Sabah ezanının okunmasıyla yavaş yavaş gözlerimi araladım. Yatakta biraz uykumun açılmasını bekledim. Ardından odamdaki küçük banyoya giderek soğuk su ile abdestimi aldım. Abdest almak içimi her zaman huzur ile doldurmuştur. Bu yüzden ne zaman sinirli olsam hemen abdest alırım.
Tekrar odama dönerek feracemi giydim. Başımı da kapatıp namaza başladım. Bu saatler hayatın en kıymetli saatleriydi. Herkes uykusundayken ben uykuyu yaratanın huzurundaydım.
Namazımı bitirdiğimde içimdeki huzur katsayısı artmıştı. Sabah namazından sonra genellikle uyumazdım. Kitaplığımın yanına giderek namaz ile ilgili bir kitabı alıp okumaya başladım.
Sabah namazı ile ilgili peygamberimiz ;"Sizden biriniz uyuduğu sırada şeytan ense köküne üç düğüm atar ve her düğümde vurarak : ' Yat uyu, gece uzundur.' der. Eğer bu kimse, uyanır da Allah'ı zikrederse bir düğüm çözülür, abdest alırsa bir düğüm daha çözülür, namaz kılarsa bir düğüm daha çözülür. Dinç ve gönlü hoş olarak sabaha çıkar. Eğer böyle yapmazsa tembel, uyuşuk ve ruhu sıkıntılı olarak sabaha çıkar." buyurmuştur. Demek ki ben bütün düğümleri çözmüştüm.
Kitabı biraz daha okuyup bıraktım. Ardından kitaplığımdan bana ait olan kırmızı, gül kokulu Kur'an'ımı alıp okumaya başladım. Kur'an okurken içimi bir huzur kaplardı. Küçüklüğümden beri en büyük hayalim hafız olmaktı. Hatta bir ara başlamıştım da. Ama sonra birkaç sayfayı unuttum. Birkaç gün önce de unuttuğum ayetler ile ilgili bir hadis okumuştum. Peygamberimiz Hadiste;"Birilerinin 'Şu kadar şu kadar ayeti unuttum.' demesi ne kötü bir şeydir. Tersine o unutmadı unutturuldu. Sizler Kur'an'ı hatırda tutmaya çalışın. Çünkü Kur'an'ın kişilerin göğsünden kaçıp gitmesi develerin kaçıp gitmesinden daha çabuktur. " buyurmuştu. Bu hadisi okuduktan sonra kendi kendime çalışmaya başlamıştım. Zamanım oldukça ezberliyordum.
Kur'an'ı yerine koyup saate baktım. 06:30 'du. Aşağı inerek çayı koydum. Kahvaltılıkları çıkarıp masaya dizmeye başladım. Dolaptan bir tane biber bir tane de domates çıkarıp doğradım. Biberleri yağda biraz kavurup domatesi ekledim. Domatesler suyunu salınca içine bir yumurta kırıp pişene kadar karıştırdım ve altını kapattım. Menemeni sofraya koyup Çisem'e seslendim. "Çiseeeem hadi gel kahvaltı hazır." Çisem benim ev arkadaşımdı. Aynı üniversitede okuyorduk. Sarı saçlı mavi gözlü tatlı bir kızdı. Çisem'den ses gelmeyince en iyisi yanına gitmek diye düşünerek yukarı çıktım. Odasının önüne geldiğimde kapının açık olduğunu farkettim. İçeriden Çisem'in sesi geliyordu. "Allah'ım ne olur beni affet. Eslem'in dediğine göre sen çok merhametliymişsin. Beni de affet ben büyük günah işledim." Çisem'in dua etmesine şaşırmıştım. Çünkü din ile fazla alakası yoktu. Bazen bana sorular sorardı. Siz bu kadar emri yerine nasıl getiriyorsunuz diye. Ben de ona bizim mükafatımız diğer dünyada verilecek derdim. Çisem devam etti. "Allah'ım şimdiye kadar tesettüre girmeliydim ne olur beni affet." yok artık. Bana gelip söyleseydi ben ona yardım ederdim. İçeri girdim. Anında bana döndü. "Eslem sen ne zamandan beri buradasın?" gülümsedim "Sen dua etmeye başladığından beri canım. Seslendim ama duymadın ben de yanına geleyim dedim. Kahvaltı hazır. Bu arada tesettüre girmek istemene çok sevindim. İstersen sana yardım edebilirim." gülümsedi "Çok isterim. Ama... Sence Allah benim tevbemi kabul etmiş midir?" Tabi ki kabul edecektir. "Bak sana bir hadis örneği vereyim. Peygamberimiz bir hadisinde" Allah bir kulunun tevbe etmesine ;çölde devesini kaybeden bir kimsenin devesini bulmasına sevindiğinden daha çok sevinir. " demiştir. Yani Allah tevbeni kabul etmiştir inşallah." gülümsemesi sırıtışa dönüşürken cevapladı "O zaman hadi beni tesettürlü bir kız yap." diyerek ayağı kalktı. Onunla birlikte ben de kalktım. Odama doğru ilerlerken ona hangi rengin daha çok yakışacağını düşünüyordum. Galiba lacivert yakışırdı. Odama girerek dolabımı açtım. Lacivert bir elbise ve üzerine de lacivert bir şal aldım. Çisem'e verip banyoya gitmesini bekledim.
YOU ARE READING
YABAN ÇİLEĞİ
SpiritualBen bir yaban çileğiydim onun gözünde. Çünkü o çiçeklere değil çiçeklere aşıktı...
