Işte sizlere yeni hikayem. Multide: Yağız , Zeynep ve Burak ..
Burnuma gelen leş kokusu beni birden yer yatağımdan kaldırmıştı. Dünden kalan baş ağrısı mide bulantısı kendini belli ederken, bu leş kokusunun içimde yaratan korkuyu daha çok arttırmıştı. Ufak çaplı bir sakarlıkla serçe parmağımı yer yatağımın biraz uzağında olan masaya çarpmıştım bile. Serçe parmağımı tutarak yere oturmaya çalıştım. Bu sefer de oturduğum yerin dün çalışırken yiyemediğim cips ve dondurma paketi olduğunu anladım. Öğrencilik hayatımda bu kadar berbat bir gün geçirdiğimi hatırlamıyordum. Çalan zilin sesi baş ağrımı daha çok sınarken. Üstüme bile bakmadan kapıya yöneldim. Bunu yapmam bir kaç saniyemi almıştı. Çünkü benim evim küçüktü. Hem de baya küçüktü.
"Kim o?"
Bu ses benimmiydi ondan bile emin değildim. Kesin yine hasta olmuştum.
"Benim." diyen küçük kız kardeşime kapıyı açtım ve küçücük minnacık pis evime soktum. Sokmaz olaydım. Hemen gidip anneme söylerdi. Ve yine aynı konulara dönerdik. Ailevi konulara.
"Abla bu odanın hali ne böyle."
"Off sus başım ağrıyor. Allah aşkına sus."
"Yine mi abla. Annem demedi mi sana sabahlara kadar ders çalışma diye."
"Çalışmadım Nur."
Diye söylenmeye başlayacaktım ki sesim boğazımda takılı kaldı. Çıkmadı ve orada bana eziyet çektirdi. Aleyna ise anlamış gibi kafa sallayıp küçücük evime bakıp ofladı.
"Annem sana bir kaç eşya filan yolladı. Ha bide turta filan var. Bence yarısını buzluğuna koy. Annemle dün yaptık. Zaten ayrı poşetlere ayırdım." dedi elindekilerini göstererek. O kadar mutluydum ki serçe parmağımın ağrısı bile gitmişti. Ben ona kafa sallarken oda elindeki küçük bavulu açtı ve içeridekilerini çıkarmadan yüzüme baktı. Ihım Ihım yaptım ve zorlayan sesimle konuşmaya başladım.
"Erkenden kalkıp buraya gelmek zorunda değildin." Benim küçük kardeşim benim için resmen fedakarlık yapıyordu. Gerçek evimle bu geçici evimin arasında 4 saatlik mesafe vardı.
O ise yeni aldığı belli olan saatine bakıp iç geçirdi.
"Saat 12'yi 5 geçiyor abla abartma. Hem zaten arkadaşımla buluşacaktım. Anneme yaranmam lazımdı. Sana özel bir şey değil" dediğinde iç geçirdim. Üzülmemiştim zaten Aleynayla aram hep kötüydü. Ama yinede çok seviyordum onu.
Tamam der gibi başımı salladım. Ve masanın üstündeki kahve kupalarını bitişik dolabın arkasındaki lavaboya koydum. Aleyna belki yardım eder umuduyla ona baktım ama o bana değil kafese bakıyordu. Kafamı kafese çevirdiğimde kuşumun ölü bedenine baktım. Ve sabah kalktığımda aldığım leş kokunun nereden geldiğini anlamıştım. Aleyna kuşumu alıp dışarı çıkardı ve yarım saat boyunca gelmedi. Artık dün gece yüzünden kalmayan göz yaşlarımı akıttım. Bu bana bir kaç sivilce ve artık katlanamayacağım bir baş ağrısı verdi. Midemi saymıyordum bile galiba bugün benim için bitmeyecek gibiydi.
Aleyna geldiğinde hem duş almış hem de az da olsa etrafı toplamıştım. Leptopumu ve fareyi dolaba koydum. Notlarımı ve bitmeyen sunumumu yeni aldığım deri çantaya yerleştirdim. Saate baktığımda bir olduğunu gördüm ve Aleyna'nın sıcak suyu nudo paketlerine döküşünü izledim.
"Aleyna, ne zaman arkadaşınla buluşacaksın?"
"Aslında abla öyle biri var gibi."
"Ne demek var gibi kızım."
"O bir erkek."
"Kızım anlat şunu. Yok dur anlatma ben giyiniyim. Sen de nudoları poşede koy. Beraber okula gidelim."
YOU ARE READING
KIVIRCIK.
Fanfiction'Gitsen. Beni rahat bıraksan.' dedi kıvırcık. Siyah saçlı adam ise tam tersine elini tuttu kıvırcığın. 'Sunbae' dedi isyankar kıvırcık. Siyah saçlı adam ise tuttuğu eli hiç bırakmadı.
