Sesler

40 5 0
                                        


Evet buraya klasik olarak ''Bir Şizofrenin Günlüğünden'' başlığını koyup fazlasıyla okunma alabilirim ancak ben okurlarıma yalan söylemem.Ben daha kötü bir hastalığa sahibim.Düşünebiliyorum.

Şöyle bir gezintiye çıkalım.Düşünce gezisine.Aklınızın derinliklerindeki paslanmış,kırılmaya yakın o yerleri bir yağlayalım.Hiç düşündünüz mü ? Bu dünya,yıldızlar,galaksiler,tüm bu evren benim için yaratılmışsa.Ya sadece ben etrafımdaki şeyleri algılayabiliyor,düşünebiliyor ve eylemleri istemli olarak gerçekleştirebiliyorsam.O zaman ne olacak zombiler ? Kendinizi benim için yaratılmış olarak düşünemiyorsunuz değil mi ? Eğer düşünebiliyorsanız zaten ben sizin için yaratılmışımdır.

Fizik dersim hep iyiydi.Quantum olsun,izafiyet olsun hep başarılı olmuşumdur bu tarz konularda.Yok mu o paradokslar insanın kafasını kurcalayan.Peki sizinde aklınızı kurcalamadı mı tüm bu evrendeki (veya evrenin ta kendisi) oluşumların sizin için yaratılması fikri ? Ben sizinle konuşurken aslında duvarla konuşuyorsam nasıl olurdu peki.Mantıken evren sizin için yaratıldı ise,hayatınızın mükemmel olması gerekir.Etrafıma bakıyorum da hayatımda daha çok fazla şey olacakmış gibi.Çok kötü hayatlar yaşayan insanlar görüyorum.Öyleyse bu evren benim için yaratılmıştır.

Bunu buralara yazmak kadar acı birşey yok.Sizin gerçek olmadığınızı,birer zombi olduğunuzu bilsem de yazmak iyi geliyor biliyor musunuz ? Duvara yazmaktan pek farkı yok çünkü siz zaten gerçekte yoksunuz.Benim gerçekliğimde her zaman,toplam gerçeklikte hiçbir zaman var olmadınız.Şöyle bir hikayeyle konuya açıklık getireyim : 

  1945 yılında yetimhaneye bir çocuk bırakılır. Bu çocuk, anne babasının kim olduğunu bilmeden, yalnız ve itilmiş bir halde büyüyecek olan Jane'dir. 1963'de, Jane 18 yaşında iken, barda tanıştığı bir adama karşı inanılmaz bir çekim hisseder ve ona aşık olur. Adamla bir süre beraber olurlar ve Jane ondan hamile kalır fakat yersiz yurtsuz bu adam birden ortadan kayboluverir. Jane çocuğunu kendi başına doğurmaya karar verir fakat kötü talihi yine peşini bırakmayacaktır; doğum sırasında doktorlar Jane'in hermafrodit (hem dişi hem de erkek cinsel olranlarına sahip) olduğunu farkeder ve hayatta kalabilmesini sağlamak için bir operasyonla onu erkek yaparlar. sıkıntılar bununla da bitmez, doğumun üzerinden çok vakit geçmemiştir ki bebeği bilinmeyen kişilerce doğumhaneden kaçırılır.Yorgun, bunalmış, dışlanmış Jane hayata küser, 1970 yılında alkollü oldugu bir gecenin sonunda demlenmekte olduğu barın barmenine hayat hikayesini anlatır. adamın durumuna çok üzülen barmen ona "zaman yolcuları birliği"ne katılması halinde kendisini terkeden adamdan intikamını alabileceği söyler. Jane, birliğe katılır ve zaman makinesi ile 1963 yılına geri döner. tam intikam planları yapmakta iken bir barda tanıştığı yetim bir kadından çok hoşlanır, onunla beraber olur ve kız hamile kalır. durumdan haberdar olan barmen dokuz ay sonrasına gidecek ve doğan çocuğu kaçırıp 1945 yılına geri dönerek onu bir yetimhanenin kapısına bırakacaktır. barmen daha sonra kafası iyice allak bullak olmuş Jane'i 1985'e götürür. Jane burada zaman yolculuğu birliğinin saygıdeğer bir üyesi oldugunu ve kimliğini gizlemek için barmen olarak çalıştını öğrenir.  

Bu hikayede Jane'imiz herşeyimizdir.Kendi annesi,kendi babası,kızı,kocası,karısı ve barmendir.Bu hikaye kendi içinde tutarlı bir paradokstur.O dünya Jane için yaratılmıştır,Jane kendi yazar,kendi oynar ancak kaderini değiştiremez.Bu da bu gerçekliğin bize bahşediliş şeklidir.''Bana'' bahşediliş şeklidir.Çünkü benim evrenimde siz gerçek değilsiniz.Burada tek gerçeklik benim.Ben nereden geldiğimi biliyorum.Peki ya siz bütün zombiler ? 

Siz Bütün ZombilerStories to obsess over. Discover now