3 ay önce bu hastaneye gelmişti. Sabah, akşam, nöbet gecelerim hep bu adamın yanında geçiyordu.Aslında zorunlu bir şey değildi. Kendimi hep bu adamın yanında buluyordum. Hemşirelerin yaralarına pansuman yapmasına izin vermiyor, bizzat kendim ilgileniyordum. Niye böyle bir şey yaptığıma anlam veremiyordum. Tek bildiğim şey, o adamın yaralarını sardıkça huzurlu hissediyordum.
Karşımda yatan adam Metehan Kıraç'tı.
Sağ kaşının yanına şakağına doğru tam 10 dikişe sahipti. Ta ki az önceye kadar. Dikişlerini kendi elimle çıkarmış, pansuman yapmış bir de üstüne beyaz sargı bezini oraya yapıştırmıştım. İzi hafif kalmıştı.Dikkatli bakılmadıktan sonra belli olmuyordu. Yüzünde başka kalıcı hasarı yoktu.
Hastaneye ilk geldiğinde ciğeri su ile dolmuş ve eğer sadece 5 dakika daha geç gelseydi, ölmüş olacaktı.Kaburgaları kırılmış, bacakları da eklem yerlerinden kırılmıştı.Operasyon tam 3 saat sürmüştü.Kaburga kemikleri platin kaynamasını sağlayacak şekilde ayarlanmış, eklem yerleri ise platin ile düzeltilmiş ve alçıya alınmıştı. Daha beteri de olabilirdi. Allah korumuş.
Yüzü sert bir yapıya sahipti ama bir o kadar da masum duruyordu.Vücudunda sağ omzunda kuş tüyü olan renkli bir dövmeye sahipti.Bıyığı ve sakalları vardı ama ilk geldiğinde sanki yeni tıraş olmuş gibiydi.
Ellerimi yüzüne uzattığımda yavaşça yanaklarına dokundum.Uzayan sakallarını hafifçe severken birden gözlerini açmasıyla irkilmiştim.Gözlerini açması imkansızdı çünkü sürekli uyutuluyordu.Elini hareket ettirmeye çalışırken ben kendime gelip ağzında duran maskeyi çıkarttım.Bir kaç kere öksürdükten sonra ağzını açtı.
''Kimsin?''diye sorduğunda tereddüt etmeden, ''Sevgilinim.'' dedim.
YOU ARE READING
Enkaz-ı Devran
ChickLit''Evet sayın seyirciler, bir son dakika haberi ile karşınızdayım! Hemen karşısınızda gördüğünüz koyda onlarca, hatta yüzlerce insan bir anda belirlen geminin altında canını kaybetti. Görgü tanıdığı olan bir adam var yanımızda.'' der ve kamera adama...
