erkek evlat ile onurlandırdı. Sizin ve moğollar için kutlu bir kumandan olmasını dilerim tengriden."
Otağıda bir sessizlik oldu. Yüce kağan kafasını eydi. Ve birden bire bana sarıldı,güldü,ve dans etmeye başladı.
"Börü bey. Tengri seni başımızdan eksik eylemesin çok sağ olasın. Sen beni bahtiyar ettin, tengri de seni erkek evlatlarla gururlandırsın."
Beyle birlikte yola çıktık. Çadıra doğru ilerlerken ilimizde heyecandan konuşamaz durumdaydık. Ben o kutlu anı büyük bir heyecanla beklerken çadıra ulaştık. Ben çadırın önünde beklemek için durdum. Birden bire kağan omuzumdan tutup
"Yok öyle şey. Sen de içeri giriyorsun."
Kağan bunu dediği için gururum okşandı. Her neyse kağanla içeri girdik. Hanımının kucağında bebek duruyordu. Yesügey han yaklaştı. Fark etti ki bebeğin eli kapalıydı.yavaşça bebeğin elini açtı. Avucunda kan vardı. Yesügey han bilge kişiler i çağırdı.
"Kağanım. Bu çocuk çok yüce bir kumandan olacak,dünyanın gördüğü en büyük kumandan olacak."
"O zaman ben de ona yenmesi en zor olan düşmanım Timuçin'in ismini verdim."
Ve işte benim kaderimi değiştirecek olay bundan sonra başladı.
Arkadaşlar bu benim ilk yazma girişimim. Yorumlarınızı ve tavsiyelerinizi bekliyorum.
YOU ARE READING
Tanrının ordusu
Historical Fiction"Benim doğuda bir ordum var. Onları kızdığım kavimlere musallat ederim"
