Kaçıncı kez bu şokla yıkıldığını bilmiyordu Berna.. Yaşadıklarının verdiği bıkkınlıkla "Niye yaptın?" diyebildi sadece.. Derin bir nefes aldı ve devam etmeye çalıştı..
Sitem dolu ses tonuyla "En acısı da şimdiye kadar hiç benim olmadığını, aldattığını öğrenince anlamak.." Yüzüne tükürdü sevgilisi sandığı ama hiç bir şeyi olan hiçe.
Can dostunun yanına koştu yine. Can dostu Kerem hep beklerdi onu, en azından gerçek bir dostu vardı yeterdi ona bu.. Bunları düşünürken Kerem'in evine gelmiş olarak buldu kendisini. Kapıyı ilk çalışında kapıyı açmıştı Kerem.. Sıkıca sarıldılar birbirlerine.. İçeri geçtiler..
-Ne zormuş insanın sevildiğini sanması, tırnaklarıyla kazıdığı bir aşkta tırnak kadar değerinin olmaması, dedi hıçkırarak Berna..
Kerem bir şey demeden, mutfağa girdi. Berna da ahşap masanın üstünde olan kitabı aldı eline. Kitabı incelerken içindeki ayracı düşürdü ve ayracı eline aldı. Ceren'in fotoğrafıydı. Ceren; Kerem'in platonik aşkıydı. Ve Kerem hep Ceren'in fotoğrafını kullanırdı ayraç olarak. Kerem içeriye girdi: "Al prenses, istediğin gibi çay. Açık ve 3 şekerli."
Berna zorla gülümseyip aldı çayını. Kerem devam etti:"Sen çayı değil çayın cesedini içiyorsun prenses, çay dediğin demli ve şekersiz olur."
-Anlat bakalım prenses, neler oldu, dedi Kerem kısa bir sessizlikten sonra.
-Benim bu hüznüm sevildiğimi sandığımdan değil, sevilmediğime yandığımdan be prens.
-Teşekkür etmelisin ona ve yeni renkli sayfa açıp tekrardan başlamalısın acı hayata.
Ne yani teşekkür mü edecekti onu aldatana, çok öfkeliydi ona. Yeni ve renkli bi sayfayı tamam açacaktı ama biraz zaman geçmeliydi. Hatta birazdan fazla.
CITEȘTI
Bana Kalırsa , BANA KAL
Altele-Ne zormuş insanın sevildiğini sanması, tırnaklarıyla kazıdığı bir aşkta tırnak kadar değerinin olmaması, dedi hıçkırarak Berna.. Kerem bir şey demeden, mutfağa girdi. Berna da ahşap masanın üstünde olan kitabı aldı eline. Kitabı incelerken için...
