AMAN ALLAH'IM BU KİM!

73 2 0
                                        

Mutfaktan gelen çatırtılarla, gözlerimi hafifçe araladım. Aceleyle gözlerimi saate çevirdim. Şükürler olsun sabah namazım geçmemişti. O an da, yüzümde hafif bir tebessüm oluştu. Bu benim namaza olan aşkımdı sanırım. Ani bir hareketle kalkıp banyoya girdim. Besmele çekip abdestimi aldım. Dedemin Kabe'den getirdiği gül kokulu seccademi alıp namazımı kıldım. Hemen lacivert eteğimi ve krem rengi bluzumu üzerime geçirdim. Annemin sesiyle bir anda irkildim;

"Kübra kızım, uyandın mı?"

"Evet anneciğim, uyandım."

"Hadi kızım kahvaltı hazır çabuk gel, okula geç kalacaksın."

"Tamam anneciğim, hemen geliyorum."

Yatağımı hızlı bir şekilde topladıktan sonra,çantamı alıp hızlı bir şekilde aşağı indim. Mutfakta çayları dolduran annemin arkasından sarıldım.

"Döktürmüşsün sultanım" deyip öptüm.

"Dur kız düşücem!"

"Sen otur validem ben doldururum  çayları."

"Hayırdır bugün bir Osmanlı esintisi var üzerinde."

"Bugün çok meshuut uyandım." dedim gülerek

Hep beraber kahvaltı yapmaya başladık. Babamın abime yönelttiği soruyla yüzümüzü babama çevirdik.

"Eeee Osman Zeynep kızımı ne zaman isteyeceğiz."

Abimin birden yüzü kızarmıştı. Zeynep abla benim gerçek ablam gibi sevdiğim biridir. Yeşil göz herkese yakışmaz ama Zeynep ablaya pek bir yakışıyor. Yeşil gözlerini abimden ne kadar kaçırsa da o da onu kaderiymiş gibi seviyor. Abime gelirsek açık kahverengi gözleri ile dünyanın en yakışıklı abisidir. Ben küçükken onun boyuna yetişmek için az zıplamadım. Abimin sesiyle düşünce denizinden çıkıp kafamı kaldırdım:

"Şey... Hayırlısı babacığım. Yani bilmem. Neyse neyse Kübra seni bugün okula ben bırakayım mı?

Gülerek "OLUR ABİCİĞİM" dedim imalı bir şekilde.

Ayağa kalkıp annemi ve babamı öptükten sonra çantamı alıp kapıya yöneldim. Abim benden önce çıkmıştı. Şükür abime yetişebilmiştim. Tam arabaya binecektik ki mahalleye abim için bir güneş doğdu. Gelen Zeynep abla idi. İkisinin de gözleri yerdeydi ama kalp gözleri açık olduğu için ikisi de birbirini görebiliyordu. Abim benim sesimle irkildi:

"Abi okul diyorum, geç kalıyorum diyorum."

"Tamam canım geliyorum."

Ani bir hareketle arabaya bindik.

"Dersler nasıl bakalım?"

"İyi abiciğim, ellerinden öper."

"Bir dersten kal da görürsün sen şaka yapmayı."

"Merak etme kalmam." dedim gülerek. Abi kardeş olarak çok iyi anlaşırdık.

Uzun olmayan bir yolculuğun ardından okula varmıştık.Kızlar beni kapıda karşıladı. Rumeysa:

"Sanki biraz geç kaldın."

"Abiciğim teşekkür ederim. Allah'a emanet ol."

Abimin arkasından el sallayıp kızlara döndüm:

"Abim biraz oyalandı , neyse derse geç kalacağız." Hümeyra:

"Ayy ders Yusuf hocanın. "

"Evet yaa ben edebiyat dersini Yusuf hocayla sevdim."

"Aynen."

Üçümüz birlikte sınıfa geçtik. Sınıf her zamanki gibi herkes kendi halinde takılıyordu. Biz her zamanki yerimiz olan cam kenarının 2. sırasına oturduk. Yan sırada Hümeyra, arka sırada Rumeysa oturuyordu. Nihayet Yusuf hocamız gelmişti.

"Günaydın arkadaşlar."

"İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür,

İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür!" Efe:

"Yine başladı yaa!"

Efe sınıfın en gereksiz insanıdır. Biliyorum tanıştığınıza hiç memnun olmadınız. Yusuf Hoca:

"Efe, duyamadım bir şey mi söyledin?"

"Yok hocam yanlış duymuşsunuz."

"Neyse arkadaşlar size üst sınıflardan bir arkadaşınızdan bahsedeceğim; Adı Bilal. Güzel sesiyle ve edebi yönüyle okulumuzun en gözde öğrencisi. Zaten tanıyanınız vardır. Ahmet! Koş oğlum üst kattan 3. sınıf."

"Tamam hocam."

Kapının çalınmasıyla tüm gözler kapıya yöneldi. Sınıftan içeri adımını attığında edebi sanki yürüyüşüne ve kişiliğine vurmuştu. Aman Allah'ım bu kim! Sınıfın kızlarının hepsi dört gözle Bilal' e bakıyordu. Kahverengi gözleri ve gözlerinin yere bakması herkesi mest etmişti.

 Kahverengi gözleri ve gözlerinin yere bakması herkesi mest etmişti

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

"Bilal oğlum bize bir şiir okur musun?"

"Tabii hocam."

"Her şey, her şey şu tek müjdede; 

Yoktur ölüm, Allah diyene
Canım kurban, başı secdede,
İki büklüm, Allah diyene

Akıl, kırık kanadı hiçin;
Derdi gücü 'nasıl' ve 'niçin'...
Bağlı, perçin üstüne perçin,
Benim gönlüm Allah diyene...  

Necip Fazıl Kısakürek"

Şiiri bittiğinde , hala etkisinden çıkamamıştım. O kadar güzel okumuştu ki! Tevafuka bak ki benim en sevdiğim şairin en sevdiğim şiirini okumuştu. 

"Abii!" Hümeyra'nın  seslenişiyle ona döndüm. Bütün sınıf ona bakıyordu.

"Hümeyra, o senin abin mi" diye fısıldadım. 

"Evet" dedi o da benim gibi  fısıldayarak. Kızlar Hümeyra' ya kıskançlıkla bakıyordu. Hatta kızlar düşüncelerini biraz açıktan ifade ediyorlardı.

"Keşke benim de böyle abim olsa ."

"Ahh ola ola Hümeyra'nın abisi mi olmuş !"

"Yani bence o kadar yakışıklı değil." AYY! Efe karışmasa olmaz!

"Senden daha yakışıklı bir kere."

"HAHAHA tabi tabi ölüyor  yakışıklılıktan."

"Evet arkadaşlar kendi aramızda fısıldaşmayı keselim lütfen! Dersimize dönüyoruz. Bilal oğlum teşekkür ederiz, sınıfına dönebilirsin."

"Rica ederim hocam ne zaman isterseniz. "

'Evet evet hocam hep isteriz, çok güzel okuyor' tabii ki bu düşünceyi zihnimin bir köşesine bağlayacağım. O zihnim ve benim aramda...

...............

Selamun Aleyküm arkadaşlar. Biz bu güzel kitabı iki arkadaş hatta arkadaştan öte iki kardeş olarak ortaya çıkardık. Hatice Hilal Yüksel ve Beyzanur Yurdakul ... Sizden isteğimiz kitabımızı okuduktan sonra eğer beğenirseniz oy vermeniz. Mutlaka hatalarımız çıkacaktır. Bunları bize belirtirseniz seviniriz. Her türlü yoruma açığız. Şimdiden sizleri çok seviyoruz. Kucak dolusu sevgiler. Allah' emanet olun...



You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Aug 17, 2016 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

BİR ÖMÜR BERABERStories to obsess over. Discover now