Tamı tamına 2 yıl oldu onu görmeyeli. Ne zaman dışarı çıksam gözlerim onu arıyordu, aklımdan bir gün bile çıkmıyordu ki onu nasıl unutucaktım? Ama artık bu duruma alışmam gerekiyordu.
ARTIK ESKİ ARYA YOK!
Daha 17 yaşındayken birisine bağlanıp çok sevmek hatta deli gibi sevmek sonra onların birden yurt dışına taşınması beni yıktı ve de üstüne onun bu olaylara üzülmemesi beni daha da üzdü. Konuşmuyoruduk, görüşmüyorduk.
Artık 22 yaşındaydım istediğim bölümü okumuş mesleğimi elime almıştım.
Bu sene ilk atamam olacaktı. Sayısalı sevdiğimden matematik öğretmenliğini yapıcaktım.
17 Haziran Cumartesi
Sabah gözlerimi zar zor açtım dünün yorgunluğunu atamadım hâlâ üstümdeydi. Evet dün en sevdiğim kuzenim, kız kardeşim olarak gördüğüm teyzemin kızı Burçe'nin düğünü vardı. Canım benim sevdiği adamla evlendi çok mutlu olur inşAllah.
Kalkıp banyoya gittim elimi yıkayıp tekrardan odama geçtim.
Bugüne özel bir programım yoktu aslında o yüzden spor sade bişeyler giymem gerektiğini düşünüp dolabımın önüne geçtim mavi kot dar bir pantolon üstüme gri salaş omuzları taş detaylı yarım kollu tişörtümü giymeye karar verdim onları yatağımın üstüne bırakıp mutfağa indim.
Annem, babam ve abim mutfakta kahvaltı yapıyorlardı.
Bende gidip yanlarına günaydın deyip yanaklarına öpücük kondurdum ama hiç biri gülmüyordu aksine üzgün duruyorlardı. Babam normaldi annem üzgün abimse simirliydi burnundan soluyordu resmen.
-"Günaydın diyorum millet" dedikten sonra
-Abim "Günaydın prenses" dedi
-Babamla annemde aynı anda "Günaydın kızım" dediler.
Abim bi bana bakıyordu birde babama sinirli bakışlarını gönderiyordu. Abim Sinan 25 yaşında mimardır, abimle ne kadar tartışsakta o benim herşeyimdi.
-"Anne, baba noluyor ya artık birşey söylicek misiniz yanınıza geldiğimden beri ağzınızı bıçak açmıyor." Dedim.
-"Kızım" dedi babam ve devam etti sözüne "Sana görücü var." Dedi.
-Pek şaşırmadım çünkü son zamanlarda olabilen şeyler ama benim asıl anlamadığım ve şaşırdığım yer ailem neden bu kadar takıldı ki bu konuya?
"Nasıl yani baba geçen de olmuştu bu olay kızım istemiyor demiştin konu kapanmıştı. Neden şimdi hepiniz sinirli annem üzgün?" Dedim.
-"Kızım bu defa çok başka" dediğinde annem. Kaşlarımı çattım annem devam etti "Babanın işi söz konusu olunca hayır diyemiyoruz"
-"Ne demek babamın işi söz konusu Anne!" Derin bir nefes alıp devam ettim.
"Şaka mı bu ya" kelimelerimin her birinin üstüne özellikle bastım.
"Ya ben ne olcam? Benim hayatım, benim hayallerim? Hiç mi düşünmediniz" bağırarak söylemiştim bunları.
-Babam elinde ki çatalı sofraya vurup "Yeter" diye haykırdı âdeta
"Bu konu burda kapanmıştır git hazırlan akşama gelicekler istemeye" dedi.
Hiç bir şey demeden yanlarından kalktım odama giderken abimle babamın tartışma sesleri geliyordu abim belliydi ki beni vermek istemiyordu babamla da o yüzden tartışıyorlardı.
Odama geçip aşağıda tuttuğum göz yaşlarımı ve hıçkırıklarımı bıraktım yatağıma uzandım.
10 dakika kadar sürede sadece ağladım şimdide kim bana görücü geliyordu onu düşünüyordum. Aslında az çok tahmin edebiliyordum babamın iş ortağı Hasan Beyin oğlu Buğra olması lazım çünkü dün düğündeyken Buğra'nın annesi Nevin teyzeyle annem konuşurken Nevin teyze bana bakıp bakıp duruyordu. Oğlu Buğrayı daha önce görmedim çok eskiden çocukken bize gelmişlerdi bir kere o zaman görmüştüm bir daha da görmedim ama her kızın dikkatini çeken, yakışıklı, karizmatik olduğunu duymuştum.
Saate baktığımda saat 12.00 olmuştu bile odamda ne yapcam diye düşünürken en samimi arkadaşım deryayı aramak geldi aklıma. Onunla birlikte büyüdük diyebilirim. Deryayı aramış onu bize çağırmış ve o da gelmişti, olanlarıda anlatmıştım.
-"Kızım sen turnayı gözünden vurmuşsın ya." Dedi Derya.
-"Hıı tabi canım sende istemeyerek evlen görürüm ben seni." Dedim.
-"Ya niye öyle diyorsun Arya tanışın bi çocukla belki seversiniz birbirinizi."
-"Belki" onun dediği kelimeyi tekrarlayıp kuşkuyla baktım.
-"Hadi saçını makyajını yapalım uzun sürer işimiz." Dedi Derya.
-"İyi ki varsın" deyip sarıldım ona.
-"Sen de canım sen de iyi ki varsın."
Saçlarımı dalga yapıcaktım su dalgası. Sarı renk saçım su dalgasıyla, mavi renk olan gözlerimi öne çıkarıyordu.
Bir yandan saçımı yapıyordu arkadaşım bir yandan da meyve suyu çikolata falan götürüyorduk bir yandan da muhabbet sohbet iyi gitmiyor değildi vallah.
Saçlarım hazırdı makyajımı kendim yapıcaktım.
Kırmızı bir ruj sürdüm kalın dudaklarıma.
Siyah kalem ve rikit kullandıktan sonra azcık yanaklarıma allık sürmüştüm renk katsın diye yüzüm pürüzsüzdü zaten.
Makyajımda bittikten sonra sıra geldi giyinme göz alıcı capcanlı kırmızı renk diz üstü sırt ve göğüs dekolteli kalın askılı elbisemi giydim.
Ayakkabı olarak da boyum uzun olduğu için az topuklu siyah ayakkabımı tercih ettim.
Saat 18.30'du Derya gitmişti.
Odam da can sıkıntısından patlarken Sinan girdi içeriye 'bakmayın sinan dediğime onunla konuşurken abi derim'
"abim" dedim
"güzelim" dedi sarıldı bana.
"Affet abim babamın lafının üstüne laf yok bilirisin" dedi
"Bilirim abim" dedim.
"Çok güzel olmuşsun abicim" dedi abim.
"Teşekkür ederim abicim" dedim.
Abim gitti yanımdan annem geldi aşağıya mutfağa gelmemi istedi tabi ki de annem de yanıma gelmiş sarılmıştık ama göz yaşlarını tutamadı ya benim de içim acıdı. Mutfakta annemi kek ve börek yaparken gördüm bir an unutuyordum doğru ya beni istemeye geliceklerdi bugün.
Zil çalıyordu. Ve kalbim çıkıcaktı sanki kapıyı açar açmaz karşımda gördüm ama 3 tane genç vardı hangisi oydu?
Mavi gözlü esmer çocuk?
Sarışın yeşil gözlü mi?
Yoksa koyu kahve rengi gözlü esmer çocuk?
Gelecek bölümde görüşmek üzere...
YOU ARE READING
AŞK
Romance17 yaşındaki bir genç kız kör kütük aşık olduğu genci elinden kaybedip 5 yıl sadece onu düşünüp hayatına onunla giden bir kız artık kendini düşünme vakti gelip tam yeni hayat derken zorla başkasıyla evlendirme kararı da neyin nesi?
